Sinan Dedeoğlu: Amedspor zorlandı, Serhat derbisini Vanspor kazandı

Yazarlar

Futbol, skorun çok ötesinde bir hikâyedir. Bazı maçlar vardır; doksan dakikaya sığmaz, istatistikle anlatılamaz, skorla özetlenemez. Amedspor’un Sivas deplasmanında yaşadıkları da tam olarak böyle bir maçtı. Futbol müsabakası demek isterdim ama sahadaki atmosfer, tribünlerin doluluğu ve etrafa yayılan gerginlik, insana başka bir ruh hâlini çağrıştırıyordu. Tribünlerin dolu olması, futbolun etrafında biriken gerilimi daha da görünür kılmıştı. Maçın oynandığını herkes unutmuş gibiydi, ta ki goller gelene kadar. Asıl sorgulanması gereken ise bu ortamı besleyen kin ve nefret dilinin neden hâlâ yeterince tartışılmadığıdır.

Lider Amedspor, Erzurum deplasmanının ardından bir başka zorlu dış saha sınavına çıkıyordu. Kâğıt üzerinde bakıldığında maçın istatistikleri Amedspor’dan yanaydı. Topa daha çok sahip olan, daha fazla üreten taraf onlardı. Ancak futbol bazen rakamları umursamaz. Skor tabelası başka şeyler söylüyordu. İşte tam da bu yüzden, bu tür deplasmanlarda kazanmak kadar kaybetmemek de büyük bir erdemdir.

Amedspor maça istediği gibi başlayamadı. Sivasspor’un sert ve disiplinli oyunu, ilk bölümde Amedspor’u durdurdu. 20. dakikada Ethemi’nin golü geldiğinde, sanki herkes aynı şeyi düşündü: Bu gol Amedspor’u oyuna davet edecekti. Öyle de oldu. Traore oyunun her anında vardı; savunmada, orta sahada, hücumda. Takım yavaş yavaş lider kimliğini hatırladı.

 

4-2-3-1 dizilişi, set oyunu için doğru bir tercihti. Ancak böyle deplasmanlarda geçiş hücumlarının daha etkili olduğu da bir gerçek. İlk yarı Sivasspor’un 1-0 üstünlüğüyle sona erdi ama maçın henüz bitmediği belliydi. Nitekim ikinci yarıda Sivasspor’un yakaladığı bir geçiş hücumunda yaptığı hata, Mbaye Diagne’nin sahneye çıkmasına neden oldu. Ligin en formda golcülerinden biri, Amedspor’a beraberliği getirdi.

Golden sonra yaşananlar ise futbol adına düşündürücüydü. Tribünlerin, sahadaki oyunun önüne geçmesi; kartoplarının, protestoların ve geçmişin hesabının sahaya taşınması, futbolun ruhuna gölge düşürdü. Eski futbolculara yönelen tepkiler, sahadaki oyundan daha çok konuşulur hâle geldi. O an bir kez daha gördük ki bazen tribünler, sahadaki 11 oyuncudan daha belirleyici olabiliyor.

Amedspor bu iki zorlu deplasmandan yalnızca 1 puanla dönmüş olabilir. Ancak başı dik döndü. Skor her zaman gerçeği anlatmaz. Oyuncuların sahada kalma çabası, provokasyonlara kapılmadan oyuna tutunmaları, belki de bu maçın en değerli kazanımıydı. Yine de gerçeği inkâr edemeyiz: Savunmadaki eksiklik her hafta biraz daha görünür oluyor. Şampiyonluk hedefi olan bir takım için bu bölgeye yapılacak takviye artık bir tercih değil, zorunluluk.

Haftanın bir diğer güçlü hikâyesi ise Van’da yazıldı. Serhat derbisi, Vanspor ile Iğdırspor’u karşı karşıya getirdi ama bu maç, bir derbiden çok daha fazlasıydı. Tribünler, deplasmana gelen Iğdırlı taraftarları rakip olarak değil, misafir olarak karşıladı. Maç öncesi iki takımın birlikte tribünlere çağrılıp alkışlanması, futbolun unuttuğumuzu sandığımız birleştirici yüzünü yeniden hatırlattı. Sahada yükselen kardeşlik duygusu, belki de haftanın en anlamlı görüntüleriydi.Van trübünlerinin 90 dakika boyunca yaptığı kahrosun işid tezauratı ise çok anlamlı bir mesajdı.

 

Vanspor sahaya galibiyet parolasıyla çıktı. Dörtlü savunma, çift ön libero ve hücum gücü yüksek oyuncular, bu niyetin en net göstergesiydi. Iğdırspor cephesinde ise belirsizlik hâkimdi. Teknik direktör değişikliği, takımın sahaya nasıl bir reaksiyon koyacağını merak konusu hâline getirmişti. İlk yarı golsüz geçse de satranç hamlelerini andıran taktik mücadele, ikinci yarının habercisiydi.

İkinci yarıda sahne Vanspor’undu. Aliou Traore’nin taşıdığı top, Hasan Bilal’in oyuna girdikten sonra yaptığı katkı ve Ivan Cedric’in sezon boyunca süren istikrarı galibiyeti getirdi. Hakemin sakin ve otoriter yönetimi, maçın tansiyonunun düşmesinde önemli rol oynadı. Vanspor bu galibiyetle zorlu haftalarda moral depolarken, Iğdırspor için soru işaretleri daha da arttı. Üç teknik adam değişmiş ama hâlâ sahada net bir kimlik ortaya konulamamış olması düşündürücü.

Alt liglere baktığımızda ise bölge futbolunun yükselen bir grafiği olduğunu görüyoruz. TFF 2. Lig’de Muşspor adeta fırtına gibi esiyor. Son 9 haftada 8 galibiyet, dolu tribünler ve cesur futbol, onları şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri hâline getirdi. Mardinspor da maç eksiğine rağmen yarışın içinde kalmayı başarıyor. Beyaz Grup’ta Batman ile Urfa arasındaki rekabet ise sezon sonuna kadar sürecek gibi duruyor. 

3.Lig’de Bingölspor’un istikrarlı yükselişi, Ağrıspor ve Mazıdağı Fosfatspor’un play-off mücadelesi, alt liglerdeki heyecanın hiç de az olmadığını gösteriyor. Bu takımlar sadece puan mücadelesi vermiyor, aynı zamanda şehirlerini ve tribünlerini de ayakta tutuyor. Bingölspor deplasmanda 1-0 lık net bir galibiyetle evine dönerken. Ağrıspor evinde Kırşehirspor’u 4-1 lik net bir galibiyetle uğurluyordu. Mazıdağıfsofat ise Karaköprü deplasmanından 1 puanla dönüyoırdu.

Sonuç olarak futbol, sadece bir oyun değildir. Tribünleriyle, diliyle, duruşuyla bir bütündür. Kazanmak elbette önemlidir ama nasıl kazandığın, nasıl kaybettiğin ve sahada neyi temsil ettiğin çok daha kalıcıdır. Bu haftanın bize hatırlattığı en önemli gerçek de belki budur: Futbol vicdanla güzeldir.

İlginizi Çekebilir

HTŞ Kobani’de saldırdı: 2’si çocuk 5 sivil hayatını kaybetti
Birleşmiş Milletler, HTŞ’nin kuşatması altındaki Kobani’ye yardım gönderiyor

Öne Çıkanlar