Bazen futbolda bir hafta, bir sezondan daha fazla şey anlatır. İşte geride bıraktığımız çift maç haftası da tam olarak böyleydi. Salı günü başlayan karşılaşmalar Perşembe akşamına kadar devam ederken, sahalarda sadece puan mücadelesi değil, umut, hayal kırıklığı ve yeniden doğuş hikâyeleri de yazıldı.
Bölge takımlarımız için bu hafta tam anlamıyla bir duygu fırtınasıydı.
Haftanın en dikkat çeken hikâyesi ise şüphesiz Amedspor’dan geldi.
Uzun süredir üzerinde dolaşan o ağır havayı, futbol deyimiyle “ölü toprağını” atması gerekiyordu Amedspor’un. Çünkü bu takımın kadro kalitesi ortadaydı. Taraftar desteği zaten tartışılmazdı. İçeride, dışarıda tribünler her zaman doluyordu. Üstelik takımın başında futbolun tecrübeli isimlerinden Mesut Bakkal vardı. Böylesi bir kadronun suskun kalması kimseye mantıklı gelmiyordu.
İşte bu nedenle İstanbulspor deplasmanı sadece bir maç değil, aynı zamanda bir sınavdı.
Kağıt üzerinde zor bir karşılaşmaydı. İki sezon önce Süper Lig’de mücadele etmiş bir İstanbulspor, kendi sahasında kolay teslim olacak bir rakip değildi. Çarşamba günü saatler 13.30’u gösterdiğinde sadece İstanbul’da değil, Amed’de ve bölgenin dört bir yanında insanlar ekran başındaydı.
Deplasman tribününde ise tanıdık bir manzara vardı. Amedspor taraftarı yine yerini almış, kendilerine ayrılan bölümü tamamen doldurmuştu.
Maçın ilk dakikalarında Amedspor biraz tutuk görünüyordu. Ancak Mesut Bakkal’ın takımları genelde maçı okuyarak oynar. Nitekim ilk on dakikanın ardından oyunun dengesi tamamen değişti. Amedspor sahaya ağırlığını koymaya başlamıştı.
Dakikalar 33’ü gösterdiğinde sahneye sahanın en hareketli isimlerinden biri çıktı. Afena Gyan. Attığı golle Amedspor’u öne geçirirken, sadece golle değil oyun içindeki enerjisiyle de fark yaratıyordu. O an itibarıyla sahada Amedspor’un kontrolü hissediliyordu.
Derken dakikalar 39’u gösterdiğinde tribünlerin beklediği an geldi.
Kral sahneye çıktı.
Mbaye Diagne attığı golle skoru 2-0’a getirirken Amedspor’un üzerindeki baskıyı tamamen kaldırıyordu. Devre arasına gidilirken skor tabelası Amedspor’un net üstünlüğünü gösteriyordu.
İkinci yarı başladığında ise sahada skoru korumaya çalışan bir takım değil, daha fazlasını isteyen bir Amedspor vardı. İşte Mesut Bakkal futbolunun karakteri de tam olarak buydu. Skor ne olursa olsun oyundan kopmayan, tempoyu bırakmayan bir takım.
Henüz ikinci yarının başında, 46. dakikada savunmadan çıkan Mehmet Yeşil eski takımına attığı golle farkı üçe çıkarıyordu. O gol aslında maçın kırılma anıydı. İstanbulspor için umutlar, Amedspor için ise özgüven iyice büyüyordu.
Bu maç özelinde bazı yorumcular Mbaye Diagne’yi eleştirse de sahadaki gerçek farklıydı. Çünkü bazı oyuncular vardır; uzun süre görünmezler ama bir anda sahnenin merkezine otururlar. Diagne de o oyunculardan biri.
Dakikalar 88’i gösterdiğinde bir kez daha ortaya çıktı ve kendisinin ikinci, takımının dördüncü golünü attı. O gol sadece skoru belirlemedi, aynı zamanda rakiplere de güçlü bir mesaj verdi.
Üstelik haftanın diğer sonuçları da Amedspor’un yüzünü güldürüyordu. Erzurumspor ve Erokspor’un puan kaybettiği haftada en kazançlı çıkan takım Amedspor olmuştu. Şimdi gözler iç sahada oynanacak Manisa maçına çevrilmiş durumda.
Bölge halkının görmek istediği Amedspor işte buydu. Mücadele eden, özgüvenli oynayan ve kazanan bir Amedspor.
Ve açık konuşmak gerekirse, Mesut Bakkal ile ikinci şampiyonluk artık hayal gibi görünmüyor.
Haftanın bir diğer önemli hikâyesi ise Van’da yazıldı.

Vanspor sahasında küme düşmesi kesinleşen Adana Demirspor’u ağırlıyordu. Kağıt üzerinde üç puan cepte gibi görünüyordu ama futbol çoğu zaman kağıt üzerindeki hesaplara uymaz.
Nitekim öyle de oldu.
Vanspor maç boyunca oyunun hakimi olmasına rağmen gol bir türlü gelmiyordu. Rakip takım genç oyunculardan oluşuyordu ama sahadaki mücadeleleri gerçekten takdir edilmesi gereken türdendi.
Dakikalar ilerledikçe tribünlerde sabırsızlık artıyordu.
Nihayet 57. dakikada İvan Cedric sahneye çıktı ve attığı golle Vanspor’a üç puanı getirdi. Belki zor bir galibiyetti ama sezonun bu bölümünde alınan her puan altın değerinde.
Bu maçın saha içinden daha anlamlı bir başka hikâyesi ise saha dışında yaşandı. Maddi sıkıntılar yaşayan, transfer yasağı bulunan Adana Demirspor’un deplasman seyahat ve konaklama masraflarının Vanspor Kulübü Başkanı Erol Temel tarafından karşılanması Türk futbolunda görmeye alışık olmadığımız güzel bir centilmenlik örneğiydi.
Futbol bazen sadece sahada oynanmaz.
Vanspor aldığı bu galibiyetle puanını 42’ye yükseltti ve play-off umutlarını canlı tuttu. Önlerinde görece daha uygun bir fikstür var. Ancak bu haftaki Sakarya deplasmanı bu yolun en kritik virajlarından biri olacak.
Haftanın moral bozan hikâyesi ise Iğdır’dan geldi.
Iğdırspor sahasında Bodrumspor’a 3-2 mağlup olurken taraftarlarına bir kez daha hayal kırıklığı yaşattı. Son haftalarda alınan sonuçlar ve sahadaki oyun açıkçası beklentilerin oldukça uzağında.
Aslında tabloya biraz geriden bakınca sorunların kaynağı da ortaya çıkıyor. Erken gelen özgüven, yüksek maliyetli ama yanlış transferler ve teknik kadro tercihleri bugün yaşanan sıkıntıların temel sebepleri gibi görünüyor.

Bu süreçte tek mağdur olan ise her şeye rağmen takımını yalnız bırakmayan Iğdırspor taraftarı.
Play-off ihtimali matematiksel olarak hâlâ var. Ancak sahadaki görüntü değişmezse işin zor olduğu da ortada.
Alt liglerde ise heyecan tüm hızıyla devam ediyor.
TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta lider Batman Petrolspor ilk yarısını geride kapattığı Karacabeyspor maçında ikinci yarıda adeta fırtına gibi esti ve sahadan 4-1’lik galibiyetle ayrıldı. Atabey Çiçek’in golleri, Ahmet Kesim’in katkısı ve kulübeden gelip oyunun kaderini değiştiren Rahman Buğra Çağıran bir kez daha takımın ne kadar güçlü bir kadroya sahip olduğunu gösterdi.
TFF 3. Lig’de ise herkesin şampiyon gözüyle baktığı Bingölspor ilginç bir şekilde puan kayıplarına devam ediyor. Bu hafta da sahasında Ağrıspor ile 2-2 berabere kaldılar. Futbolun değişmeyen bir kuralı vardır: Rehavet en büyük rakiptir.
Öte yandan son haftalarda çıkış yakalayan Ağrıspor’u da ayrıca tebrik etmek gerekiyor.
Kısacası alt liglerde bu sezon alışılmışın dışında bir tablo var. Bölge takımlarının ilk kez bu kadar güçlü olduğu bir dönem yaşanıyor.
Sahada mücadele büyüyor, tribünlerde umutlar çoğalıyor.
Bizler de bu hikâyenin nasıl biteceğini merakla izlemeye devam ediyoruz.













