Kürtlerin Kobani ruhuyla Rojava’yı savunduğunu belirten Soydan Akay, “Rojava artık tüm demokratik güçlerin özgür ve özerk yaşam simgesidir. Komplocu güçler, bu halk gerçekliği karşısında pes etmek zorunda kalmıştır” dedi.
Süreçle ilgili tartışmalara da değinen Akay, ”Elbette ki halk içinde farklı düşünceler olabilir. Bu süreci yanlış olarak görenler de olabilir. Bunlar anlama sorunlarıdır ve demokratik tartışma kültürünü gerektirir. Tartışmak karşıtlık değil, hakaret değildir. Bir fikre katılmamak, doğru bulmamak ihanet değildir. Halk tartışmak istiyor” diye belirtti.
32 yıllık tutsaklığın ardından 13 Mayıs 2025’te tahliye olan Soydan Akay, Rojava’daki gelişmelere ilişkin olarak Mezopotamya Ajansı’nda değerlendirmelerde bulundu.
‘Tedbir almak tarihsel görevdir’
Kürtlerde oluşturulmaya çalışılan “ihanete uğramışlık”, “kullanılma” ve “çaresizlik” duygularının, bu savaşın esas yöntemleri olan özel savaş taktikleri olduğunu vurgulayan Akay şöyle dedi:
“Bölgedeki hegemonik güçler, özellikle İsrail, ABD ve Avrupa, Barış ve Demokratik Toplum paradigmasına karşıdır. Mevcut iktidar, bu güçlerin paradigma ile çelişen durumundan faydalanmak ve süreci ‘devlet aklı’ gereği kendi lehine çevirmek istedi. ABD, Abdullah Öcalan’ın demokratik siyaset stratejisiyle Ortadoğu halklarını ayağa kaldırma çabasına Rojava üzerinden meydan okudu. Özerk Yönetim’e adeta ‘Öcalan’la aranıza mesafe koyun, yoksa sizi ezdiririz’ mesajı verildi. Türkiye bakımından ise muhtemelen ‘Gazze Planı’ karşılığında Rojava’nın tasfiye edilmesine onay verildi. Hakan Fidan ve Suriye’deki klik için Rojava savaşı bitmiş değil. Arap aşiretlerini gizli yöntemlerle örgütleyerek Kürtleri yalnızlaştırma taktiğine başvuruluyor. Bu noktada Ortadoğu’da aşiret sosyolojisini kavramak ve bu komplolara karşı sürekli tedbir almak tarihsel bir görevdir.”
‘Kobani direniş ruhu yine yaşatıldı’
Kürtlerin ve dostlarının bir kez daha Kobani ruhuyla Rojava’yı savunduğunu kaydeden Akay, şöyle devam etti:
“Halkı ayağa kaldıran, Rojava etrafında örülen savunma hattıydı. Önderlik, Demokratik Toplum Manifestosu’nda ‘PKK, Kürt kimliğinin kazanılmasında rolünü oynadı’ demişti. Kürt halkı Avrupa’dan Rojhilat’a kadar bu sözü teyit etti. İmha ve inkârda ısrar eden güçlere karşı, mağduriyet edebiyatı yapmadan büyük bir seferberlikle Sykes-Picot sınırlarının anlamsızlığı gösterildi. Kadınlar direnişin öncüsü oldu, bir halk şarkıları ve halaylarıyla ölüme meydan okudu. Ağıt, yas, çaresizlik ve yalnızlık psikolojisi yerle bir edildi. Kendi gücünü gördü. Önderliğin anlattığı buydu. Ancak Rojava’da tehlike geçmedi. Bu yanılgıya düşmemek gerekir. Rojava artık tüm demokratik güçlerin özgür ve özerk yaşam simgesidir. Komplocu güçler, bu halk gerçekliği karşısında pes etmek zorunda kalmıştır.”
‘Halk tartışmak istiyor’
“Rojava saldırısı ile birlikte Önderliğin geliştirdiği demokratik toplum programına dönük bazı çevrelerin ideolojik karalama kampanyaları başladı” diyen Akay, bu çevrelerin milliyetçi eğilimleri körüklemeye çalıştığını aktardı. Bunun sorumlusunun biraz da demokratik siyaset yürütenler olarak kendileri olduğunu kaydeden Akay, “Elbette ki bazı konularda halk içinde farklı düşünceler olabilir. Bu süreci yanlış olarak görenler de olabilir. Bunlar anlama sorunlarıdır ve demokratik tartışma kültürünü gerektirir. Tartışmak karşıtlık değil, hakaret değildir. Bir fikre katılmamak, doğru bulmamak ihanet değildir. Halk tartışmak istiyor” diye belirtti.
Halkın, Abdullah Öcalan’ın kendisine ve emeğine bağlı olduğunu belirten Akay, “Halk önderliğine, emeğine bağlıdır. Fakat büyük toplumsal dönüşümlerde duygusal ve manevi boyutu tamamlayan bilinç kısmını eksik bırakırsanız bir süre sonra sorgulama tersine dönüşür. O yüzdende önderliğin görüşme notları olduğu gibi halka açılmalıdır. Psikolojik ve ideolojik saldırıya karşı en doğru yöntem budur. Gerisi demokratik siyasetle uğraşanların işidir” dedi.
/MA/










