Osmanlı’nın 1300/2 tarihli kuruluşundan 1923’teki yıkılışına kadar oluşturulan metinlerde Kürdçe kelime ve cümlelere yer verildiği hatta kimi zaman bu dile dair çoğunlukla olumlu olmak üzere bazı düşünceler dile getirildiği; kimi zaman Kürdçe kitapların matbaayla buluşturulduğu bir sürece şahitlik etmekteyiz. Ancak ilk başta Kürdçeye yönelik lehte olan bu ifadeler, 1850 sonrasında yavaş yavaş yerini olumsuz hatta hakarete varan bir tutuma bırakmıştır. 1923’te Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra da tümüyle yasaklandığı, hatta kelime başına parasal cezanın kesildiği bir durumla da karşılaşmaktayız. Turgut Özal’ın 1991’teki çabasıyla Kürdçeye yönelik değişim gösteren bu kısmî tutumu, Sayın Recep Erdoğan 2010 itibariyle büyük oranda değiştirmiştir. Öyle ki bunun sonucunda 1923-1991 yılları arasında tüm Türkiye sınırları içerisinde 100 civarında yayınlanmış olan Kürdçe kitap sayısı, 2025 yılında tek başına 386’ya varmıştır. Cumhuriyet döneminde “Kürtçe”ye olan tutumun temel felsefesinde Türk Dil Kurumu tarafından 1946 yılında yapılan Türkçe Sözlük’teki “Kürt” maddesine yapılmış olan “Çoğu dillerini değiştirmiş Türklerden ibaret olup bozuk bir Farsça konuşan ve Türkiye, Irak ve İran’da yaşıyan bir topluluk adı ve bu topluluktan olan kimse” şeklindeki açıklamanın zemini yatmaktadır.
Osmanlı Döneminde Kürdçe:
Şükrî-yi Bidlîsî (ö. 1531?) “Selîm-nâme”sinin sonunda kendini överken Kürtçe, Ermenice ve Hintçe dâhil altı dilde gazel söyleyebildiğini belirtir (1995: 388). Ancak bu çok dilli şiirleri henüz bulunamamıştır. Gelibolulu Âli (ö. 1600) 6 dilli şiirinin bir mısrasında Kürçeye şu şekilde yer vermiştir:
“Kürd olan velvele ile bunı ḭrād eyler
Dekojim tā tu bizānḭ dirivḭ men tu biyār
Arnavudlar ġażab ile atılup üstüme dir
Taḳo ti Boġa ya merkezḭ ʿulūfe di-totviyār ”.
17.yy.da yaşayan Sakızlı İsa Efendi’nin (ö.1649) 1630’larda yazdığı “Nizâmü’l-Edeviye (TÜBA Yayınları, 2019)” isimli tıp/ilaç kitabında en az 30 tane Kürdî kelimenin varlığına şahitlik edilmektedir. Evliya Çelebi’nin (1611-1682) “Seyahatnâme”sinin dördüncü kitabında; Cizre yöresinden anonim bir Kürtçe semai, İmadiye bölgesinden Molla Ramazan-ı Abbasiyân’ın Kürtçe âşıkane bir gazeli ve ayrıca Evliya Çelebi’nin Kürtçenin farklı lehçelerinden derlediği küçük bir sözlük bulunmaktadır. Erzurumlu İbrahim Hakkı (1703-1780) 1077/1764 yılında yazmış olduğu “Nebzetün Min Luğati Elsineti’s Selâse” isimli Arapça-Farsça-Türkçe sözlüğünde “Mij (sis)”, “Zebeş (Karpuz)”, “Garis (mısır)”, “Honik (Serin gölgelik)”, “Pûş (Ot çöpü)”, “Berx (Kuzu)”, “Dereng (Geç)” gibi birkaç Kürdçe kelimeye de yer vermiştir (Zafer Onur, 2019, ss:45-6).

Osmanlı Devleti’nin/Bâb-ı Âlî’nin Hakkarî kaymakamı tarafından 1859-60 yılında Kürt ‘Ulema’ ve ‘Ağa’larına yazılmış Kürtçe bir belge / Kaynak: Yaşar Kaplan & Nizar Eyûp Gulî; “Çîroka Belgenameyeka Osmanî Be Zimanê Kurdî”, Govara Rûgeh, H/S:7, 2019, rû:27
Yavaştan Gelen Yasaklamalar
Zira Namık Kemal, alfabe/elifba tartışmaları hakkında Menemenli Rifat Bey’e (ö. 1932) yazdığı 30.08.1878 tarihli mektupta Türkçeden başka Osmanlı’da konuşulan dillerin tümünü “mahvetmek” gereğinden bahsetmektedir: “Elimizden gelse, memleketimizde mevcut olan lisânların Türkçe’den mâ‘adâ kâffesini mahvetmeğe çalışmak iktizâ ederken, Arnavudlar’a, Lazlar’a, Kürdler’e birer elifbâ ta‘yini ile ellerine şikak için bir silâh-ı ma‘nevî mi teslim edelim? (Namık Kemal, 2013: 231).” Ayrıca, Abdulhamid Dönemi’nde (1876-1908) Arnavutça ile beraber Kürdçe neşriyatın yasak edilmesine dair H.1325/M.1908 tarihli bir belge de bulunmaktadır.

Abdulhamid Dönemi’nde (1876-1908) Arnavutça ile beraber Kürdçe neşriyatın yasak edilmesine dair H.1325/M.1908 tarihli bir belge. (BOA: Başbakanlık Osmanlı Arşivi, BOA. Y.PRK.MF.., 5/32, Tarih: 29/Z /1325 (H), 02.02.1908 (M).). Kaynak: Mikail Bülbül. 2015, Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, ss:184.

“el-Hediyyetü’l-Hamîdiyye fi’l-Luxetü’l-Kurdiyye” isimli Kürdçe sözlüğünün toplatılmasına dair belge .(Bahaddîn Hawar – Suat Kaymak; “Xelîl Xeyalî ve Elîfbayê Kurmancî”, Kürt Tarihi, Say:5, Şubat-Mart-2013ı, ss:30.
İlk basımı 1894/1897 yılında Yusuf Ziyadeddîn Paşa (1842-1906) tarafından “el-Hediyyetü’l-Hamîdiyye fi’l-Luxetü’l-Kurdiyye” adlı Kürtçe-Arapça sözlük, İstanbul Bâb-ı âli Caddesi 52 numarada bulunan Şirket-i Mürettibiyye Matbaası’nda basılmıştır. Kürt aydınları ve âlimleri arasında büyük bir yankı uyandıran bu eserin ilk 30 sayfasında Arapça bir giriş bölümü yer alır. 33. sayfadan itibaren “Lugat-ı Kürdiye” başlığı ile başlayan sözlük, 266. sayfada son bulur. 267’den eserin bitiş sayfası olan 319’a kadar çeşitli Kürd bilginleri ve aydınlarının eser hakkında yazdıkları kaside, takriz, methiye gibi manzume ve metinler vardır. Eserin sonunda antoloji niteliğinde Şeyh Ahmed Hânî’nin “Nûbahârâ Bıçûkân” adlı manzum sözlüğü yayında bir kısım açıklamalı olarak Kürtçe kaleme alınmış bazı dinî-edebî metinlerle halk arasında yaygın bazı sözlere ve dönemin tanınmış şahsiyetlerine ait takriz yazılarına da yer verilmiştir.
- Abdülhamid’in saltanat yıllarında yayımlandığı için eserin yazarı kitabına “El- Hediyyetü’l-Hamidiyye fi’l-Lugati’l-Kürdiyye/ Abdülhamîd’e Kürd Dili Hediyesi” ismini vermiş ve eseri sultana armağan olarak sunmuştur. Maarif Nezareti’nin ruhsatıyla 1310/1894 yılında özenli bir şekilde 319 sayfa olarak basılmış, künye sayfasının yanına yazarın güzel bir fotoğrafı konulmuştur. Eserin çok nadiren ele geçişi, baskı sayısının azlığı ile orantılı olmalıdır. Ayrıca yayımından hemen sonra devrin hükümetleri tarafından kitaba iyi gözle bakılmadığı ‘sakıncalı yayın’ sınıfında değerlendirildiği, bir daha basılmamış olmasıyla bilinmektedir. Sözlük, 1906 yılında yasaklanır ve kitapçılardaki nüshalarına el konulması emredilir (Bakınız: BOA. DH. MKT, 1097/41, Tarih:15/Ca/H.).
Celadet Ali Bedirxan’ın Mustafa Kemal’e yazdığı mektuptan anlaşıldığı kadarıyla, Emîn Alî Bedirxan, 1310/1894 yılında ‘Mem û Zîn’i bastımak istemiş ancak başarılı olamamıştır. Ahmedi Xanî’nin ‘Newbahar’ı 1332/1916-7 yılında, devlet baskısından dolayı, “Haze risaleti fî tercemeti be‘ze’l-luxat el-erebiyye bil-luxeti” adıyla bastırılmıştır. Jîn dergisinde ‘Kürd lisanının fesahat ve belâgat-ı mücesseme olduğunu âlem-i medeniyyete ilân eden şaheseri’ duyurusu yapılan ‘Mem û Zîn’ ise, 1920 yılında bastırılmış ancak Osmanlı tarafından yasaklanmış, yakılmış, dağıtımı da engellenmiştir.

Bahaddin Hawar’ın bulduğu bir Osmanlıca belge ilginç. “Van’da Lisan-ı Kürdî tercümanlığı yapan Mehmet Ağa’nın bazı uygunsuzluklarından dolayı azliyle, muhasebesinin rü’yeti” şeklindeki ifade belirtilen ‘Lisân-ı Kürdî Tercümanlığı” eğer fiili olarak gerçekleştirilmişse, bu eserler hangi dil(ler)den yapılmış olabilir ve bunlar nerede?
Osmanlı Devleti ve yazarlarının Kürdçeya olan tutumlarına karşı Kürd aydınları da Kürd dilinin gramer ve sözlüğünü yazarak cevap vermeye çalışmışlardır. Bu bapta Harputlu Ömer Avni Efendi (ö.1932) “Kavâid-i Lisân-i Kürdî”, Halil Hayali “Elîfbayê Kurmancî” ve Hêvî Kürt Talebe Cemiyeti “Hînkerê Zimanê Kurdî”yi hazırlayıp yayınladı. Şêx Mihemed Kerbelayî’nin (1885-1939) 1912 yılında hazırladığı Kürdçe-Farsça sözlüğü “Mirsad’ul-Etfal/Şahrahê Kûdekan” da aynı dönemde yazıldı. Kürdistan dergisindeki (no:2, İstanbul-1337/1919, ss:22) bir yazıya göre Mehmed Mihrî Hêlav/Hilav (1885-1957) tarafından hazırlanan ama şimdiye kadar bulunmayan “Kürdçe-Türkçe-Arapça-Farsça-Fransızca Sözlük” oluşturuldu.
Seid Veroj’un araştırmasına göre 1898-1932 yılları arasında Osmanlı sınırları içerisinde Kürdler tarafından içinde Kürdçe bulunan veya nadiren de olsa bulunmayan 20’ye yakın gazete-dergi yayınlanmıştır. 1898 yılında yayınlanan ve ilk Kürd süreli yayını olan Kurdistan gazetesi, sadece 1318/1900 yılındaki tek sayısı bulunan Ümmîd gazetesi (yazıların hepsi Osmanlıca), Serbestî gazetesi (1908-1920, 770 sayı), Şark ve Kürdistan gazetesi (1908), Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti Gazetesi (1908-1909), Sadâ gazetesi (1909); Rojî Kürd dergisi (1913), Hetawî Kürd dergisi (1913), Jîn dergisi (1918), Kürdistan Mecmuası (1919-1920) bunlardan birkaçı. Dr. Mesut Arslan (2. Basım 2025, ss:235-9) araştırmasına göre de Osmanlı sınırları içerisinde 1844-1923 yılları arasında 42 tane Kürdçe matbu eser yayınlanmıştır. Bu matbu eserler dışında, 1400-1950 yılları arasında oluşturulmuş olan 200 tane yazma esere de rastlamaktayız.
Cumhuriyet Dönemi’nde Kürdçe:
Türkiye’de, Osmanlı’da 1898-1922 yılları arasında faaliyet gösteren ilk gazete ve dergilerden sonra, dilin yasaklanmasından kaynaklı olarak, 1960’lara kadar bir yayın faaliyeti gerçekleştirilemedi. 1960’tan 1990’a kadar da sadece birkaç kısa süreli gazete/dergi çıkabildi. 1990-2025 yılları arasında ise toplamda yaklaşık 200 civarında dergi ve gazete yayınlandı.
Diyarbakır’da 2004 yılında yayınlanmaya başlayan W ile 2010’da çıkan Rewşen Diyarbakır Kürd Enstitüsü’nün birer yayını gibi faaliyet göstermişlerdir. Bu iki dergi büyük oranda; 1991 yılında İstanbul’da kurulan NÇM’nin (Navenda Çanda Mezopotamyayê) 1992 yılında ilk sayısını yayınlattığı Rewşen dergisi (1992-1996, 23 s) birikiminden yararlanmıştır. Hatırlanacağı üzere 52 sayı çıkan Jiyana Rewşen ile 2002’de sadece üç sayı çıkan Rewşen-name de bu birikim üzerine devam etmişti. Govend (1991-1995 13 s), Hewdem (1993-1994 7 s), Hira (1994), Serbestî (1998), Gulistan (2002), Tevkurd (2009), Qijikareş (2010 2 s), Pêngav (2010), Jehr, Vejînfanzîn, Keskesor, Roza, Bûkabaranê, Asîva, Vesta, Dîwar, Peyam, Heftreng, Esmer, Herdem, Zanko, Aborî, Kûnd (2018-2019 6 s), Hinar, Suretraf (2024 3 s), 2007’de başlayan Çîrûsk (2012-2017, 30 s), İzmir’de yayınlanan Heterotopîa ve Felsefevan ile Van’da çıkan Nûpelda (2009-2016 22 s), Destar (2021-2023 7) dergileri de sonlanan kervanına katıldı.
İlk sayısı 2021 yılında yayınlanan hukuk dergisi ‘AŞDAD’ ve başka bir hukuk dergisi DADİSTAN (2022 2 s), 2018-2019 yılında 3 sayı çıkan müzik dergisi ‘ZİRYAB’, , 2000’de çıkan Pîne’nin benzeri karikatür dergisi ‘ZRÎNG’ ve Golik; Laser (2015), Dûrbîn (2015-2016 5 s) kapandı. Folklora Kurdan’ın (2015-2017 7 s) devamı niteliğinde olan Folklora Me’nin (2024, 14 s) de uzun süredir yeni sayısı çıkmadı.
174 sayıya ulaşan Nûbihar (1992-2025 174 s), Kelhaamed/Banga Heq (2009-2025, 66 S. 60. sayıdan sonra), kapanan Tîroj’un (2003-2016 82 s) devamı niteliğinde olan Dilop (2018-2025 41 s), Kurde Çîrok (2025 8 s), Psychology Kurdî (2025, 20 s), BarHelbest (2025 10 s), Deng (2025 138 s), LeWerger (2022-2025 11 s) fiili olarak devam etmektedirler. 2025’in bitiminde ilk sayısı yayınlanan Rewşenbîr, 2025’te faaliyete başlayan Akademiya Hêvî’nin 6. sayıya ulaşan e-dergisi Hêvî bulunmaktadır.
Türkiye’de akademik Kürd dergiciliğinin temelleri 1990’ların başında Zend’le atıldı, Sonlarında ise Bîr ve War dergileriyle devam edildi. Zend 2024’te 30. sayısıyla devam etmiş olsa da Bîr ve War erkenden kapandı. Ancak bu boşluğu 2009’da ‘Toplum ve Kuram (2009-2017, 12 s)’, 2010’da ‘Dipnot’, 2014 itibariyle ‘Wêje û Rexne (2014-2024 13 s)’ ve ‘Zarema (2014-2022 16 s)’ doldurmaya çalışsa da bunlar da kapandı. Şu an devlet bünyesinde olmadan devam eden ‘Nubihar Akademi (2014-2025 20 s)’, ‘Kurdîname’ ile Kürt Tarihi (2012-2025) dışında akademik dergi yok.
Kürçe’ye ve Kürdçe yer adlarına dair haberlere yansıyan kısımlar:












