🔴TBMM’deki çözüm komisyonu raporunu yazma aşamasında. Bugüne kadar DEM Parti ve MHP raporunu sundu. İki partinin bakış açısında nasıl farklılıklar var?
Deutsche Welle‘den Gülsen Solaker’in haberi:
TBMM’de yeni çözüm süreci için kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu yasal düzenleme önerileri sunmak için rapor yazma aşamasına gelirken, partilerin raporlarının sunulmasının bu hafta sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.
Şu ana kadar MHP, DEM Parti, DSP, EMEP ve TİP raporlarını TBMM Başkanlığı’na teslim etti. Henüz sunmayan iki parti ise AKP ile CHP.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Pazar günü yaptığı açıklamada komisyona sunacakları raporu 14 Aralık sabah saatlerinde CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’den teslim aldığını söylerken, AKP’nin ek süre istediği bilgisini de verdi. Özel “AKP hafta sonuna kadar süre istiyorsa bu zamanı CHP de kullanacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün AKP’li gençlerle buluşmasına Ahmet Kaya’dan bir şarkıyla giriş yaparken, Meclis’teki çalışmaların süratlendiğini belirterek, “Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibariyle Güney Doğu’ya, Doğu’ya artık bir sulh-u sükun gelmiş vaziyette” ifadelerini kullandı.
Partilerin raporların hepsinin sunulmasının ardından bu metinler henüz karara bağlanmayan bir yöntemle ortaklaştırılacak ve komisyonun nihai raporu hazırlanarak TBMM’ye sunulacak. Bu rapordaki öneriler yasa teklifi haline getirilerek TBMM Başkanlığı’na sunulmaları durumunda normal tekliflerdeki işleyiş gibi önce ilgili komisyonda ele alınacak, ardından Genel Kurul’da oylanacak.
DEM Parti’nin raporunda hangi talepler yer alıyor?
DEM Parti’nin 12 Aralık’ta komisyona sunduğu rapor 99 sayfa ve 6 bölümden oluşuyor. Raporda, anadilde eğitimden yerel yönetimlerin güçlendirilmesine farklı taleplere yer veriyor.
Partinin web sitesine bugün yüklenen raporda genel olarak Kürt meselesinin güvenlik değil hukuk ve demokrasi sorunu olduğu ve çözümün kapsamlı bir yasal dönüşüm gerektirdiği noktasından hareket ediliyor.
Kürt sorunu “tarihsel inkâr ve otoriter merkeziyetçilikten kaynaklanan çok katmanlı bir demokratikleşme sorunu” olarak tanımlanırken, sorunun güvenlik ekseninden çıkarılıp siyasal-demokratik çözüme taşınması öneriliyor.
Raporda PKK lideri Abdullah Öcalan’ın barış sürecinde merkezi rolü pek çok kere vurgulanırken, Öcalan’ın durumunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları bağlamında “umut hakkı” çerçevesinde ele alınması ve ağırlaştırılmış müebbet rejiminin gözden geçirilerek hukuki perspektifle yeniden düzenlenmesi isteniyor.
Raporda DEM Parti’nin bazı somut yasal düzenleme ve yasa önerileri de yer alıyor. Buna göre, öncelikli talepler arasında “Demokratik Entegrasyon Yasası” bulunuyor. Geçiş dönemi yasalarıyla birlikte tüm kimliklerin “eşit yurttaşlık” temelinde toplumsal entegrasyonunun sağlanması isteniyor. Silah bırakanlar için suç ayrımı yapılmaksızın entegrasyon mekanizmaları oluşturulması gerektiğini belirtiliyor.
Terörle Mücadele Kanunu (TMK), Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve İnfaz Kanunu’nda değişiklikler istenerek, düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan maddeler kaldırılması veya yumuşatılması talep ediliyor.
Eşit yurttaşlık ve ayrımcılıkla mücadele için kalıcı bir mekanizma olarak “Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu” kurulması, toplumun kamusal katılımını destekleyecek düzenlemeler getirilmesi için Sivil Toplum Yasası hazırlanması da talepler arasında.
Anadilde eğitime yasal güvence talebi
Anadilde eğitim ve kamu hizmetleri hakkının yasal güvenceye alınması; anayasal değişikliklerle vatandaşlık tanımının etnik referanslardan arındırılması, yerel yönetimlerde özerklik ve yerinden yönetimin güçlendirilmesi de rapordaki diğer bazı önemli unsurlar. Bu kapsamda anadilde eğitim, seçmeli derslerle sınırlı olmayan, kamusal ve asli bir hak olarak tanımlanıyor.
“Anadilinde eğitim ve hizmet hakkının yasal güvenceye kavuşturulması, toplumsal barışın inşa edilmesi ve eşit yurttaşlığın sağlanması için kaçınılmaz bir gerekliliktir” denilen raporda Kürt meselesinin çözümünün yerelden güçlenen bir demokrasiden geçtiği de ifade ediliyor.
Bu çerçevede yerel yönetimlerin özerkliğinin güçlendirilmesini gerektiği belirtilerek, “Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na (AYYÖŞ) konulan tüm çekincelerin kaldırılarak, yerel yönetimlerin mali ve idari özerkliğinin güçlendirilmesi, yerel demokrasinin uluslararası standartlarda kurumsal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir” deniliyor.
DEM Parti ayrıca kayyum uygulamalarına son verilmesi, hasta tutuklu ve hükümlülerin tahliyesini, KHK mağduriyetlerinin giderilmesini ve barış akademisyenlerinin rehabilitasyonunu, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve AİHM kararlarının uygulanmasının zorunlu kılınmasına da raporda yer veriyor.
MHP’nin raporunda neler var?
MHP’nin geçen hafta sunduğu 120 sayfalık rapor, süreci “terörle mücadele” çerçevesinde ele alırken, DEM Parti’nin talepleri arasında yer alan “Kürt kimliğinin anayasal tanınması, anadilde eğitim, anayasanın bazı maddelerinin değişmesi” gibi açılımlara ise yer verilmiyor.
Raporda süreç kapsamında PKK’nın silahlarını tam şekilde bırakması, silahların imhası ve bunun güvenlik güçlerince tespit edilmesi, adli teslim ve rehabilitasyon şeklinde üç aşamaya yer veriliyor. Bu aşamalar için “terör örgütünün tasfiyesi ve örgüt üyelerinin yeniden topluma kazandırılması için üç aşamalı özel bir düzenleme yapılması gerekmektedir” denilirken, yasal düzenlemeler için şu ifadelere yer veriliyor:
“Sahadaki durumun (silahların tam olarak teslim ve imha edilmesi, örgüt yapısının ve bağlı kuruluşların hangi nam altında olursa olsun tamamının dağıtılması) devletin emniyet güçleri tarafından tespit edilmesi ve bu tespitlere binaen teslim olan örgüt elemanı sayısı dikkate alınarak örgütün fiili varlığının sona erdiğinin ilan edilmesi gerekir. Örgüt mensuplarının mutlaka adli bir sürece tabi tutulması gerekir.”
MHP’nin raporunda “hukuk normlarının bağlayıcılığı ve bu normların taşıyıcısı olan değerler sisteminin örselenmemesi gerektiği” de belirtilerek, cezaevindeki mahkumların durumlarında iyileştirmenin TBMM’nin bir infaz kanunu değişikliği yapmasıyla mümkün olduğuna yer veriliyor.
Raporda “umut hakkı” ile ilgili olarak ise Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik yapılması gerektiği belirtilerek, “Bu kanun değişmeden koşullu salıverilme değerlendirilmesi yapılamaz” deniliyor.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Komisyon üyesi Feti Yıldız, Meclis’te gazetecilere yaptığı açıklamada raporun ağırlıklı olarak siyasal değerlendirmeler içerdiğini, hukuki adımların ise belirli koşullara bağlı olduğunu vurguladı.
Ceza ve infaz rejimine yönelik kapsamlı bir değişikliğin gündemde olduğunu dile getiren Yıldız, mevcut infaz sistemini “yamalı bohça” olarak nitelendirerek, düzenlemenin baştan ele alınması gerektiğini söyledi ve “İnfaz düzenlemesi mutlaka yapılacak ama bunu af gibi düşünmemek gerekir” dedi.
İmralı heyeti parti liderleriyle görüşüyor
Öte yandan süreç kapsamında DEM Parti’nin İmralı heyeti parti liderleriyle bir araya geliyor.
Heyet geçen hafta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile bir araya gelmişti. Heyet üyesi DEM Partili Pervin Buldan sürecin geldiği aşamaları konuştuklarını söyleyerek, “İkinci aşamaya geçtiğimizi söylemek gerekiyor. Yeni bir aşamada ilerlemek gerekiyor. İkinci aşamada yasal zemin gerekli. Bu yasal düzenleme elbette bir barış yasası olmalıdır” demişti.
Bahçeli de “Pervin Hanım her konuyu açıklıkla ifade ettiler. Her cümlesine imzamı atıyorum” diye konuşmuştu.
DEM Parti İmralı heyetinin bu hafta için AKP ve Adalet Bakanlığı’ndan randevu istediği belirtilirken, yarın da Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile bir araya gelecek. DEM Parti İmralı heyeti geçen hafta DEVA Genel Başkanı Ali Babacan’la da görüşmüştü.
Bu arada DEM Parti İmralı heyeti ile CHP Genel Başkanı Özel arasında yarın yapılması planlanan görüşme Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın yaşamını yitirmesi nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi.









