Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı ve 24. Dönem Milletvekili Rıza Türmen, Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman Kürt sorununda böyle ileri bir aşamaya gelinmediğini belirterek, “Bunların değerini görmek lazım. Bir kapı açılmıştır. O kapıdan geçmek lazım” dedi.
Sürecin toplumsallaşmasının yolunun sivil toplumdan geçtiğini vurgulayan Türmen, “Demokratik zemin kurulmadan komisyondan demokrasi sonucu da çıkmayacaktır” dedi.
Geçmişten ders çıkarılarak yapılması gerekenleri sıralayan Türmen, sivil toplumun dahili noktasında önerilerde bulundu:
“Şimdiki komisyonun yetki alanı belli değil, bu aşamada ne ile uğraşacak, ne yapacak belli değil. Bu yetki alanını ve çerçeveyi oluşturacak detaylı bir ilkeler bildirisi yararlı olur diye düşünüyorum. Bizim bu aşamada üzerinde en önemli durduğumuz şey sivil toplumun bu sürece dâhil olması çok önemli. Eğer demokratik bir süreçten bahsedeceksek bunun yöntemleri konuşulmalı. 220 sivil toplum kuruluşunun imzasıyla bir basın açıklaması da yaptık biz. ‘Ne gibi bir mekanizma kurulursa sivil toplum dâhil olabilir?’, bunun görüşülmesi lazım.
‘HALKIN BENİMSEMESİ CANLILIK KAZANDIRIR’
“Bu sürecin toplumsallaştırılması lazım. Ancak toplum benimserse bu süreç verimli olur ve olumlu sonuçlar doğurur. Toplumsallaşmanın yolu sivil toplumdan geçer. Hem sürece demokratik meşruiyet kazandırmak bakımından önemli hem de sürecin toplumsallaştırılması bakımından önemli. Başka türlü çünkü halk bunu benimsemez, yabancılaşır, halkın dışında böyle bir elitlerin yürüttüğü bir süreç haline gelir. Halktan kopuk bir süreç. Hâlbuki halkın benimsemesi bu süreci canlılık kazandıracaktır. Bu süreci daha ileriye götürecektir.”
‘KÜRT SORUNU PKK’NİN SİLAH BIRAKMASINDAN İBARET DEĞİL’
PKK’nin Kürt sorununun ortaya çıkardığı bir sonuç olduğunu, bu sonuca gidennedenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Türmen, şunları söyledi:
“Bütün bu işi terörsüz Türkiye’ye sıkıştırırsanız o zaman hiçbir sonuç alamazsınız. Yani sadece amaç terörün ortadan kaldırılması, PKK’nin silah bırakması, kendini feshetmesiyse, bu tabii ki yeterli değildir. Yani Kürt sorunu, bundan ibaret değil ki…
PKK, Kürt sorununun ortaya çıkardığı bir sonuç zaten. Ama bunun nedenlerini bu sonuca giden nedenleri ortadan kaldırmadığımız sürece, şiddet bir şekilde geri dönecektir. Sadece terörü sıkıştırmak çok yanlış olur, sorun bir demokrasi sorunudur. Sorun bu demokrasi çerçevesinde Kürt sorununa çözüm bulma sorunudur. Bu sorunla ilgili bir müzakereler yapılması lazım. O bakımdan isim çok önemli. Bu yani bu sadece silah bırakmayla mı sınırlı kalacak, yoksa onun ötesinde Kürt sorununa eğilecek genel bir demokratik çerçeve mi sunacak? Bu önemli.”
‘DEMOKRASİ KRİZİNİN ORTASINDA AÇILIMI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ’
Türkiye’de bir rejim değişikliği olduğunu söyleyen Türmen, şu uyarıda bulundu:
“Büyük bir demokrasi krizi var. Seçilmiş insanlar yataklarından çıkarılıp cezaevine gönderiliyor. Kaç tane belediye başkanı tutuklandı, yerlerine kayyımlar atanıyor. Yani en ufak bir muhalif ses hemen şiddetle bastırılıyor. Yani muazzam bir demokrasi krizi var Türkiye’de. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Bununla beraber bir demokrasi krizinin ortasında bir Kürt açılımı gerçekleştiriyoruz. Ortada zaten bir temel çelişki var. Bu çelişkiyi çözümleyebilmek lazım. Halletmeden hiçbir ilerleme sağlanamaz.”
‘AYM ve AİHM kararlarına uyulmalı’
Türmen, yapılması gereken yasal düzenlemelere ilişkin ise şunları dile getirdi:
“Yasal düzenlemelerin hepsini bir tarafa, ilk önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması lazım. Yani hukuk devletiyle en ufak bir ilişkiniz varsa AİHM kararlarını uygularsınız. Sözleşmeye katılmışsınız, sözleşme ne diyor? Bu mahkemenin verdiği kararlar bağlayıcıdır. Devlet bunları uygulamakla zorunludur diyor. Benim işime gelmeyenleri ben uygulamam diyorsunuz. Yani Demirtaş da Osman Kavala için de mahkeme ne diyor: Bu davalar siyasidir. Bu çok önemli bir tespittir, bunu mahkeme kararına sokmuşlar. İlk iş AYM ve AİHM kararlarını uygulamak olmalı.
‘SİLAH BIRAKANLARA ALTERNATİF YAŞAM SUNULMALI’
“Ondan sonra yasal düzenlemeler üzerinde düşünelim. Bu sadece yeterli değildir. Şimdi silahı bırakan insanlar ne olacak? Bunların geleceklerini kararlaştırmak lazım. Silah bırakmakla beraber dağdaki yaşamlarından da vazgeçmiş oluyorlar. Peki, bu insanlara ne sunacaklar, alternatifi nedir bu yaşamın? Bu insanlara topluma yeniden katılma, barış içinde yeniden var olma imkânlarını verebilmek lazım. Tabii bununla ilgili yasal düzenlemeleri yapmak lazım. Yani bu silah bırakmanın doğal sonucu. Nasıl yaşayacaklarını, geleceklerini nasıl tayin edeceklerini göstermek lazım.”
‘SİLAHLAR SUSTU, BU ÇOK DEĞERLİ’
İyi Parti’nin komisyona katılmama kararını eleştiren Türmen, sürecin önemine dikkat çekti:
“Peki bu olmasın, ne olsun? İstemiyorsanız bunu alternatifini koymanız lazım. Türkiye insanlar tekrar silaha mı sarılsınlar, insanlar birbirlerini öldürmeye devam mı etsin? Niye barış olmasın, bunu anlamak çok güç. Bunun cevaplarını verebilmeleri lazım. Bir takım popülist sloganlarla bu soruların cevabını bulamazsınız. Sloganlardan bir parça kurtulup gerçekçi olarak bu işe bakmak lazım. Yani ortada bir Kürt sorunu vardır. Nasıl çözebileceksiniz? Silahlar sustu, bu çok değerli bir şey. Ölümler bitmiştir, geldiğimiz nokta bir de komisyon kurulmuştur. Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman Kürt sorununda böyle ileri bir aşamaya gelmedik şimdiye kadar. Bunların değerini görmek lazım.”
TUZAK MI FIRSAT MI?
Sürecin bugüne kadarki en ileri aşamada olduğunu belirten Türmen, son olarak ‘tuzak mı, fırsat mı?’ tartışmasına değindi:
“İlerlemeyi devam ettirmek lazım. ‘Bu bir tuzak mıdır, fırsat mıdır?’ sorusuna da ‘fırsattır’ şeklinde cevap vermek lazım. Ve bunu fırsata dönüştürmek lazım. Bunu bir siyasi partinin çıkarlarına hizmet eden bir süreç olmaktan çıkarmak lazım. Bir kapı açılmıştır. O kapıdan geçmek lazım. O kapıdan geçtikten sonra ne olacağı size bağlıdır, oradaki siyasi partilere bağlıdır.”
/Bianet/









