CHP Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan hakları komisyonu üyesi Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in katıldığı televizyon programında yaptığı açıklamalara cevap verdi.
Yargının içinden geldiğini ve birçok soruna hakim olduğunu belirten Gürlek’e Tanrıkulu, “peki kendisinin yarattığı sorunları kim çözecek?” diyerek yanıt verdi.
Tanrıkulu’nun açıklaması şu şekilde:
“Sayın Adalet Bakanı, yargıya ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyor. Bugün katıldığı bir yayında da “Ben yargı uygulamasından geliyorum. Uygulamayı da sorunları da biliyorum. Bunların çözümü için adım atacağım.” dedi.
Buradan, Diyarbakır’dan sesleniyorum: Sayın Bakan’ın bizzat kendi uygulamalarıyla ortaya çıkan sorunları kim çözecek?
Kendisine ilişkin yargı pratiğini çok yakından takip ettik. Ağır Ceza Mahkemelerindeki görevleri sırasında verdiği kararları, adil yargılanma hakkına yeterli özeni göstermediğini, savunma hakkını gerektiği gibi dikkate almadığını; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı bakımından ciddi ihlallere yol açan uygulamalarını biliyoruz.
BAKAN DÖNEMİNDE CİDDİ HAK İHLALLERİ VAR
Daha sonra yürüttüğü başsavcılık görevindeki pratiği ve bunun yargı üzerindeki etkileri de ortadadır. Dolayısıyla Sayın Bakan’ın uygulamalarıyla ortaya çıkan ciddi bir hak ihlalleri tablosu bulunmaktadır.
Yargı tarihimizde örneği zor görülecek şekilde, aynı yargı çevresinde eşit dereceli mahkemeler arasında bir hâkimin sürekli yer değiştirmesi; önce 26., ardından 37., sonra 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığı… Neden? Kritik dosyalarda belirli bir pratiğin sürdürülmesi için mi?
Bu kararlar Anayasa Mahkemesi’ne taşınmadı mı? Taşındı. Hak ihlali kararları verilmedi mi? Verildi. Bir kısmı hâlen Anayasa Mahkemesi’nde değil mi? Öyle. Peki kendisi, görevdeyken bu kararlara uydu mu? Hayır, uymadı.
AVUKATLIK MESLEĞİNE İLİŞKİN SÖZLERİ
Şimdi o pratiğin sahibi bir isim olarak Adalet Bakanlığı görevinde bulunuyor. Özellikle avukatlara ilişkin açıklamalar yaparken şunu hatırlatmak gerekir: Otoriter yönetimler, kötü ve istisnai örnekleri genelleştirerek hak ve özgürlük alanlarını daraltmaya çalışırlar.
Avukatlık mesleğinin ilk yıllarından, baro başkanlığı döneminden beri şunu biliyorum: Eğer bir avukat meslek ilkelerine aykırı davranmışsa, Avukatlık Kanunu ve disiplin hükümleri bellidir. Gereğini barolar yapar. Ancak münferit örnekleri genelleştirerek, bağlamından koparılmış kararları dayanak göstererek mesleğin tamamını hedef almak kabul edilemez.
Anayasa Mahkemesi kararlarını örnek gösteriyorsunuz. Peki görevdeyken uymadığınız, bugün de uygulanmayan Anayasa Mahkemesi kararları ne olacak? Kötü bir örnek için AYM içtihadını referans gösterirken, herkesin bildiği ve takip ettiği ihlal kararlarına neden uyulmuyor?
Sayın Bakan artık bir yargıç değil, siyasetçidir. Dolayısıyla eleştiriye açık olmak zorundadır; ağır eleştirilere de açık olmak durumundadır.
Öncelikle kendi döneminde ortaya çıkan ağır hak ihlallerini gidermeye dönük somut bir irade ortaya koymalıdır. Bizzat tanığı olduğum örnekler var: İşkence iddiası bulunan bir dosyada avukatlar, İstanbul’daki adliyede savcıya ulaşamıyor; savcının katibine dahi erişemiyor.
Avukatların görevlerini zorlukla yapacaklarını söyleyip, o zorlukları bizzat yaratan uygulamaları sürdürmek kabul edilemez.
Tüm bu pratikleri biliyoruz ve yakından takip ediyoruz.
Sayın Bakan’a bir kez daha çağrıda bulunuyorum: Avukatlık mesleğinin yetki alanını daraltacak uygulamalardan uzak durun. Varsa münferit ve somut kötü örnekler, bunları ilgili barolara bildirin. Hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, meslek örgütlerini zayıflatmakla değil; hak ve özgürlük alanlarını genişletmekle mümkündür.”











