Yunus Behram: Colani’nin ülkenin egemenliğiyle oynamasına son vermek ulusal bir görevdir

Yazarlar

 Abu Muhammed el-Colani liderliğindeki “Heyet Tahrir el-Şam” (HTŞ) ile Türk yetkililer arasında gerçekleştiği iddia edilen güvenlik anlaşmaları, Türk ordusunun Suriye topraklarında 70 kilometreye kadar ilerlemesine izin veriyor.

Bu durum, Suriye’nin ulusal egemenliğine açık bir ihlal anlamına geliyor ve eski “Adana Mutabakatı”nın yeni araçlarla, daha kırılgan ve tehlikeli koşullarda yeniden canlandırılma girişimi olarak görülüyor.

Colani, ismi ve görüntüsü ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, bu tür anlaşmaları imzalama yetkisine sahip değil. Uluslararası alanda tanınmayan silahlı bir grubun lideri olarak ne siyasi ne de hukuki bir meşruiyeti vardır. Halkı temsil etmediği gibi, halk adına konuşma hakkına da sahip değildir. Sahada fiili olarak kurduğu kontrol, hiçbir şekilde başka bir ülkeye egemenlik yetkisi verme hakkı tanımaz. Suriye’nin kuzeybatısında yaşananlar, bölgesel bağlamdan bağımsız değil.

Aksine, Türkiye’nin başını çektiği bölgesel güçlerin, Suriye’nin birliğini ve istikrarını tehdit eden çıkar çatışmalarının bir sonucudur. Türkiye, geçmişte olduğu gibi bugün de silahlı grupları baskı ve yayılma aracı olarak kullanıyor; üstelik bunu, zayıf güvenlik gerekçeleriyle meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu süreçte, özellikle Suriye’nin kuzey ve doğusunda kurulan özerk yönetim hedef alınıyor.

Farklı etnik ve dini toplulukları bir arada tutmayı amaçlayan demokratik ve çoğulcu bir proje olarak öne çıkan bu yapı, teröre karşı mücadelesi ve sivil alternatif modeliyle bölgede istikrarın temel taşlarından biri hâline gelmiştir.

Ortak Ulusal Sorumluluk Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ve Özerk Yönetim, bu gelişmelere sadece siyasi bir tehdit olarak değil, ülkenin genel istikrarını hedef alan ciddi bir müdahale olarak yaklaşmalıdır.

Colani’nin Türk güvenlik kurumlarına verdiği tavizler karşısında sessiz kalmak, sadece bir tercih değil, ciddi bir sorumsuzluk olur. Bu sorumluluk yalnızca belirli güçlerin değil, kendini özgür ve vatansever olarak tanımlayan her Suriyelinin omuzlarındadır. Her kim Suriye’nin birliğine ve halkların kendi kaderini tayin hakkına inanıyorsa, bu tür girişimlere karşı açık ve kararlı bir duruş sergilemelidir.

Colani ve benzerlerinin ülkenin kaderiyle oynamasını engellemek, sadece fraksiyonlar arası bir çatışma değil, doğrudan Suriye’nin onuru ve bağımsızlığıyla ilgili bir meseledir.

Suriye’de kalıcı barışa giden yol; egemenlikten verilen tavizlerden, kapalı kapılar ardında yapılan şüpheli anlaşmalardan geçmez. Bu yol, adaleti sağlayacak, tüm halkların onurunu koruyacak kapsayıcı bir siyasi çözümden geçer.

Hayır: Ulusal iradeyi tanımayan grupların meşrulaştırılmasına! Hayır: Güvenlik bahanesiyle egemenliğin ihlal edilmesine!

Evet: Demokratik, birleşik, özgür ve bağımsız bir Suriye’ye…

İlginizi Çekebilir

İtalya’da bina tahliyesi sırasında patlama: Üç jandarma personeli öldü
Van: Kürtçe için ‘strateji ve politika belirleme’ çalıştayı başlıyor

Öne Çıkanlar