Duhok’ta Amerikan Üniversitesi tarafından düzenlenen MEPS Forumu, Kürt meselesini uluslararası diplomasi sahnesine taşıyarak bölgenin geleceğini şekillendiren yeni bir aşamayı ortaya koydu. KRG’nin güçlü inisiyatifiyle Rojava’daki Kürt partilerinin, General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in foruma katılması, Rojava’nın uluslararası resmi diplomasiye açılmasının önünü açtı.
Bu süreçte KRG Başbakanı Mesrur Barzani’nin oynadığı rol, hem Kürt siyaseti hem de bölgesel diplomasi açısından önemli bir adım olarak kayda geçti.
Kürt meselesi artık sadece dil, kültür veya eğitim talebi olmaktan çıkmış durumda. Bugün enerji hatları, ticaret yolları, bölgesel güvenlik dengeleri ve uluslararası ittifaklarla iç içe geçmiş bir stratejik dosyaya dönüşmüştür. Bu nedenle eski tartışmaların ve dar iç siyaset hesaplarının yerini, çok yönlü bir diplomasi ve güçlü bir bölgesel vizyon almak zorundadır.
Bu dönüşümün bir başka göstergesi de şudur:
Soğuk Savaş döneminden sonra miras kalan, ideolojik çatışmalar ve yarım asırlık parti-partizancılık anlayışının günümüz real politiğinde bir karşılığı olmadığını, Kürt merkez siyasetinin aktörleri nihayet ortak bir bilinçle görmeye başlamıştır.
Yarım asırlık ayrışmaların yerini, real politiğin zorunlu kıldığı ortak akıl almaktadır.
Forumda verilen mesajlar da bu yeni dönemin işaretlerini taşıdı. Sayın Mesud Barzani, krizlerin ancak diyalogla çözülebileceğini vurgulayarak tüm tarafları barışa katkı sunmaya çağırdı.
Sayın Abdullah Öcalan’ın barış süreçlerindeki stratejik etkisinin hâlâ önemli bir referanstır. Sayın Öcalan nasıl Demokratik Konfederalizmde din, dil ırk ve kültürlerin özgür ve demokratik bir şekilde yaşayabileceğini savunuyorsa. Aynı şekil tüm Kürt liderleri de Sayın Öcalan ile aynı fikirde.
Neçirvan Barzani, Türkiye–Kürt barış sürecine destek olmaya hazır olduklarını söylerken, Kürt partilerinin Bağdat’ta birlikte hareket etmesinin zorunluluğunu dile getirdi. General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ise Türkiye’ye yönelik mesajlarında, silahlarının yalnızca kendi halklarını korumak için olduğunu vurgulayarak gerilimi azaltıcı bir tutum ortaya koydular.
Osman Baydemir’in forumdaki konuşması ise bu dönemin ruhunu en doğrudan yansıtan değerlendirmelerden biriydi. Baydemir, Kürtlerin gerçek gücünün ancak iç birlikle ortaya çıkacağını vurguladı. Bu birliğin Ankara’ya, Bağdat’a veya Şam’a karşı bir blok değil; demokrasi, eşitlik ve kalıcı barış için ortak bir zemin olduğunu söyledi.
Ayrıca Baydemir, Hewlêr’in Ortadoğu’nun Cenevre’si olabileceğini söyleyerek, Kürtlerin artık yalnızca taraf değil; bölgesel barışın merkezini inşa edebilecek bir güç olduğunu ifade etti.
Kürt meselesinin ekonomik boyutu da giderek önem kazanıyor. Enerji koridorları, ticaret alanları ve yerel yönetimlerin ekonomik kapasitesi Kürtlerin stratejik gücünü belirleyen temel unsurlar hâline gelmiştir. Bu nedenle Kürt meselesi artık duygusal yaklaşımlarla değil; hesaplanmış, uzun vadeli ve çok boyutlu bir stratejiyle ele alınmalıdır.
Her parçada çözüm ve diplomasi tarzı farklılık gösterebilir; bazı yerlerde uzlaşma, bazı yerlerde daha sert müzakere gerekebilir. Ancak diplomasi hattının ucunda Kürdistan’ın istikrarı ve halkların özgür geleceği olduğunda hem Kürdistan halkı hem de Orta Doğu’daki diğer halklar gerçek bir rahatlığa kavuşacaktır.
MEPS Duhok, verilen mesajlar ve sağlanan birlik sayesinde Kürt meselesinin tarihî bir iç sorun olmaktan çıkıp bölgesel ve küresel dengeleri etkileyen bir stratejik başlık hâline geldiğini kanıtlamıştır. Artık mesele, yerelden uluslararası alana uzanan, kültürel hakların ötesinde diplomasi, ekonomi ve güvenliği kapsayan bir bütünlük içindedir.
Bu zeminde atılan her adım, Kürtlerin kendi kaderini belirleme sürecini güçlendiren ve bölgeye kalıcı barış umudu taşıyan somut bir katkı niteliği taşımaktadır.
Bijî Yêketîya Miletê Kurd.
Bijî Aşîtî.










