Suriye, şu anda bürokrasiden ziyade şeyhlerce idare ediliyor. The Cradle’a konuşan kaynaklar, Suriye’nin şu anda devlet bürokrasisiyle değil, şeyhlerce yönetildiğini söylüyor.
”Suriye şu anda devlet bürokrasisiyle değil, şeyhlerce yönetiliyor” diyen The Cradle’nın haberi şöyle:
Suriye’nin devrik lideri Beşar Esad’ın yerine geçen ‘geçici cumhurbaşkanı’ Ahmed Şara, dini bir yönetim kuruyor.
61 yıllık Baas ve 53 yıllık Esad rejimi, 13 yıl süren iç savaşın sonunda Aralık 2024’te son bulmuştu. 2015’ten beri İdlip’te yer alan Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ), Esad’ın Şam’ı terk ederek Rusya’ya iltica etmesi sonucunda yönetime el koymuştu.
‘Geçici cumhurbaşkanı’ Ahmed Şara, ilk ulusa sesleniş konuşmasında “Suriye’nin çeşitliliğini yansıtan kapsamlı bir geçiş hükümeti oluşturmak için çalışacağız” demişti.
Buna karşılık Suriye geçici hükümeti haziranda bir genelgeyle kadınların halka açık plajlarda burkini (vücudu tamamen örten bikini) giymesini zorunlu kılmıştı. Ayrıca eğitim müfredatını değiştirerek kitaplardaki ‘iyilik yolu’ ifadelerini ‘İslami yol’ olarak değiştirmişi.
Hiçbir resmi işlem şeyhlerin dahli olmaksızın gerçekleşmiyor
3 Temmuz’da The Cradle’a konuşan kaynaklar, Suriye’nin şu anda devlet bürokrasisiyle değil, şeyhlerce yönetildiğini söylüyor.
Habere göre Suriye, bölgelere ve alt bölgelere ayrılmış durumda. Bu alanlar, karar alma süreçlerinde ipleri elinde tutan aşırı Sünni Müslüman liderlerce yönetiliyor. Dahası, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’yle ilgili müzakereleri de bu liderler yürütüyor.
HTŞ’nin tamamen ele geçirdiği Suriye bölgelerinde doğalgaz, un, elektrik dağıtımı, kontrol noktalarındaki güvenlik, gayrimenkul ve araziyle ilgili anlaşmazlıklar ve hatta hukuki ihtilaflar dahil olmak üzere, hiçbir resmi işlem şeyhlerin dahli olmaksızın gerçekleşmiyor.
Şeyhlerin kararları yasalardan daha bağlayıcı
Kaynakların aktardığına göre yerel şeyhler, idari olarak üst düzey bir şeriat konseyine bağlı. Yasama ve askeri alanlarda karar alma yetkisi dini yönetimde.
İdlib kentindeki bir yerel yönetimde görev almış eski bir çalışan The Cradle’a şöyle konuştu: ”Herhangi bir yetkimiz yok. Atamalar, finansmanlar, kurumlarla ilişkiler ve hatta gıda yardımı bile şeyhlerin kontrolü altında. Yani şeyhlerin kararları yasalardan daha bağlayıcı hale geldi.”
IŞİD liderliğinden Suriye fiili yöneticiliğine yükseldiğinden beri Ahmed Şara’nın demokratik veya sivil bir denetime tabi olmayan otoriter bir model hedeflediği belirtiliyor.
Başka bir kaynak Suriye’deki yönetimi şöyle anlattı: ”Ahmed Şara yargı, ekonomi ve eğitim alanlarında şeyhler arasındaki koordinasyonu sağlayan üstün bir dini konseyi yönetiyor. Hatta yabancı ülkelerle müzakereler bile bu şekilde yapılıyor.”
Suriye’deki Alevi kadınları kaçıranların ‘Türkiye bağlantısı’
Öte yandan Reuters haber ajansının yayınladığı araştırma dosyasında Suriye’de Alevi kadınları hedef alan kaçırma furyası anlatıldı.
HTŞ 8 Aralık’ta yönetimi ele geçirdiğinden beri Suriye’de Alevi katliamları sürüyor. Martta hükümete bağlı silahlı gruplar kıyı bölgelerinde üç gün boyunca en az bin 600 Aleviyi katlettiği bildirilmişti.
Suriye’de Alevilerin yoğun yaşadığı sahil bölgesinde kaybolan 29 yaşındaki kadın Abir Süleyman’ın ailesine 21 Mayıs’ta şöyle bir mesaj gönderildi: ”Onu beklemeyin… geri gelmeyecek.”
Aileye, 15 bin dolarlık fidye ödenmezse Abir’in öldürüleceği veya insan tacirlerine satılacağı söylendi. Bu sırada ailesiyle kısa bir telefon görüşmesi yapan Abir, “Suriye’de değilim… etrafımda konuşanların aksanları tuhaf” demişti.
HTŞ, kendisine bağlı silahlı grupların martta yaptığı Alevi katliamlarına ‘izin vermişti.’ Abir, 2025’te kaybolduğu bildirilen 16-39 yaşlarındaki en az 33 Alevi kadın ve ergen kızdan biri.
Reuters, Abir’in ailesi, kaçıran kişi ve Suriye kod numaralı telefon kullanan aracı kişi arasındaki 12 mesajı ve görüşmeyi inceledi. Buna göre aile, arkadaşlarından ve komşularından borç para alıp 27-28 Mayıs’ta 300-700 dolarlık 30 transferle İzmir’deki üç hesaba 15 bin dolar gönderdi.
28 Mayıs’taki son para transferinden sonra, kaçıran ve aracı kişi tüm teması kesip ortadan kayboldu. Aile, kızlarının akıbetini hala bilmiyor.
Marttan beri sosyal medya çaresiz ailelerin videolarıyla dolup taştı. Reuters’ın incelemesine göre neredeyse tüm yeni vakalar yalnızca Alevi kadınları içeriyor.
BM Suriye Soruşturma Komisyonu kayıp insanlara ilişkin bulguları BM İnsan Hakları Konseyi’ne rapor ettiğini doğruladı.
/Kaynak: Diken/









