Avrupalı siyasetçiler: Rojava konusunda sessizlik suç ortaklığıdır

DünyaGündem

🔴Rojava’ya yönelik saldırılara tepki gösteren Avrupalı şahsiyetler “Sessizlik tarafsızlık değil, suç ortaklığıdır” diyerek Avrupa Birliği’ni açık tutum almaya çağırdı.

Türkiye destekli HTŞ ve bileşenleri cihadist güçlerin Rojava’ya yönelik saldırı ve kuşatmaları devam ediyor. Elektrik ve suyun günlerdir kesik olduğu kuşatma altındaki Kobani’de insani dram yaşanıyor. Hasta, yaşlı ve çocukların yaşamlarının risk altında olduğu kentte 4 çocuğun soğuktan yaşamını kaybettiği duyuruldu.

Öte yandan dünyanın dört bir yanında Kürtlerin ve uluslararası demokratik toplumun Rojava ile dayanışma eylem ve çağrıları da sürüyor.

Rojava’da yaşayan Kürt halkıyla dayanışma içinde olduklarını açıklayan Avrupa Parlamentosu milletvekilleri ve bazı Avrupalı siyasetçiler, ANF’ye  konuştu:

Martin Schirdewan, MEP, Avrupa Parlamentosu’nda Sol Grup (The Left) Eş Başkanı, DIE LINKE Almanya:

“Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ve Konsey Başkanı António Costa, on gün önce Şam’daydı; Al-Sharaa’ya büyük bir çek sunmak ve onu Avrupa vergi mükelleflerinin parasıyla desteklemek için. Bu geçiş hükümetinin ve Kürtlere karşı yürüttüğü savaşın Avrupa kamu fonlarıyla finanse edilmesi kabul edilemez. Avrupa devlet başkanları Al-Sharaa için kırmızı halı sermemelidir.

Avrupalı siyasetçileri ve Şansölye Merz’i şimdi açık bir tutum almaya çağırıyorum; Suriye’de Kürtlere ve diğer etnik-dini gruplara karşı yürütülen çatışmaların derhal durdurulmasını talep etmelidirler. Kürtler IŞİD’i yendi, bunun için teşekkür ve tanınmayı hak ediyorlar. IŞİD savaşçılarının büyük bölümünün hapisten salınmasıyla birlikte, acımasız bir şiddet ve katliam dalgası tehdidi var. Uluslararası toplum Rojava’yı şimdi terk etmemeli, dayanışma göstermelidir.”

Andreas Schieder, MEP, Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D), SPÖ Avusturya:

“Bu son iki hafta, Suriye’deki Kürt sivil nüfusa bir kez daha büyük acılar getirdi. Ülkenin barışçıl geçişine tüm halkları dahil etme yönündeki önceki vaatlerine rağmen, Suriye liderliği şiddet ve baskı yoluna girdi. Geçiş hükümetinden kalıcı uzlaşma için dürüst bir girişim bekliyoruz; bitmek bilmeyen düşmanlık sarmalına gidiş derhal durdurulmalıdır ve Türkiye’nin mevcut çatışmadaki rolünü sert biçimde eleştiriyoruz.

Avrupa, insan haklarını savunanlarla dayanışma içinde olmalıdır. Her koşulda insani yardım sağlamaya devam etmeli ve acımasız şiddetten sorumlu olanları teşhir etmelidir. Avrupa Parlamentosu üyesi olarak sesimi kullanmayı sürdüreceğim; sizin sesinizin de Avrupa Birliği içinde ve dışında duyulması için.”

JONAS SJÖSTEDT: SESSİZLİK TARAFSIZLIK DEĞİL, SUÇ ORTAKLIĞIDIR

Jonas Sjöstedt, MEP, Avrupa Parlamentosu Sol Grup – GUE/NGL, Vänsterpartiet İsveç:

“Suriye’deki durum son derece endişe verici. İslamcı hükümet, Kürt azınlığa saldırmak için askeri güç kullanıyor. Kürtler bir kez daha, daha önce defalarca yaptıkları gibi, kendilerini savunmak zorunda bırakılıyorlar.

Bu şiddetin yeniden sahneye çıkmasını izlemek yürek parçalayıcı. Kürtler, IŞİD ve El Kaide’ye karşı mücadelenin en ön saflarındaydı. Sadece kendi hayatta kalmaları için değil, bütün dünya adına savaştılar ve bedel ödediler.

Ama bugün, IŞİD’in yenilgiye uğratılmasında belirleyici rol oynayan o Kürtler, şimdi acımasız saldırı altında. Aileler yerinden ediliyor. Bütün topluluklar korku içinde, yeniden ve yeniden göç etmek zorunda kalıyor; ortada hiçbir güvenlik yok.

Bu durumda uluslararası toplum, azınlık haklarının ihlaline asla izin verilmeyeceğini açıkça ortaya koymalıdır. Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar ve Kürtler; Halep’te, Rojava’da ve Suriye’nin tamamında özgür ve onurlu yaşama hakkına sahiptir.

Sessizlik tarafsızlık değildir. Sessizlik suç ortaklığıdır. Dünya gözlerini çevirmemelidir.”

EVIN INCIR: AB BU KATLİAM KARŞISINDA SUSAMAZ

Evin Incir, MEP, Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D), İsveç Sosyal Demokrat Partisi:

“Türkiye’nin desteğiyle Suriye rejiminin Kürtlere karşı işlediği infaz ve işkence dahil savaş suçları karşısında öfkeliyim. Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen’in haftalar önce al-Sharaa ile görüşerek, insan hakları ve uluslararası hukuk koşullarına dair ciddi bir takip mekanizması olmadan, doğrudan ikili finansman dahil 620 milyon Euro destek taahhüdünde bulunması da ayrıca alarm vericidir.

AB bu katliam karşısında sessiz kalamaz; Kürtler tam desteğimizi hak ediyor. Suriye’deki durumu bu genel kurul için Avrupa Parlamentosu’nda acil gündem olarak tartışmayı önerdim. Ne yazık ki parlamentonun çoğunluğu acil tartışmayı reddetti. Ancak ben, AB’nin daha güçlü tedbirler alması ve taahhüt edilen mali desteğin gözden geçirilmesi dahil çalışmalarımı sürdüreceğim. AB liderleri hemen ateşkes için adım atmalı ve tüm azınlıkları korumalıdır!”

BRANDO BENIFEI: KÜRTLER GÜÇ DENGELERİNE KURBAN EDİLİYOR

Brando Benifei, MEP, Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D), PD İtalya:

“Dürzi ve Alevi azınlıklara yönelik şiddetin ardından şimdi de Kürtler yeniden saldırı altında. Bu, Türkiye’nin desteğiyle Ahmed al-Sharaa liderliğinde Esad sonrası Suriye’nin girdiği yönün ne kadar tehlikeli olduğunun bir göstergesidir.

Suriye ve Irak’taki Kürtler, IŞİD’e karşı mücadelede Batı’nın önemli müttefiki oldu ve insan hayatı açısından son derece ağır bedeller ödedi. Bugün ise yeni bölgesel güç dengeleri uğruna kandırılıyor ve terk ediliyorlar.

Kürt günlük gazetesi Yeni Özgür Politika’nın okurları ve gazetecileriyle, baskı ve tehditlere rağmen haber yapmaya devam eden Kürt medyasıyla en güçlü dayanışma duygularımı paylaşıyorum.

Uluslararası toplumun sessizliği ciddi bir siyasi sorumluluktur. Avrupa Birliği, ABD ve koalisyon ortakları; yeni Suriye hükümetine askeri operasyonları durdurması ve azınlıkları koruması için her türlü baskıyı uygulamalıdır.”

ÖZLEM ALEV DEMİREL: ROJAVA’DAN ELİNİZİ ÇEKİN

Özlem Alev Demirel, MEP, Avrupa Parlamentosu Sol Grup – GUE/NGL, DIE LINKE Almanya:

“Rojava’dan elinizi çekin!

Suriye hükümet güçleri Halep yakınlarında ve Fırat’ın batısında Kürt bölgelerini kuşatırken, sivilleri öldürüp yerinden ederken AB Komisyonu Başkanı von der Leyen Suriye lideri Al-Sharaa ile görüştü ve 620 milyon Euro taahhüdünde bulundu. Almanya Şansölyesi Merz de görüşme arayışına girdi. Bu arada, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümet güçleri, Suriye’nin kuzeydoğusundaki son özyönetimci Kürt bölgelerini kuşatmaya devam ediyor.

Bu tırmanış, Rojava’daki Kürt özyönetiminin reddinden ve Kürtler ile diğer azınlıkların kolektif haklarının inkârından kaynaklanmaktadır. Uluslararası toplumun sessizliği, bu saldırılara rıza anlamına geliyor. ABD de Kürtleri terk ediyor ve müdahale etmiyor.

Uluslararası toplum şimdi harekete geçmelidir. Al-Sharaa hükümetine, Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin ve diğerlerinin haklarını ve güvenliğini garanti altına alana kadar finansman verilmemelidir. Suriye çok etnisiteli bir devlettir. IŞİD’e karşı savaşan ve özyönetim temelinde birleşik bir Suriye’yi savunan Kürtler; eşit hak, tanınma ve koruma hak eder.”

PER CLAUSEN: BU ETNİK TEMİZLİK GİRİŞİMİNE BENZİYOR

Per Clausen, MEP, Avrupa Parlamentosu Sol Grup – GUE/NGL, Enhedslisten Danimarka:

“Suriye’de yaşananlar korkunç ve son derece endişe verici. Yeni Suriye rejiminin Kürt azınlığa en vahşi biçimlerde saldırdığını görüyoruz. Kürtler, daha önce defalarca yaşamak zorunda kaldıkları gibi, giderek etnik temizlik girişimini andıran saldırılara karşı kendilerini savunmak zorunda bırakılıyorlar.

Bu anlamsız şiddet ve baskının yeniden patlak vermesi felakettir ve sanki dünya şunu unutmuş gibi: IŞİD/DAİŞ ve El Kaide’ye karşı mücadelenin ön saflarında cesurca savaşanlar Kürtlerdi. Sadece kendi hayatta kalmaları için değil, bütün dünya adına Kürt kanı döküldü.

Ama bugün aynı Kürt topluluklarına saldırılar düzenleniyor. IŞİD/DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasında belirleyici rol oynayan ve çok şey feda eden bu halklara saldırılıyor. Ailelerin ve bütün toplulukların yerinden edildiğine, insanların korku içinde yaşadığına, hiçbir güvenliğin olmadığına tanık oluyoruz.

Uluslararası toplumun – Avrupa Birliği dahil – azınlık haklarının ihlaline izin verilmeyeceğini çok net biçimde ortaya koyması hayati önemdedir. Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar, Kürtler ya da herhangi bir azınlık fark etmeksizin; hepsi Suriye’nin her yerinde özgür ve onurlu yaşama hakkına sahiptir.

Eğer Avrupa bu konuda sessiz kalmayı seçerse, o zaman yaşananlara ortak oluruz. Buna izin verilmemelidir.”

DIE LINKE EŞ BAŞKANLARI: ROJAVA UMUT IŞIĞIDIR, YOK EDİLMEK İSTENİYOR

Sol Parti (Die Linke) Eş Başkanları Ines Schwerdtner ve Jan van Aken, dış politika sözcüsü Cansu Özdemir, Berlin Almanya:

“Rojava bir umut ışığı olarak kalmalıdır!

Özerk Rojava, tarihinde hiç olmadığı kadar büyük bir tehdit altındadır. Bu, orada baskı ve vesayet olmadan yaşayabilen milyonlarca insanın özgürlüğünü de tehdit ediyor. Rojava, savaşlardan, diktatörlüklerden ve ataerkil yapılardan muzdarip bölge halkları için bir umut ışığıdır. Kadın haklarına saygı duyulmaktadır.

Bu durum, Ankara ve Riyad’daki destekçileriyle birlikte İslamcıların gözüne batıyor ve bu yüzden Rojava’yı yok etmek istiyorlar. İslamcı HTŞ milisleri halihazırda Kürt kadın savaşçıları infaz ediyor. Ayrıca, daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından korunan cezaevlerinden IŞİD savaşçıları kitlesel biçimde kaçıyor. Böylece Başkan al-Sharaa etrafındaki Suriye yöneticileri, İslam Devleti’nin yeniden yükselişini aktif biçimde teşvik ediyor.

Federal Hükümet şimdi sorumluluklarından kaçmamalı ve al-Sharaa’ya ordunun ve milislerin düşmanlıkları derhal durdurması gerektiğini açıkça bildirmelidir! Federal Hükümet bu İslamcılarla yakınlaşıyor ve ordu ile milislerin katliamlar işlemesine göz yumuyor: önce Alevilere, sonra Dürzilere, şimdi de Kürtlere karşı.

Rojava’nın cesur insanlarını şimdi terk etmeyeceğiz ve Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi ile dayanışmamızı ilan ediyoruz. Rojava’nın bir geleceği olmalıdır ki, oradaki tüm halkların da bir geleceği olsun.

Federal Hükümeti, Rojava bölgesine yönelik Türk ve Suriye saldırılarını güçlü biçimde kınamaya çağırıyoruz. Al-Sharaa’nın Almanya’ya devlet ziyareti resmen iptal edilmelidir. Bu koşullar altında Almanya ile Suriye arasında ilişkilerin normalleşmesi olamaz. Ayrıca, BM’nin Suriye’deki durumla ilgili özel bir oturum yapmasını talep ediyoruz.”

PANOT: ROJAVA KORUNMALI VE SAVUNULMALI

Fransa Ulusal Meclisi Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) Parlamento Grubu’nun Başkanı Mathilde Panot, Başbakan Sébastien Lecornu’ya hitaben kaleme aldığı kapsamlı mektupta, Suriye’nin kuzeyinde Kürtlere yönelik artan saldırılar karşısında Fransa hükümetini sert sözlerle eleştirdi. Panot, “Ülkemiz, Türkiye tarafından desteklenen İslamcı milislerin ve Suriye ordusunun Kürtlere yönelik saldırılarını yalnızca izlemekle yetinemez” diyerek, Paris yönetimini acil ve kararlı adımlar atmaya çağırdı. Panot, “Bu saldırılar, Suriye’de Kürtlerin temel haklarını ve Rojava’nın özerkliğini doğrudan hedef almaktadır. Kadınların eşit katılımına, halkların birlikte yaşamına dayanan Rojava toplumsal sözleşmesi, Ortadoğu’da benzersiz bir umut modelidir. Bu model korunmalı ve aktif biçimde savunulmalıdır” dedi.

PETRA BAYR: KÜRT AKTÖRLER DAHİL EDİLMEDEN İSTİKRAR OLMAZ

Petra Bayr, Avusturya Ulusal Konseyi üyesi ve SPÖ dış politika ve küresel kalkınma sözcüsü:

“Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt nüfusunun durumu son derece istikrarsız olmaya devam ediyor. Çatışmalar, tutuklamalar, yerinden edilme ve hareket özgürlüğüne yönelik ağır kısıtlamalar birçok sivili korku ve güvensizlik içinde yaşamaya zorluyor. Aynı zamanda Suriye Geçiş Hükümeti, DAANES’e ve Rojava Devrimi’nin kazanımlarına savaş ilan etti; demokratik özyönetimi ve zor kazanılmış toplumsal ilerlemeyi hedef alıyor. Türkiye bu tırmanışta yönlendirici bir rol oynuyor; uluslararası toplumun büyük bölümü ise sessiz.

Benim için bir nokta net: Kürt aktörlerin anlamlı biçimde dahil edilmesi, sivillerin korunması ve azınlık haklarında eşitlik sağlanmadan Suriye’de ya da daha geniş bölgede istikrar mümkün değildir. Kürt meselesi tali bir konu değil; Ortadoğu’da barış, demokrasi ve insan hakları için merkezi bir unsurdur. Kuzey ve Doğu Suriye’de inşa edilen demokratik ve çok etnisiteli yapılar jeopolitik çıkarlara kurban edilmemelidir. Rojava halkıyla tam dayanışma içindeyim.”

FABIAN MOLINA: DAYANIŞMA SİYASİ BİR SORUMLULUKTUR

Fabian Molina, İsviçre Sosyal Demokrat Partisi Milletvekili:

“İsviçre SP ve ben, Suriye’deki Kürt halkı ve tehdit altındaki tüm azınlıklarla dayanışma içindeyiz. Halep’e yönelik cihadçı saldırılar on binlerce insanı yerinden etti ve onlarca kişiyi öldürdü.

İsviçre Federal Konseyi’ni, parlamento tarafından kabul edilen önergeyi derhal hayata geçirmeye çağırıyoruz: İsviçre insani geleneğini sürdürmeli, sivillerin korunması için uluslararası düzeyde çalışmalı ve uluslararası hukukun ihlallerini tutarlı şekilde cezalandırmalıdır. Böylece Suriye için barış, demokrasi ve adalet gerçek bir ihtimal olabilir. Dayanışma, siyasi bir sorumluluktur.”

 

/Kaynak: ANF/

İlginizi Çekebilir

Başvurusu reddedilmişti: İmamoğlu’ndan diploma açıklaması
Sadr’dan Irak-Suriye sınırı için teyakkuz çağrısı: 5 maddelik acil eylem planı

Öne Çıkanlar