Sevdi Aycıl: Polis Her Yerde Polis!

Yazarlar

Kadın cinayetleri, azalması gerekirken çığ gibi büyüyor ve toplumsal ahlakı, vicdanı yerle bir ediyor. Biz kadınların bu ölümlere artık tahammülü kalmadı. Sokakta, evde, işte; yaşamın her alanında tehdit altındayız ve sistem bizi korumuyor.

Birkaç hafta önce, Hollanda Duivendrecht’te 17 yaşındaki Lisa, bir parti çıkışı evine elektrikli bisikletiyle dönerken, sokakta başıboş gezen bir erkek tarafından takip edildi. Lisa, polisi arayarak yardım istedi ve birinin kendisini takip ettiğini bildirdi. Ancak, bazı medya kuruluşlarına göre, tam o sırada saldırıya uğradı ve defalarca bıçaklanarak katledildi. Telefonu hâlâ açıktı. Yardım istediği polis hattı, o sırada cinayeti dinliyordu.

Polisin belirlemelerine göre kamera kayıtlarının görmediği bir noktada, yaklaşık 7 dakika içinde, Lisa katledildi.

Şimdi soruyoruz: Lisa kurtarılabilir miydi?

Cevabımız net: Evet.

Peki neden kurtarılamadı? Neden bir kadın tecavüze, ısrarlı takibe, tehdide uğradığında yaşadıklarını ispat etmek zorunda kalıyor? Neden polis, ancak kadınlar öldükten sonra harekete geçiyor?

Sadece Lisa değil. Yakın zamanda, Türkiye İstanbul’da 15 yaşındaki Hilal Özdemir de erkek arkadaşı tarafından başından silahla vurularak öldürüldü. Boğaziçi üniversitesinde bir cafede çalışan Hilal henüz 15 yaşındaydı. En ufak bir basın açıklaması ve protesto için yüzlerce kolluk kuvvetinin gittiği Boğaziçi üniversitesi kampüsünde Hilal öldürülürken polis nerdeydi ve katil bu kadar sıkı korunan kampüse silahla nasıl içeri girdi? 

Tıpkı Lisa gibi, Hilal de hayatının başındaydı. Hayalleri, umutları, hedefleri vardı. Ama bir erkek tarafından yaşama hakkı elinden alındı. 

Son iki haftada sadece Hollanda’da 6 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. Ve yine, devlet yalnızca kadınlar öldükten sonra harekete geçti.

Bu cinayetlerin önlenmesi mümkün müydü? Kesinlikle, evet.

Yasalarla, eğitimle, toplumsal dönüşümle bu cinayetler engellenebilir.

Kadına yönelik şiddetin, tacizin, tecavüzün ve cinayetlerin önlenmesi için:

İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeler etkin şekilde uygulanmalı.

Devlet politikaları, kadınların yaşam hakkını koruyacak şekilde yeniden düzenlenmeli.

Toplumsal cinsiyet eşitliği tüm devlet kurumlarında, okullarda, medyada öğretilmeli ve uygulanmalı.

Eğitim sistemine şiddetsiz iletişim ve çatışma çözüm yöntemleri entegre edilmeli.

Şiddete maruz kalan kadınlara güvenli sığınma evleri, psikolojik ve hukuki destek sağlanmalı.

Kadınlara öz-savunma eğitimi verilerek, kendi yaşamlarını savunma yolları öğretilmeli.

Ve en önemlisi:

Feminizm sadece kadınlara değil, erkeklere de öğretilmeli.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, herkes için bir yaşam kültürüne dönüşmeli.

Bu erkek egemen sistem artık yıkılmalı!

Biz kadınlar, nerede yaşarsak yaşayalım, hangi dili konuşursak konuşalım, bu talepleri birlikte yükseltmeliyiz.

Çünkü yaşamak istiyoruz. Ve yaşam hakkımızı savunmak için bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok…

 

İlginizi Çekebilir

Trump: Washington’da 3 haftada 1600’den fazla kişi gözaltına alındı
İmamoğlu’ndan CHP İstanbul İl Kongresi’nin yapılması için noter başvurusu

Öne Çıkanlar