AKP’ye yakın Sabah Gazetesi, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan üzerinden parti içinde Erdoğan sonrasına yönelik yaşanan çatışmayı gözler önüne seren bir yazıya yer verdi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın kardeşi Serhat Albayrak’ın sahibi olduğu Sabah’ın Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, “Hakan Fidan’ın Üstüne Oynamak” başlıklı yazısında Fidan’ın Erdoğan sonrasına ilişkin hesapları olduğunu, bu nedenle de bazı çevreler tarafından “üstüne oynandığını” ileri sürdü. Müderrisoğlu’nun “Gerek AK Parti çevrelerinde gerekse farklı mahfillerde Fidan’ın siyasi kariyerine ilişkin başlatılan “yakıştırmalar” da onu, ister istemez dikiz aynasına bakmaya da zorluyor” cümlesi dikkat çekti.
Müderrisoğlu’nun yazısında şunları dile getirdi:
“Bilmem farkında mısınız? Özel olarak işletilen bir mekanizma bugünlerde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın üstüne oynuyor. İtibar suikasti mahiyetinde iddialar ileri sürüyor, istifham uyandıracak imalarda bulunuluyor. Peki ama neden? Kanaatimce bu atakların iç ve dış aktörleri ile faktörleri söz konusu…
İçeriden bakıldığında… Dışişleri Bakanlığı bürokrasisi, CHP’nin dışişleri bakanlığından sorumlu (!) MYK üyesi emekli büyükelçi Namık Tan, AK Parti’den merkezkaç etkisiyle dağılan siyasi yorumlar ön plânda…
Dışarıdan bakıldığında ise… İsrail istihbaratı ve FETÖ diasporası ilk akla gelenler…
İçeriye dönük bakış açısı gösteriyor ki… Sn Fidan’ın, yerleşik diplomatik kadroya ve bürokratik genetik kodlarına mesafesi söz konusu. “Teşkilat” odaklı güvendiği kadrolarla çalışmayı öncelemesi, kolay ulaşılan ve manipüle edilebilir yapıda olmaması haliyle Bakan ile Bakanlık dinamiklerini geniş ortak paydada buluşturmuyor. Buradaki negatif enerjiyi not etmek gerekiyor. Müzmin muhalif Namık Tan ise belli ki yerli-yabancı diplomatik misyonlardan doğrudan ve dolaylı katkı alarak Fidan’a cepheden taarruzu sürdürüyor. Adeta bakanlık müesses nizamının sözcüsü rolünü üstleniyor. Ve nihayet… Gerek AK Parti çevrelerinde gerekse farklı mahfillerde Fidan’ın siyasi kariyerine ilişkin başlatılan “yakıştırmalar” da onu, ister istemez dikiz aynasına bakmaya da zorluyor…”









