“Ortak Sorunlar- Ortak Çözümler” şiarıyla Berlin’de düzenlenen ve benim de katıldığım İlk Kürt–Yahudi Konferansı, dünyada ilk kez halka açık şekilde gerçekleştirilen Kürt–Yahudi toplantısıydı. Halklar için küçük bir adım gibi görünse de Orta Doğu’da varlığı tehdit altında olan Kürtler ve Yahudiler için taşıdığı önem büyüktü.
Almanya Kürt Topluluğu (Kurdische Gemeinde Deutschland) ile Yahudi Değerler İnisiyatifi’nin (jüdischen Verein Werte Initiative) ortaklaşa düzenlediği konferansa Avrupa’dan çok sayıda Kürt ve Yahudi aydın katıldı. Konuşmacılar arasında CDU milletvekili ve Almanya İçişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Christoph de Vries ile İsrail temsilcisi Guy Gilady de yer aldı.
Christoph de Vries, iki halkı selamlayarak “İki halkın varlık ve demokrasi mücadelesini destekliyoruz” dedi. De Vries, Kürtlerin Kobani’de ve Güney Kürdistan’da IŞİD ve benzeri karanlık güçlere karşı gösterdikleri kahramanca direnişi vurgulayarak, “Kürtlerin mücadeleleri, Orta Doğu’daki karanlık hayalleri boşa çıkardı. Almanya olarak Kürt–Yahudi iş birliğini ve demokrasi mücadelesini destekliyor; selamlıyoruz” ifadelerini kullandı.
İsrail temsilcisi Guy Gilady ise şunları söyledi: “Kürtler ve Yahudiler hedef alınıyor; kendilerini savunmak için çok cephede savaşıyorlar. Kürtler dört cephede mücadele ederken İsrail uzun zamandır yedi cephede savaşıyor. Rojava’daki Kürt halkının varlık ve demokrasi mücadelesine sırt çeviremeyiz; onları destekliyoruz. Eğer İsrail ve Kürtler cihatçılarla mücadele etmezse, Orta Doğu’daki demokrasi umudu yeşermez.”
Almanya Kürt Topluluğu adına konuşan Ali Ertan Toprak, sahada farklı cihatçı gruplar ve farklı isimler görünse de perde arkasında daha büyük güçlerin bulunduğunu söyledi. Toprak, 7 Ekim saldırısı sırasında Hamas’ın üst düzey yöneticilerinin İstanbul’da, Türkiye’nin koruması altında yaşadığını öne sürdü. “Biz iki halkın el ele vermesi için köprüler kuruyoruz,” diye ekledi. “Amacımız Kürt–Yahudi ilişkilerinin stratejik bir zemine kavuşması için iki halkın siyasetçilerine zemin hazırlamak; bu anlamda sivil toplum kuruluşları olarak bu tarihi konferansı düzenledik. Bu ilktir, ama son olmayacaktır.”
“Kürt-Yahudi İttifakının Tarihi ve Bugünü” başlıklı panelde konuşan Dr. Veysi Dağ (Siyaset ve Uluslararası Çalışmalar Bölümü araştırma görevlisi; Kudüs İbrani Üniversitesi’nde çalışıyor) iki halkın binlerce yıllık iş birliğinden ve benzer kültürel geleneklerinden söz etti. Dr. Dağ, Orta Doğu’da antisemitizmin yaygın olmadığı nadir halklardan birinin Kürtler olduğunu belirterek, “Kürtlerin yenilmesi, Yahudilerin yenilmesi demektir; artık bu karşılıklı bağımlılık açıktır” dedi.
Konferanstaki katılımcıların çoğu Kürtlerin kendi birliklerini sağlayamaması ve ortak bir söylem etrafında hareket edememesi halinde uluslararası destek bulmakta zorlanacakları konusunda hemfikirdi.
Katılımcıların üzerinde hemfikir olduğu bir diğer nokta ise: Kürtlerin zayıfladığı bir Orta Doğu’da, bugün olmasa da uzun vadede İsrail için de ciddi zorluklar yaratacağıdır. Bu nedenle her iki halk için iş birliği tarihî bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor; bu yükümlülüğü görmezden gelme lüksü ne siyasi öncülere ne de toplumlara bırakılmamalıdır.
Konferans kapsamında bir heyetin kurulması; bu heyetin Rojava ve Güney Kürdistan’a giderek Mazlum Abdi ve Mesud Barzani ile görüştükten sonra İsrail’e gitme talebi dile getirildi.










