Sinan Dedeoğlu: Amedspor sahaya karakter koymak zorunda

SporYazarlar

Milli maçlar nedeniyle lige verilen 15 günlük ara nihayet sona erdi. Bu uzun molanın ardından bölge takımlarımız Amedspor, Vanspor ve Iğdırspor yeniden sahaya çıktı ve 14. haftanın karşılaşmalarıyla birlikte lig maratonu kaldığı yerden devam etti.

Ancak dönüş üç takımımız için aynı ölçüde parlak olmadı. Amedspor deplasmanda Boluspor’a 4-1 gibi kabul edilmesi güç bir skorla mağlup olurken, Vanspor kendi taraftarı önünde ilk yarısını bir sıfır geride kapattığı maçtan bir birlik beraberlikle ayrıldı. Iğdırspor ise son haftalardaki kötü gidişatı güçlü Erzurumspor karşısında bozarak üç hafta sonra galibiyetle buluştu.

Futbol her zaman sonuç oyunu değildir; ancak sonuç ne olursa olsun sahaya bir karakter koymak zorunluluktur. Amedspor bu zorunluluğu karşılayamayan taraf oldu. İlk yedi dakika dışında sahada adeta yoktular. Mbaye Diagne’nin bireysel gol yeteneğiyle ayakta kalmaya çalışan bir takım görüntüsü çizdiler ki bu zaten sürdürülebilir bir durum değildi. Nitekim bu maç tam da bunu gösterdi. Futbol hatalar oyunu olduğu için rakibin hatalarından faydalanmak elbette mümkündür; fakat bir oyun anlayışına sahip olmak, oyunu yönlendiren taraf olmak bambaşka bir meseledir. Set oyunu, geçiş hücumu, hücum pres…

Bunların hiçbiri Amedspor’da net şekilde görünmüyor. Galip gelinen maçlarda bile aynı eksiklik dile getiriliyordu ve tehlike sinyalleri aslında çok önceden verilmişti. Yönetim değişikliği, teknik direktör değişikliği derken Amedspor’un içinde bulunduğu yapısal sorunlar çözülemedi. Puan farkı minimuma inmişken ve ligin en değerli kadrolarından birine sahipken böylesine teslimiyetçi bir oyun tablosu kabul edilemez.

Sahada kazanma iradesi, takım ruhu, ortak bir hedef görüntüsü yoktu. Kadro değerinin, derinliğinin ve tecrübenin sahaya bu kadar az yansıması altyapısı yanlış kurulmuş bir düzenin göstergesidir. Sinan Kaloğlu ile Amedspor birlikteliğinin doğru bir tercih olup olmadığı daha da tartışmalı hale geldi. Bu tür sonuçların faturası her zaman önce teknik direktöre sonra yönetime kesilir; ama en suçsuz ve en masum olanlar taraftarlardır. Onların sesine zaman zaman kulak vermek gerekir.

Vanspor cephesinde ise tablo biraz daha olumlu. İlk yarı rakibe pozisyon vermeyen, oyunu kontrol eden bir takım vardı sahada. Ancak Olulare’nin savunmadan çıkarken kaptırdığı top bir anda takımı bir sıfır geriye düşürdü. Yine de ikinci yarıdaki oyun özellikle Mehmet Maniş’in sol kanattaki etkili performansı ve son otuz dakikada rakibi kendi sahasına hapseden bir baskıyla umut verdi. Skor bir birde kaldı ama Keçiörenspor’un hücum hattı ne kadar güçlü olursa olsun hem oyun hem istatistik anlamında Vanspor’un oldukça gerisindeydi. Aslında alınan bir puan iki takımdan en çok Keçiörenspor’un işine yaradı diyebiliriz. Vanspor’da teknik direktör elindeki kısıtlı kadroyu maksimum verimle kullanmak zorunda.

Kadro derinliği zayıf, genişliği sınırlı. Üstelik Bekircan, Sabahattin ve Erdi gibi bu sezon istikrarlı performans sergileyen üç oyuncunun sakatlık nedeniyle forma giyememesi teknik direktörün elini fazlasıyla bağladı. Bu şartlarda alınan bir puan kıymetlidir. Liderle puan farkı sekiz ve daha oynanacak yirmi iki maç var. Üç puanlı sistemde her şeyin hızla değişebileceğini unutmamak lazım.

Iğdırspor ise üç haftadır alınan kötü skorlara karşın güçlü Erzurumspor’u yenerek nefes aldı. Teknik direktör için felaket çanlarının çaldığı bir dönemde gelen bu galibiyet adeta bahar havası yarattı. Iğdırspor ligin en yüksek bütçeli takımlarından biri ve buna karşın fiyat performans olarak çok geride kalmış durumda. İbrahim Üzülmez ile kulübün kimyasının uyuşmadığı da artık daha yüksek sesle konuşuluyor. Yine de puan tablosuna bakıldığında karamsar bir tablo yok. Lider Pendikspor 29 puanda; Amedspor 26 puanla dördüncü sırada, Iğdırspor 22 puanla sekizinci, Vanspor ise 21 puanla dokuzuncu basamakta.

Üç puanlı sistemde her takımın diğerini yenebildiği bu ligde, özellikle devre arası transfer dönemi her şeyi değiştirebilir. Tüm bu tabloya bakınca fikrim net: Kötü futbol oynanabilir, formsuz dönemler yaşanabilir ama ruhsuz futbol asla kabul edilemez. Futbol bir mücadele oyunudur; sahada ter, istek, enerji, karakter görmek ister taraftar.

İkinci ve üçüncü ligde ise maçların ertelenmesi nedeniyle heyecan bir süreliğine durdu. Bahis skandalı sonrası gelen cezalarla çok sayıda oyuncunun kadrolardan eksilmesi kulüplerde ciddi sıkıntılar oluşturdu. Önümüzdeki haftalarda bu takımların bu krizi nasıl yöneteceğini hep birlikte göreceğiz. Sezonun bu bölümünde her şey hızla değişebilir. O yüzden form grafiği, teknik direktör istikrarı, kadro derinliği ve en önemlisi sahaya konan karakter takımların kaderini belirleyecek. Bu ligde ayakta kalmanın yolu da zirveye oynamanın yolu da tam olarak buradan geçiyor.

 

İlginizi Çekebilir

AKP’li Yayman İlke TV’ye konuştu: Ben İmralı’ya gitmedim, kimin gittiğini de bilmiyorum
Erdoğan, Putin ile telefonda görüştü

Öne Çıkanlar