Sinan Dedeoğlu: Son viraja girildi; Bölge futbolunda umut ve kırılganlık iç içe

Yazarlar

Trendyol 1. Lig’de 28. haftayı geride bırakırken aslında sadece puan tablosuna yeni rakamlar eklenmedi; umutlar arttı, kırılganlıklar derinleşti, bazı takımlar ağırlığını koydu, bazıları ise fırsatları elinden kaçırdı. Sezonun bu bölümünde artık her maç sıradan bir karşılaşma değil. Her doksan dakika, ya yukarıya tutunma ya da aşağıya savrulma anlamı taşıyor.

Keçiörenspor – Amedspor mücadelesi bunun en net örneğiydi. Amedspor, Mesut Bakkal yönetiminde ikinci maçına çıkarken oyun kimliğini daha net göstermeye başladı. Maçın başında gelen Mame Diouf golü, planları bozabilecek türdendi. Ancak bu gol Amedspor’u dağıtmadı, aksine toparladı. Takımın reaksiyon verme biçimi, teknik dokunuşun sahaya yansımasıydı.

Sağ bekte Murat Uçar, sol bekte Hasan Ali Kaldırım oyuna genişlik kazandırırken hücum geçişleri daha akışkan hâle geldi. Orta sahadaki denge sağlandıkça Mbaye Diagne’nin etkinliği arttı. Nitekim gol krallığı yarışındaki lider, sorumluluk alarak skoru eşitledi. Ardından Moreno’nun doğru pozisyon alışı ve bitiriciliği Amedspor’u öne taşıdı. Bu dakikalarda Dia Saba’nın oyun aklı, Sinan Kurt’un dinamizmi hücum hattını besleyen önemli unsurlardı.

Ancak sezon başından beri dile getirilen savunma kırılganlığı yine kendini gösterdi. Şampiyonluk hedefleyen takımlar için en temel unsur savunma istikrarıdır. Öne geçtiğiniz maçta basit kademe hataları yapıyorsanız, bunun bedelini ağır ödersiniz. Odisse Roshi’nin golü sadece bir beraberlik golü değil, aynı zamanda kaçan iki puanın sembolüydü. Buna rağmen oyun kalitesi açısından Amedspor’un yükselen bir grafik çizdiğini inkâr etmek mümkün değil. Eğer savunma organizasyonu aynı disipline kavuşursa bu takım yarışın içinde kalmaya devam eder.

Van’daki atmosfer ise haftanın duygusal yükü en yüksek karşılaşmasına sahne oldu. Vanspor – Erzurumspor mücadelesinde tribünler dolu, beklenti büyüktü. İlk yarıda Vanspor’un iştahı yüksekti. Hostiga, Cedric ve Jefferson’un yakaladığı fırsatlar golle sonuçlanabilseydi bambaşka bir maç izleyebilirdik. Futbolda bazen tek fark, o son dokunuştur.

İkinci yarıda yapılan savunma hatası sonrası Mustafa Fettahoğlu’nun golü maçın kırılma anıydı. Ardından Martin Rodriguez ve Yakup Kırtay’ın golleri, Erzurumspor’un oyun disiplinini ve fırsatçılığını ortaya koydu. Ligde yalnızca iki mağlubiyeti bulunan bir takımın neden zirvede olduğunu bu maçta bir kez daha gördük. Vanspor adına ise ders niteliğinde bir karşılaşmaydı. Oyun var, istek var; ancak sonuç üretme noktasında eksik kalan detaylar var. Play-off hedefi hâlâ mümkün fakat mental dayanıklılık belirleyici olacak.

Iğdırspor cephesinde ise haftalardır beklenen reaksiyon geldi. Son dönemde hem oyun hem sonuç anlamında eleştirilen ekip, İstanbulspor deplasmanında daha disiplinli bir görüntü çizdi. Fofana’nın ilk yarı sonundaki golü soyunma odasına moralli gitmelerini sağladı. İkinci yarının başında Fode Koita’nın golü ise özgüveni pekiştirdi. Bazen bir galibiyet taktiksel değil psikolojik bir eşiktir. Iğdırspor için bu maç tam da böyle bir eşik olabilir.

Alt liglerde de tablo bir o kadar hareketli. TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta Mardinspor’un farklı galibiyeti, ikinci yarıdaki toparlanma işaretidir. Şampiyonluk yolu zorlaşmış olabilir ama play-off kapısı açık. Muşspor hükmen aldığı galibiyetle yarıştan kopmadığını gösterdi. Güçlü kadro yapısı ve üst lig arzusu onları diri tutuyor.

Beyaz Grup’ta Batman Petrolspor’un Altınordu deplasmanındaki net galibiyeti, kadro kalitesinin sahaya yansımasıydı. Kerim Frei’nin tecrübesi, Gökhan Karadeniz’in üretkenliği, Mert Örnek ve Rahman Buğra Çağıran’ın katkısı şampiyonluk hedefinin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Şanlıurfaspor’un puan kaybı ise zirve yarışında hata payının kalmadığını bir kez daha ortaya koydu.

TFF 3. Lig’de Bingölspor puan kaybetmesine rağmen avantajını koruyor ancak kredi sonsuz değil. Ağrıspor’un deplasman galibiyeti play-off hattının ne kadar canlı olduğunu kanıtladı. Bu liglerde istikrar, bütçeden ve isimlerden daha belirleyici olabiliyor.

Genel çerçevede baktığımızda bölge futbolu bir geçiş döneminden geçiyor. Artık yalnızca mücadele yetmiyor; organizasyon, disiplin ve mental güç de gerekiyor. Tribünlerin beklentisi yüksek, şehirlerin umudu büyük. Ancak bu yarışta ayakta kalmak isteyen takımlar, savunmadan hücuma kadar bütüncül bir yapı kurmak zorunda.

Futbol çoğu zaman sadece tabelaya indirgenir. Oysa oyunun içinde emek, strateji, sabır ve karakter vardır. Bazen kazandığınızda eksiklerinizi görmezsiniz, bazen kaybettiğinizde doğrularınızı fark edersiniz. Şampiyonluk yalnızca zirvede bitirmek değil, o zirveye giden yolda gösterilen dirençtir.

Sezonun son virajına girerken artık her puan altın değerinde. Küçük hatalar büyük bedeller doğuruyor. Ama umut hâlâ sahada. Ve futbolun en güzel tarafı da bu: Son düdük çalmadan hiçbir hikâye tamamlanmaz.

 

İlginizi Çekebilir

Jesse Jackson’un naaşı saygı duruşu için memleketine götürüldü
İran Devrim Muhafızları: Netanyahu’nun ofisini hedef aldık

Öne Çıkanlar