Yunus Behram: Davudiye Muharebesinden Bakur ve Rojhelat Yansımalarına

Yazarlar

Davudiye’deki çatışmalar Suriye’nin bölünmesinin nedeni değildir; ancak eski araçların artık geçerli olmadığını gösteren bir kırılma anıdır. Suriye’deki parçalanma, Türkiye’deki projenin geri tepmesi ve İran’daki siyasi yapının sarsılması bir araya geldiğinde, bölge tam kapsamlı bir bölgesel krizle karşı karşıya kalmaktadır. Buradaki “kılcal çizgi”, bir mahalle veya çatışma değil; coğrafyayı takas ve güç mantığıyla yönetme anlayışıdır. 

*

Davudiye (Şeyh Maksud) Muharebesinden Bakur ve Rojhelat Yansımalarına: Bölgesel Sistemi Çatlatabilecek Kılcal Çizgi Yazan: Yunus Behram

Halep’in Şeyh Maksud bölgesindeki Davudiye’de tekrarlanan çatışmalar, izole bir askeri olay değildi; aksine, Suriye krizinin yönetildiği dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren bir an niteliği taşıyordu. Bu bağlamda, bu çatışmalar “devenin sırtını kırabilecek son damla” olarak değerlendirilebilir; doğrudan saha değerinden dolayı değil, yerel ve bölgesel çelişkileri aynı araçlarla yönetme kapasitesinin sınırlarını göstermesi açısından.

Davudiye, Eşrefiye mahallesiyle birlikte sadece demografik özellikleri olan mahalleler değil, Halep’in geleceğini, Kuzey Suriye’nin birliğini ve yıllardır dayatılan bölgesel düzenlemelerin kaderini ilgilendiren siyasi ve stratejik bir düğüm niteliği taşıyor.

Davudiye ve Eşrefiye: Halep’in Son Düğümü

Bu iki mahalle, çevresinden farklı bir idari ve güvenlik modeli temsil ediyor ve Afrin meselesiyle organik bağa sahip Kürt nüfusa sahip. Durumlarını zorla çözmeye ya da kalıcı istisnai bir statü yaratmaya yönelik herhangi bir girişim, tarihsel olarak Suriye’nin birliği veya bölünmesini gösteren şehirde hassas dengeyi bozacaktır.

Afrin ve Sessiz Bölünme

Afrin, resmi olarak tanınmayan, ancak fiilen dayatılmış bir coğrafi ve demografik ayrışmanın en net örneğidir. Bu çerçevede, Davudiye ve Eşrefiye Afrin meselesinin siyasi ve sembolik bir uzantısını temsil eder; bu mahallelerin zayıflatılması, fiilen bu ayrışmayı kalıcılaştırmak anlamına gelir.

Güney Suriye ve Egemenliğin Boşalması

Kuzey’de yaşananlarla paralel olarak, Güney Suriye’de farklı bir model görülmekte; biçimsel olarak farklı, ancak öz olarak örtüşen bir durum. Merkezi devletin etkin olmaması ve resmi olmayan güvenlik düzenlemelerinin varlığı, egemenlik kavramını fiilen boşaltmıştır, resmi bir ayrılık ilanı olmadan.

Halep’teki Tırmanış, Politik Bir Örtü

Siyasi çevrelerde yaygın bir okuma, Halep’te Kürt mahallelerine yapılan saldırıların, daha hassas müzakere süreçlerini örtbas etmeye yönelik işlevsel bir tırmanış olarak görüldüğüdür. Bu hareketler, genişleyen bölgesel düzenlemeler kapsamında Güney Suriye ile ilgili tavizlerle bağlantılı ve Türkiye’nin özellikle Halep’te Kuzey’deki nüfuzunu pekiştirme veya en azından bu yörüngeden çıkmasını önleme hedefleriyle ilişkilendirilmektedir.

Türkiye ve Bakur: Projenin Geri Tepmesi

Türkiye, Suriye’ye müdahalesiyle, coğrafi olarak bağlantılı bir Kürt gerçeğinin oluşmasını engellemeye çalıştı. Ancak bu politika, içerde Bakur’da geri tepti; siyasi baskı, şehirlerin yıkımı ve kamusal alanın kapatılması, Kürt ulusal bilincini bastırmak yerine derinleştirdi. Ekonomik krizin artması ve meşruiyetin aşınması, Bakur’u Türkiye iç siyasetinde yapısal bir zayıflık noktası haline getirdi.

Doğu Kürdistan (Rojhelat) ve Ayaklanmaların Yansımaları

Doğu Kürdistan’da tekrarlayan ayaklanmalar, toplum ile devlet arasındaki ilişkiyi niteliksel olarak dönüştürdü; taleplerden sistem sorgulamasına geçiş yaşandı. Bu ayaklanmalar, sınır ötesi yansımalar bırakmış ve bölgesel rejimlerin Kürt alanlarını birbirinden izole etme kapasitesini azaltmıştır.

Davudiye’deki çatışmalar Suriye’nin bölünmesinin nedeni değildir; ancak eski araçların artık geçerli olmadığını gösteren bir kırılma anıdır. Suriye’deki parçalanma, Türkiye’deki projenin geri tepmesi ve İran’daki siyasi yapının sarsılması bir araya geldiğinde, bölge tam kapsamlı bir bölgesel krizle karşı karşıya kalmaktadır.

Buradaki “kılcal çizgi”, bir mahalle veya çatışma değil; coğrafyayı takas ve güç mantığıyla yönetme anlayışıdır. Bu mantık devam ederse, kırılacak olan sadece yerel bir denge değil, henüz netleşmemiş bütün bir bölgesel yapı olacaktır.

İlginizi Çekebilir

Müslüm Yücel: Bir soykırım çırakçısı; Colani 
ODTÜ’lü öğrencilere beraat

Öne Çıkanlar