Yunus Behram: Şeyh Maksud Muharebesi; Suriistan’ın Parçalanması Kararı

Yazarlar

Bugün Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde yaşananlar, sıradan bir yerel çatışma veya geçici bir şiddet olayı değil; Suriistan’ın krizli sürecinde yeni bir bölüm, ülkenin derin ayrışmalarını gözler önüne seren ve devletin bütünlüğünü koruma kapasitesini sınayan bir sınavdır. Bu sahnenin başını çeken, Heyet Tahrir eş-Şam ve ona bağlı milislerdir; bu güçler, ulusal uzlaşı yerine güç dayatmayı tercih ederek kendi tek taraflı egemenliklerini tesis etmeye çalışmaktadır.

Bu durum, Suriistan’ın geçmiş deneyimleriyle paralellik göstermektedir; ülkenin sahil kesimleri ve güney bölgelerinde benzer politikalar, dışlama ve hakimiyet dayatmaları yoluyla toplumsal parçalanmayı derinleştirmiş ve çatışmayı yeniden üretmiştir. Krizin kaynağı yalnızca silahlı güç değil; tek tip bir zihniyeti benimseyen aktörlerin, devletin yalnızca kendi kontrol alanları için var olduğuna dair inancı ve diğer etnik ve siyasi grupların haklarını göz ardı etmesidir.

Bu çerçevede, Ebu Muhammed el-Colani ve çevresindeki destekçiler, Kürtlerin ve siyasi-militer aktörlerinin zayıf olduğu yanılsamasını yaymakta ve onları “eritme entegrasyonu” gibi dayatmalara boyun eğmek zorunda bırakmaya çalışmaktadır. Ancak bu yaklaşım, sahadaki gerçek güç dengelerini görmezden gelmektedir. Özerk yönetim ve Suriistan Demokratik Güçleri, sağlam bir askeri yapı, organize insan ve idari kaynaklar, bağlı coğrafya, çeşitlenmiş ekonomi ve uluslararası koalisyon desteği sayesinde karar alma mekanizmalarında aktif ve belirleyici bir aktör konumundadır.

Durumu daha da karmaşıklaştıran unsur, “Colani hükümeti”nin iktidara halk desteği veya iç mutabakat ile değil, doğrudan uluslararası ve bölgesel anlaşmalar neticesinde gelmiş olmasıdır. Bu gerçek, hükümeti adeta imza ve sözleşmeler üzerinden işleyen bir yapı hâline getirmiş, ülke aleyhine yapılan dış dayatmalar ve tavizler aracılığıyla, en çarpıcı örnek olarak Golan Tepeleri’nin İsrail’e resmi olarak devredilmesini beraberinde getirmiştir.

Özerk yönetim ve SDG’nin sahip olduğu imkanlar, demokratik bir Suriistan devletini kurma ihtimalini hâlâ gündemde tutmaktadır. Bu, bağımsızlık arzusu değil; karşı tarafın inatçı tutumu ve ulusal ortaklığı reddetmesi halinde doğal bir sonuçtur. Bu güçlerin zorla boyun eğdirilmesi veya tek taraflı çözümler dayatılması, ülkeyi daha tehlikeli bir yola sürükler ve parçalanmayı derinleştirir.

Colani yanlısı gruplar, iç meşruiyetten çok değişken dış anlaşmalara bel bağlamaktadır; bu durum kalıcı çözümler üretme kapasitelerini sorgulanabilir kılmaktadır. Ulusal vizyon ve kapsamlı bir söylemin yokluğu, temel meselelerin –özellikle Golan gibi stratejik konuların– tartışılmasını engellemekte ve kapalı kapılar ardında olası tavizlere zemin hazırlamaktadır.

Buna karşın Özerk Yönetim, Suriistan’ın toprak bütünlüğü ve halkın birliği konusundaki kararlılığını sürdürmekte, bölgesel ve etnik hakları güvence altına alan gerçek bir ulusal ortaklık talep etmektedir. Bu duruş, siyasi ağırlık ve belirleyici güç sağlar; gelecekteki her çözümün merkezinde yer almasını garanti eder.

Bugün Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de yaşananlar, sadece yerel bir mesele değil, Suriistan’ın geleceği için kritik bir sınavdır: ya çoğulcu ve katılımcı bir devlet inşa edilecek, ya da güç dayatmalarıyla bir “Suriistan parçalanması” süreci yaşanacaktır. Tarih göstermiştir ki dışlama, istikrar üretmez; temel toplumsal bileşenleri yok sayan ve dış dayatmalarla yönetilen projeler, ne kadar güçlü veya destekli olursa olsun başarısız olmaya mahkûmdur.

Özetle, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de yaşananlar, Suriistan’ın kırılgan gerçekliğini ve bazı aktörlerin tek taraflı dayatmalara karşı direnen halkın iradesini gözler önüne sermektedir. Ülke, ya ortaklık ve demokratik katılım ile bütünlüğünü yeniden kazanacak, ya da “Suriistan” olarak parçalanacak ve kararlar güç yoluyla dayatılacaktır.

Dışlama ve parçalanma üzerine kurulan herhangi bir yol, ne kadar güçlü görünürse görünsün, kalıcı istikrar getirmeyecektir.

İlginizi Çekebilir

Îlham Ehmed: Hikûmeta demkî şer li dijî Şêxmeqsûd û Eşrefiyê ragihand
Halep’te bilanço ağırlaşıyor: 7 kişi hayatını kaybetti; 40’ı aşkın yaralı var

Öne Çıkanlar