Bir yıldır adı olmayan bir ‘çözüm’ ve ‘süreç’ tartışılıyor. İyi de neyin çözümü, hangi süreç diye sormazlar mı? Kürdistan meselesi tartışılıyor ve “yol açtığı sonuçları ortadan kaldıralım” mı deniliyor yoksa Kürt, Kürdistan meselesi dememek için üç maymunlar mı oynanıyor. “Kürdü, Kürdistanı duymadım, görmedim, bilmiyorum”! diyenler sahi TBMM’ye ne getirecek? Neyi tartışacak?
Haftalardır “Mecliste tüm partilerden komisyon kurulup çalışmaya başlamalı” deniliyor!
İyi başlasın bir an evvel ama önce çözmek istediğiniz meselenin adını koyun. Meselenin ne olduğu Mir Bedirxan’dan günümüze kadar geçen 170 yılda yaşanan katliam ve ulusal direnişle belirlenmiştir: Kürt/Kürdistan meselesidir! Tablo bu kadar açıkken parti önerileri doğrudan adını koyarak ele alınıp çözümü aramıyor.
Buyuru partilerin önerilerine bakın;
AKP: Terörsüz Türkiye Komisyonu. CHP: Terörsüz Demokratik Türkiye Komisyonu. DEM Parti: Barış ve Demokratik Toplum Komisyonu. MHP: Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu. Kısacası komisyonun adına dair her partinin farklı önerileri var ama hiç birisi komisyonun adının, “Kürt meselesinin barışçıl demokratik çözüm komisyonu” olsun demiyor. Özet olarak TBMM 170 Yıllık Kürt meselesinin adını koyarak meseleyi enine boyuna ele almalı yoksa adını koymadan çözüm üretemezsiniz.
KÜRT MESELESİNİN SİLAHLI ÇÖZÜMÜ YOK, SİVİL ÇÖZÜMÜN YOLUNU AÇIN!
Kürt meselesinin silahlı çözümü yok! Bunu Kürt siyaseti de on yıllardır söylüyor. Nihayet Öcalan’ın son çağrısıyla PKK silah bırakma kararını aldı ve yürürlüğe koydu. Öcalan, “PKK‘nin yıllardır kendini tekrar ettiğini” kabul ederek adım attı, atıyor. İyi de Devlet de yıllardır kendini tekrar ediyor, ettiğini Cumhur İttifakı liderleri kabul ediyorlar. Demek ki Kürt meselesinde silahlı çözüm yok sadece PKK için değil Devlet için de geçerli.
Yüz yıldır sürdürülen “eşit vatandaşız” yalanı da artık kabak tadı veriyor! Çünkü Türklerin devleti, bayrağı, ana dilde eğitimi…var ama Kürdün hiçbirisi yok! Öyle ki Devlet halen Kürtlerin Anayasa’da varlığı bile tanınmıyor!
“İç Barış olmadan iç cephe güçlenmez” diyor Bahçeli. Doğru ama bir doğru daha var; Kürt meselesi sivil siyaset zeminde çözümlenmeden 100 yıldır ne iç barış ne de iç cephe güçlenmedi, güçlenmez de! Bu nedenle TBMM’de kurulacak partiler arası Komisyon “Önce Güvenlik” bariyeri ve üç maymunu aşarak adı ve içeriğiyle Kürt meselesini ele alıp çözüm üretmeli!
KÜRDİSTAN MESELESİNİ ÇÖZMEYİ İÇERMEYEN YENİ ANAYASA SİVİL DEMOKRATİK OLAMAZ.
Bu siyasal iklimde yeni ve sivil bir Anayasa mümkün mü? Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni anayasa çalışmaları için 10 hukukçu görevlendirdim” diyor fakat hali hazırda somut bir hamle ya da gelişme yok. Çünkü yeni Anayasa çalışmasının somutlaştırılması aşağıdaki belli başlı gelişmelere bağlı olarak içerik kazanacak. Bunları dört temel başlık altında belirleyebiliriz.
Bir; PKK’nin silah bırakma meselesinin sembolik olmaktan çıkıp sonuçlandırılması. İki; Erdoğan’ın “Cumhur İttifakı olarak, DEM Heyeti ile de birlikte bu süreci pişirerek geleceğe taşıyacağız”! Ya da “AKP-MHP-DEM biz en azından üçlü olarak bu yolda beraber yürümeye karar verdik” şeklindeki açıklamasının karşılığının DEM Parti açısından olup olmayacağının görülmesi. Kısacası Dem Parti pozisyonunun netleşmesi.
Üç; Özerk Rojava Kürdistan’ının statüsü ile SDG’nin geleceğinin netleşmesi. Yani Özerk Rojava ve SDG’nin yeni Suriye rejimi ile kuracağı ilişkinin somutlaşması bekleniyor. Bu açıdan Süveyda’ki son gelişmeler Özerk Rojava ve SDG durumu açısından zaman ve mekanın daraldığını yanı önümüzdeki bir kaş hafta içerisinde durumun netleşeceğinin verileri artıyor.
Dört; elbette CHP’nin Anayasaya ilişkin tutumu ve sahadaki etkinliklerinin temposunu düşürüp düşürmemesi bir diğer faktör olacak.
Ayrıca Yeni Anayasa; Kürt milletinin varlığını ve ulusal demokratik taleplerini, siyasal demokrasi ve Temel hak ile özgürlükler alanının güçlendirilmesini içerecek mi? Devlet toplum dengesinde devlet yerine toplumu esas alacak mı? Bu soruların yanıtı içermeyen Anayasa yeni ve sivil olmaz. Ayrıca, sadece hukukçuların (bürokrasinin) içeriğini belirleyeceği Anayasa halkı ve emekçileri temsil etmez, edemez. Halkın, emeğin, kadınların dipten gelen hareketi Anayasaya mutlaka sahadan içerik kazandırmalı.
DEVLETİN KÜRDİSTAN MESELESİNDE SIKIŞTIĞI İKİLEM
Hangi açıdan bakarsak bakalım Türk devletinin, Kürt meselesinde sıkıştığı ikilem şudur; Kürt meselesini ne çözebiliyor ne sürdürebiliyor ne tutabiliyor ne de bırakabiliyor. Örneğin, Kürt meselesine çözüm arıyor ama meseleyi adıyla anmaktan bile korkuyor. “Silahlar bırakılsın sivil siyasete dönülsün”, Ağar’ın ünlü ama karşılık bulmayan çağrısıyla “dağda silah tutacağına, düz ovada siyaset yapın” çağrılarının hukuki ve kanuni çerçevesini oluşturmaya yanaşmıyor. İşte Türk devletinin, Kürt meselesinde sıkıştığı ikilem budur! Öcalan çağrısı üzerine PKK dağda silahı bırakıp ovada sivil siyaset yapmak istiyor ancak Devlet bunun hukuki ve yasal çerçevesini oluşturmak için somut hiçbir adım atmıyor. Yani silahı bırakın çağrısı yapıyor ama silah bırakan gerillanın sivil siyaset yapmasının koşullarını oluşturmuyor.
KÜRT SİYASETİNİN AŞİL TOPUĞU ULUSAL BİRLİK!
Kürtler tarihleri boyunca savaşçı ve davalarının militanı oldular hep. Kürt halkının uluslararası tanınmış aydın, siyasetçi ve bilim insanı ve de lobileri de var. Peki Kürtler nerede kaybetti, kayıp ediyor? Masada diplomasi mücadelesinde ve Ulusal İttifak meselesinde! Kürtlerin en zayıf noktası yani Aşil Topuğu daima ulusal ittifak kuramamış olmalarıdır. Eğer başta statü sahibi Kürdistan parçalarında olmak üzere güçlerini birleştirirlerse iki alanda da yaşadıkları sorunları aşarlar!
Türk Komünist, sosyalist partilerden İyi Parti’ye varana kadar kendi ulus devletleri olduğu halde mesele Türk “milli meselesi” olduğunda hepsi Kemalist milliyetçilik etrafında saf tutar. Yani başta Kürdistan meselesi olmak üzere devletin milli strateji konsepti etrafında partiler üstü bakışla anında aynı safta yer alırlar. Kürt siyasal partiler ise halen Kürdistan meselesinde parti ve parça (Kürdistan) bakışını aşamıyorlar. “Benim parçam, benim partimin çıkarları” şeklindeki dar gözlüğü aşamıyorlar. Bugün önce her Kürdistan parçasında ulusal birlik ve bunun üzerinden Ulusal Kongreyi kurabilmek Kürt siyasetinin öne çıkan görevidir.










