Tekirdağ hapishanelerinde tutsaklara yönelik ağır ihlallerin artarak sürdüğünü belirten Avukat Destina Yıldız, “Mahpusların sağlık hizmetlerine erişiminin engellenmesi, disiplin cezaları, baskın aramalar, kitap ve gazetelere el konulması yaşam koşullarını ağırlaştırıyor” dedi.
Tekirdağ 1 ve 2 No’lu F Tipi Kapalı Hapishanelerinde tutulan siyasi tutsaklara yönelik ağır hak ihlalleri devam ediyor. Hapishanelerde bir süredir tutsakların sağlık hizmetlerine erişiminde ciddi kısıtlamalar yaşanırken, disiplin cezaları ve keyfi aramalar da giderek artıyor. Hapishane yönetimlerinin tutsaklara yönelik baskıları artarak sürüyor.
Bunun yanı sıra kitap ve gazete gibi basılı materyallere el konulması, mektup yazma özgürlüğünün kısıtlanması gibi uygulamalar da tutsakların yaşamlarını daha da zorlaştırıyor.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şube Hapishaneler Komisyonu üyesi Avukat Destina Yıldız, Tekirdağ Hapishanesinde yaşanan ihlallere ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.
Destina Yıldız, “Son süreçte Tekirdağ 1 ve 2 No’lu F tipi Hapishanelerinde en çok karşılaştığımız hak ihlallerinin başında baskın aramaların artmış olması ve gardiyanların tutumlarının değişmiş olması geliyor. Yaptığımız görüşmelerde mahpuslar, özellikle son 1-2 aydır rutin aramalar dışında hücrelere baskın aramalar yapıldığını; bu aramaların Adalet Bakanlığı’ndan gelen yazılı bir talimatla yapıldığı bilgisinin kendilerine verildiğini, aramalarda gardiyanlar tarafından bütün eşyalarının dağıtıldığını, eşyalara zarar verildiğini, yazılı bütün dokümanlara el konulduğunu, aramalarda idarenin kontrolünden geçerek kendilerine verilen kitapların da alındığını, gardiyanlar tarafından provokatif eylem ve söylemlerde bulunulduğunu, bu şekilde arama yapılmasına tepki gösteren mahpusların üzerine yürünüp itildiğini, cinsel uzuvlarına sert vurma gibi fiziki müdahalelerde bulunulduğunu aktarılmaktadır” diye belirtti.
‘KOŞULLU SALIVERİLME HAKKI ENGELLENİYOR’
Destina Yıldız, politik tutsakların koşullu salıverilme hakkının keyfi biçimde ertelendiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Koşullu salıverilme tarihi gelen mahpusların bu hakları İdare ve Gözlem Kurulları tarafından soyut gerekçelerle erteleniyor. İdare ve Gözlem Kurullarının kararlarında özellikle politik mahpuslar için ‘örgütün manevi değerlerine sahip olması, yeterince kitap okumaması, imam ile görüşmemesi, su/elektrik tasarrufu yapmaması, ortak alan faaliyetlerine katılmaması, sakıncalı mektup kararı bulunması’ vb. gerekçeler gösteriliyor.
Bir kişi hapishaneye girdiği andan itibaren, aslında onun hangi koğuşta ya da hücrede kimlerle kalacağına, kimlerle spor/sohbet gibi etkinliklere çıkacağına hapishane idaresi karar vermektedir. Kaldı ki mevzuata göre de örgüt suçları kapsamında ceza alan kişiler, yine örgüt kapsamında ceza alan kişilerle birlikte tutulmaktadır. Aynı suç tipinden ceza alan kişiler birlikte etkinliklere çıkarılmaktadır.”
‘KEYFİ UYGULAMALAR ARTIYOR’
Hapishanelerde politik tutsaklara yönelik ‘iyi hal’ değerlendirmelerinde keyfi uygulamaların sürdüğü belirten Destina Yıldız, şunları ekledi:
“Bir mahpus, dış kantinden kendi parasıyla kitap alabileceği gibi, ailesi ve arkadaşları da kargo yoluyla kendisine kitap gönderebilir. Ama bunlar idare tarafından dikkate alınmamakta ve sanki mahpus hiç kitap okumuyormuş gibi bir algı yaratılmaktadır.
Kurumda yer olmadığı, güvenlik gibi nedenlerle siyasi mahpusların spor, sohbet ve kurs gibi faaliyetlerden faydalanması kurum idaresi tarafından engellenmekteyken, bu durum da mahpusun tercihiymiş gibi mahpus aleyhine değerlendiriliyor. Yine hapishanelerde su kotası varken, yani mahpusun günlük kullanabileceği su miktarı idare tarafından belirlenmişken, mahpusların su tasarrufu yapmadıkları iddia edilerek ‘iyi halli’ olmadıkları belirtiliyor.
İdare ve Gözlem Kurulu kararlarının gerekçelerindeki çelişkilere ve soyut iddialara baktığımızda, asıl gerekçenin mahpusların pişmanlık duyup duymaması olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Pişman olmadığını söyleyen ya da pişmanlık göstermeyen mahpusların koşullu salıverilme hakları erteleniyor. Bu uygulamanın özünde de özellikle politik mahpusların iradelerini kırma ve onları tahakküm altına alma amacı var.”
Politik tutsakların sağlık haklarına yönelik ihlallerin de her geçen gün artarak devam ettiğini vurgulayan Destina Yıldız, “Son süreçte çokça karşılaştığımız hak ihlallerinden bir kısmı da tedaviye erişim ve sağlık hakkına yönelik uygulamalarda ortaya çıkıyor. Hastane sevklerinde tekli ring araçlarıyla götürülme uygulamaları devam ediyor. Hastanede kelepçeli muayene dayatmalarına son verilmediği gibi, bu uygulama artmış durumda.
Bu uygulamalar mahpusların hastaneye gidememesine veya muayene olamamasına; dolayısıyla hastalıkların geç teşhis edilmesine ve mahpusların zamanında tedaviye erişememelerine neden oluyor. Mahpuslarla yaptığımız görüşmelerde, revir doktorunun yetişememesi nedeniyle revire çıkışların geciktiği, bu nedenle ilaçların gününde yazılmadığı, ayrıca hastane sevklerinde gecikmelerin yaşandığı aktarılıyor. Fizik tedavi sevklerinin en az 7-8 ayı bulduğu, genel olarak diğer sevklerin de en az 3-4 ay sürdüğü ifade ediliyor.
Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’ndeki hasta bir mahpusun, bel fıtığı nedeniyle yürümekte ve merdiven çıkmakta zorlandığı için hapishanedeki doktorun seyyar ranza için onay verdiği, ancak hapishane idaresinin yaklaşık bir ay sonra bu talebi reddettiği aktarıldı. Yine aynı hapishanede sol eli sakat olan bir mahpusun, 2023 yılından beri ameliyat için gün beklediği ancak bir türlü ameliyat günü verilmediği, bu nedenle mahpusun sol elini kaybetme riski bulunduğu da aktarılan bilgilerden biridir” diye kaydetti.
‘EKONOMİK KRİZİN YANSIMALARI DAHA AĞIR’
Dışarıda derinleşen ekonomik krizin cezaevlerine yansımasının daha ağır olduğunu ifade eden Destina Yıldız, “Kantin fiyatları çok arttığı için, zaten çok sınırlı bir geliri olan mahpusların gıda, temizlik malzemesi gibi temel ihtiyaçlara erişimi daha da zorlaşıyor.
Yaptığımız görüşmelerde, mahpuslar tarafından iaşe bedellerinin düşük olması nedeniyle idare tarafından dağıtılan yemeklerin kötüleştiği; besin değeri yetersiz ve sağlıksız yemekler verildiği, dağıtılan yemeğin hücrede bulunan mahpus sayısına yetmediği, sağlık sorunları nedeniyle özel diyet yemeklerine ihtiyaç duyan mahpusların taleplerinin karşılanmadığı aktarılıyor. Bu durum, mahpuslar açısından uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına ve birçok hastalığa sebep oluyor” dedi.
‘SOSYAL AKTİVİTELER KEYFİ BİÇİMDE ENGELLENİYOR’
Destina Yıldız, hapishanede rehin tutulan politik tutsaklarla yaptıkları görüşmelere dair şunları aktardı:
“Mahpuslarla yapılan görüşmelerde, spor ve sohbet, kurs gibi ortak alan faaliyetlerinin ya hiç yaptırılmadığı ya da yaptırıldığında ise mevzuata uygun davranılmadığı tarafımıza aktarılıyor. Mesela, Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde mahpusların uzun zamandır saz kursu talep ettiği, bir süre eğitmen olmadığı gerekçesiyle kursun açılmadığı, eğitmen geldikten sonra mahpusların kursa teker teker çıkarılmak istendiği; mahpusların bu uygulamayı kabul etmediği, eğitmenlerin de teker teker ders vermek istemedikleri için sürekli istifa ettikleri aktarıldı.
Yine mahpusların resim atölyesine teker teker çıkartılmak istendiği, bir süre bu uygulamanın dayatıldığı, mahpusların bu uygulamayı kabul etmedikleri; idarenin ise sonrasında spor ve sohbete beraber çıkan hücrelerin resim atölyesine de beraber çıkabilmesini kabul ettiği aktarıldı.
Mahpusların hücrelerinde yirmi kitap bulundurabildiği, daha fazlasına izin verilmediği, bu kitapların bir kısmına da yapılan baskın aramalarda el konulduğu; Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde Zazaca yayınları tercüme edecek personel olmadığı için bu yayınları bir buçuk yıldır mahpuslara verilmediği, Kürtçe yayınların ise geciktirilerek verildiği aktarılan diğer hak ihlalleridir.”
‘TECRİT UYGULAMLARI SON BULMALI’
Avukat Destina Yıldız, dışarıda barış ve demokratikleşme tartışmalarının yürütüldüğü bir dönemde cezaevlerinde hak ihlallerinin artmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “Hapishanelerde tecrit uygulamalarına ve hak ihlallerine son verilmelidir. Özellikle hasta mahpuslar ile koşullu salıverilme tarihi gelen mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır” çağrısında bulundu.
/ANF/











