CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, Halep’in Kürt mahallelerinde yaşananların Türkiye’deki yurttaşların ortak duygularını yaraladığını vurguladı.
CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinin boşaltılmasına ilişkin haberlerin “sıradan bir dış politika haberi” olarak görülmesine tepki gösterdi.
Sınırın öte tarafında yaşananların Türkiye’deki toplumsal dokuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, meselenin bir “ortak duygu” meselesi olduğunu ifade etti.
“Halep boşaldığında konya ve izmir’in içi eksiliyor”
Sınırların sadece kağıt üzerindeki çizgiler olmadığını belirten Tanrıkulu, Halep’te yaşanan acının Türkiye’nin dört bir yanındaki şehirlerde hissedildiğini söyledi:
“Halep’te bir yer boşaltıldığında, sadece orası boşalmıyor; insanların içi boşalıyor. Cihanbeyli’de, Kulu’da, Konya’da iç eksiliyor. Çiğli’de, Karabağlar’da aynı duygu yaşanıyor. Sultanbeyli’de, Bağcılar’da, Esenyurt’ta aynı duygu yaşanıyor. Bu, sınır ötesinde yaşanan sıradan bir dış politika meselesi değildir.”
Hükümetin Kürt meselesindeki yaklaşımını “ayrımcı” olarak tanımlayan Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi:
BU COĞRAFYADA SINIRLAR BİR HARİTA ÇİZGİSİNDEN İBARET DEĞİLDİR!
HALEP, ORADA YAŞANANALAR BİR DIŞ POLITIKA HABERİ DEGIL, YURTTAŞLARIMIZIN ORTAK DUYGULARININ KIRILMASIDIR!
HALEP’TEKI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLARA SESSİZ KALAMAZSINIZ, ONAY VEREMEZSİNİZ!
Haber bültenlerine baktığımızda “Üç Kürt mahallesi boşaltıldı, evler tahliye edildi, yollar kapatıldı” deniyor. Bu gerçekten bir dış politika haberi midir? Bu coğrafyada sınırlarımızı yalnızca bir çizgiden mi ibaret sanıyoruz? Sınırın öte tarafında yaşananlar, yaşayanlar; bizim ortak duygularımızın, ortak tarihimizin, ortak kimliğimizin bir parçası değil mi?
Halep’te yaşanan tam olarak budur işte. Halep’te bir yer boşaltıldığında, sadece orası boşalmıyor; insanların içi boşalıyor. Cihanbeyli’de, Kulu’da, Konya’da iç eksiliyor. Çiğli’de, Karabağlar’da aynı duygu yaşanıyor. Sultanbeyli’de, Bağcılar’da, Esenyurt’ta aynı duygu yaşanıyor. Mesele bir ortak duygu meselesidir. Siz bunu anlayamadınız. Bu, sınır ötesinde yaşanan sıradan bir dış politika meselesi değildir. Böyle bakmayalım.
Suriye’de Kürtlere, Türklere, Araplara, Türkmenlere, Süryanilere, Ezidîlere, Dürzilere, yani Suriye halklarının tümüne karşı yaşanan her şey, buradaki yurttaşlarımızın ortak duygusudur. Bu Parlamento, 2011’den itibaren Suriye’de yaşanan ağır insan hakları ihlallerine bakarken neye bakıyordu? Suriye İnsan Hakları Gözlemevi raporlarına bakıyordu. Kaç kez bu kürsüden o raporları referans gösterdik. Peki şimdi neden bakmıyorsunuz?
Bir bakalım o raporlara. Halep’te hangi insanlığa karşı suçların işlendiğini hep birlikte görelim. Suriye’de yaşanan her şey, Türkiye’de siyasi görüşü ne olursa olsun; Kürt yurttaşların kalbini kırıyor, vicdanlı bütün yurttaşların kalbini kırıyor ama bu duyguyu maalesef ortaklaştıramıyorsunuz. Dün Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsünün söyledikleri tüyler ürperticidir ve aynı zamanda bir gerçeğin itirafıdır.
Kobane sürecinde bu duyguyu yaşayamadınız. “Kobane düştü, düşecek” denildiği zaman bu duyguyu yaşayamadınız. Dün Sayın Ömer Çelik ne dedi? “Doğu’da AK Parti’nin anti-Kürt bir politika izlediği izlenimi yayılmaya çalışılıyor; halbuki öyle değil” dedi ve örnek verdi. “Kobane düştü düşecek denildiğinde, bırakın Obama, Cumhurbaşkanımızı aradı. Bu telefon görüşmesinden sonra sınır kapılarını açtık, insani yardıma izin verdik” dedi.
Bakın, tam da mesele budur. Obama aradığı zaman sınır kapıları açıldı. Peki Kobane’de insanlığa karşı suçlar işlenirken, neden o kapılar daha önce açılmadı? Oradaki yurttaşlarımızı, onların kardeşlerini, Kürtleri eşit ve gerçek kardeş olarak görmüyorsunuz. Üvey kardeş gibi görüyorsunuz.
İşte bu yüzden o kapılar zamanında açılmadı, işte bu yüzden bugün de bu politikalara destek veriyorsunuz.









