Irmak, CHP’nin İmralı’ya gidecek heyete katılmama kararını ”yüzyıllık egemen ulus kompleksin aşılamaması” olarak değerlendirdi ve ”CHP’nin bu yanlıştan dönmesi gerektiğini” söyledi.
Yeni süreç bağlamında Meclis’te oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüşmesine itiraz eden ve İmralı’ya giden heyete üye vermeyen CHP’nin almış olduğu kararın yankıları sürüyor.
CHP’nin kararını Mezopotamya Ajansı’na değerlendiren eski HDP Milletvekili, sürgünde yaşayan Kürt kadın siyasetçi Selma Irmak, CHP’nin sürecin başından beri katkı sunmayan, öncülüğü üstlenmeyen fakat engel de olmayan bir pozisyonda olduğunu belirtti.
Irmak, CHP’nin “Bir sürecin önünde tıkayan olmayacağız. Barış süreci olacaksa biz bunun yanında olacağız” şeklinde ifade edilen politikasına işaret ederek, bunu pozitif olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Ciddi demokrasi iddiası olan CHP’nin sürecin öncüsü, aktif yürütücüsü olması gerektiğini vurgulayan Selma Irmak, CHP’nin aldığı tutumla Kürt sorununun demokratik çözümü perspektiflerinin çok güçlü olmadığının göstergesi olduğunu dile getirdi.
”CHP’nin tavrı kuşku uyandırıyor”
CHP’nin İmralı’ya giderek Kürt sorununun ana muhatabı olan Abdullah Öcalan’la görüşme noktasındaki tavrının kamuoyunda ciddi kuşkular uyandırdığına dikkat çeken Selma Irmak, bu durumun CHP’nin Kürt sorununun demokratik yollarla çözümünden yana olmadığı yönünde algıya neden olduğunu belirtti. Selma Irmak, “Siz Sayın Öcalan’la görüşmeyecekseniz bu sorunu kiminle çözeceksiniz? CHP’ye göre bu sorunun asıl muhatabı kim? Savaşı başlatan ve şu anda da barışın kurulması için inisiyatif alan kişi Sayın Öcalan’dır. CHP bunu görmüyor mu? Bence çok iyi görüyor ve bunu gözden kaçırıyor. Muhatapla sorun çözülme konusundaki tutumu bizce bu yüzyıllık kompleksin aşılamaması durumudur. Bu bir komplekstir. CHP Kürtlerle aynı masada ve göz hizasında sorun çözme, yan yana gelme konusunda henüz kendini aşamamış. O egemen ulus kompleksini aşamamıştır” ifadelerini kullandı.
Selma Irmak, komisyonun İmralı’da gerçekleştireceği görüşmenin tutanaklarının kamuoyuna yansıtılıp yansıtılmaması gerektiğine dair şu ifadeleri kullandı: “Tabii ki müzakere süreçlerinin kamuoyuna açık yürütülmesinde çok büyük yarar var. Toplumsal bir algı ya da rıza oluşmadan, toplumsal barış gerçekleşemez. Bunun için tabii ki sürecin şeffaf yürütülmesi gerekiyor. Ama bu süreçler aynı zamanda inanılmaz hassas süreçlerdir. Çünkü provokasyona, sabote edilmeye açıktır. Bu nedenle bazen bazı görüşmeler mahrem kalabilir. Yani kamuoyuna paylaşılmasında sıkıntı olabilecek, sabotaja yol açabilecek ya da tartışmaya ve yanlış anlaşılmaya mahal verebilecek kimi tartışmalar elbette ki mahrem kalabilir. Yani bu inisiyatif komisyona verilmelidir. Fakat bu sürecin tümüyle kamuoyunun gözünden kaçırılarak yürütülmesi, bahsettiğim gibi toplumun bu sürecin içerisine dahil edilmemesi; sürecin akamete uğraması, başarısızlığa uğramasını, toplumsallaşamamasını ve toplumun barışamamasını beraberinde getirir. O yüzden Sayın Öcalan’ın görüşlerinin kamuoyuyla açıkça paylaşılmasında tabii ki yarar var. Yapılan görüşmenin saklanmaması, gerçek muhatabın ne dediğinin kamuoyunca bilinmesinin hayati önemi var.”











