İsrail’in yoğun baskısına rağmen, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Eylül ayında New York’ta yapılacak BM Genel Kurulu oturumunda Filistin devletini resmen tanıyacağını duyurdu.
FRANCE 24’ten Marc Daou Filistin devletinin ‘’tanınmasına’’ giden uzun yolun zaman çizelgesini yazmış:
Osmanlı İmparatorluğu’ndan İngiliz Mandası’na
1916 – Mayıs ayında Fransa ile İngiltere arasında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, iki emperyal gücün, çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu topraklarındaki gelecekteki nüfuz alanlarını belirliyordu; Filistin ve Suriye de bunların arasında yer alıyordu.
1917 – İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour’un adını taşıyan Balfour Deklarasyonu, “Filistin’de Yahudi halkı için ulusal bir yurt kurulmasını” vaat ediyor. Büyüyen Siyonist hareketin kampanyalarına yanıt niteliğindeki bu deklarasyon, Londra’nın Mekke’deki Hüseyin bin Ali el-Haşimi’ye, Osmanlı İmparatorluğu’nun nihai olarak dağılmasının ardından bağımsız bir Arap krallığı kurma vaadinde bulunmasının ardından geldi.
1922 – Birleşmiş Milletler Örgütü’ün öncüsü olan Milletler Cemiyeti, Birleşik Krallık’a tarihi Filistin topraklarını yönetme yetkisi verirdi. Yetki belgesi, “Filistin’de Yahudi halkı için ulusal bir yurt kurulmasını” teşvik eden Balfour Deklarasyonu’nun ifadelerine açıkça atıfta bulunur ve İngilizlerin, “Filistin’de daimi ikametgah kuran Yahudilerin Filistin vatandaşlığı edinmesine” olanak sağlayacak bir vatandaşlık yasası çıkarmakla yükümlü olacağını içeriyordu.
1937 – Bir önceki yıl İngiliz Mandası’na karşı Arap isyanlarının patlak vermesi ve artan Yahudi göçünün ardından, İngiliz Peel Komisyonu’nun hazırladığı bir rapor, tarihi Filistin’in, topraklarının %33’ünden oluşan bir Yahudi devleti ve o dönemde İngiliz himayesinde olan Ürdün’e bağlı bir Arap devleti olarak bölünmesini önerdi.
Bir ‘Yahudi devleti’ ve bir ‘Arap devleti’
1947 – Şubat ayında, Mandater statüsünden giderek daha fazla vazgeçmeye istekli olan Birleşik Krallık, Filistin sorununu yeni kurulan Birleşmiş Milletler’e sunar. Kasım ayında, BM Genel Kurulu, Filistin’in bir “Yahudi devleti” ve bir “Arap devleti” olarak bölünmesini öngören 181 sayılı kararı kabul eder. Arap delegasyonlarının oybirliğiyle karşı çıkmasına rağmen kabul edilen karar, Kudüs ve kutsal alanlarının uluslararası yönetime devredilmesini öngörür.
1948 – Filistin’deki İngiliz Mandası sona ererken, dönemin Ulusal Yahudi Konseyi başkanı David Ben Gurion, 14 Mayıs’ta İsrail Devleti’nin bağımsızlığını ilan etti. Kısa süre sonra Manda Filistin’in %77’sinin kontrolünü ele geçiren İsrail devletinin kuruluşu, Filistinliler ve Arap dünyası için, yüz binlerce insanın silahlı kuvvetler tarafından evlerinden ve topraklarından sürüldüğü Nakba veya “felaket” ile eş anlamlı olay yaşandı. Bugün, 4 milyondan fazla Filistinli BM’ye kayıtlı mülteci konumundadır.
1949 – Ateşkes, ilk İsrail-Arap savaşını sona erdirdi ve Ürdün’e Ürdün Nehri’nin Batı Şeria’sı ile Doğu Kudüs’ün, Mısır’a ise Gazze Şeridi’nin kontrolü verildi . İsrail bundan böyle bu sınır çizgilerini ülkenin resmi sınırları olarak kabul edecekti; bu, ilk BM kararında öngörülenden çok daha geniş bir toprak parçasıydı.
Aynı yıl, BM Genel Kurulu, İsrail’in Birleşmiş Milletler’e kabul edilmesini öngören 273 sayılı kararı kabul etti. Ertesi yıl, İsrail başkentini Tel Aviv’den Kudüs’ün batı kısmına taşıdı.
1964 – Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Kahire’de kuruldu. Grup, Filistin halkı adına uluslararası anlaşmalar müzakere etme ve imzalama yetkisine sahip oldu.
Altı Gün Savaşı haritayı yeniden çiziyor
1967 – İsrail, komşu Arap devletlerinin silahlı kuvvetlerini bozguna uğratarak Orta Doğu haritasını yeniden çizen üçüncü İsrail-Arap Savaşı’nı (Altı Gün Savaşı ) başlattı. İsrail artık Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze Şeridi, uçsuz bucaksız Sina Yarımadası ve Suriye’nin Golan Tepeleri’ni işgal etti. İsrail hükümeti, yeni fethedilen bu topraklarda Yahudi yerleşim politikasına başladı.
1974 – BM Genel Kurulu, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ve bağımsızlığını resmen tanıdı ve uluslararası kuruluşa FKÖ gözlemci statüsü verdi.
1987 – İşgal altındaki Gazze Şeridi’nde Birinci İntifada veya ayaklanma patlak verdi ve kısa sürede Batı Şeria’ya yayıldı. “Taş Savaşı” olarak adlandırılan ve İsrail işgaline karşı 1993 yılına kadar sürecek olan bu isyan, Filistin davasını uluslararası gündemin merkezine taşıdı. Ayaklanma aynı zamanda, İsrail Devleti’nin yıkılması çağrısında bulunan İslamcı militan grup Hamas’ın da doğuşuna vesile oldu.
1988 – Cezayir’de toplanan FKÖ Yasama Meclisi, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti ilan etti. Grup ayrıca, İsrail Devleti’nin varlığını da dolaylı olarak tanıdı.
Oslo Anlaşmaları
1993 – FKÖ lideri Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı İzak Rabin, Norveç’te yapılan gizli müzakerelerin ardından Washington DC’de Geçici Özyönetim Düzenlemelerine İlişkin İlkeler Bildirgesi’ni imzaladılar . Bu bildirge, Oslo Anlaşmaları olarak bilinen bir dizi anlaşmanın ilkiydi. Bu bildirgeler, İsrail-Filistin çatışmasının sona ermesi ve Altı Gün Savaşı öncesi sınırlar içinde Filistin özerkliğinin temellerinin atılması için zemin hazırlamayı amaçlıyordu .
Anlaşmaların ilk bölümü, 1999 yılında bağımsız bir Filistin devletine yol vermeyi amaçlayan geçici bir organ olan Filistin Yönetimi’ni oluşturuyor.
1995 – Oslo II Anlaşması, İsrail işgali altındaki Batı Şeria’yı üç bölüme ayırdı: Filistinliler tarafından yönetilen A Bölgesi, ikili yönetim altındaki B Bölgesi ve toprakların yüzde 60’ından fazlasını temsil eden ve giderek Filistinlilerin kontrolüne geçmesi amaçlanmış olsa da şimdilik tamamen İsrail ordusunun yönetimi altında kalan C Bölgesi.
Kudüs’ün statüsü, işgal altındaki topraklardaki İsrailli yerleşimciler ve Filistinli mültecilerin evlerine dönme hakkı gibi daha hassas konular ise henüz çözüme kavuşturulmadı.
1996 – Yaser Arafat, Filistin’de yapılan ilk seçimlerde Filistin Yönetimi’nin başkanı seçildi.
1998 – ABD Başkanı Bill Clinton, fiilen var olmayan Filistin devleti tarafından resmen kabul edilen ilk ABD başkanı oldu.
Filistin güç mücadeleleri
2000 – İkinci İntifada, diğer adıyla El-Aksa İntifadası, sağcı Likud Partisi lideri Ariel Şaron’un Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar için kutsal bir mekan olan Tapınak Tepesi’ne yaptığı kışkırtıcı ziyaretin ardından patlak verdi .
2002 – 2002 yılında kabul edilen ve 2007 yılında yeniden başlatılan Arap Girişimi, İsrail’in Haziran 1967’den beri işgal ettiği Arap topraklarından çekilmesi ve başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması karşılığında Arap devletleri ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesini öngörmektedir. Aynı yıl, BM Güvenlik Konseyi, on yıllardır süren çatışmaya iki devletli çözüm önerisini teyit eden 1397 sayılı Kararı kabul eder.
2005 – Mahmud Abbas, Filistin Yönetimi’nin başkanı seçildi. İsrail, 38 yıllık silahlı işgalin ardından Gazze Şeridi’nden çekildi.
2007 – 2006 yılındaki genel seçimleri kazanan İslamcı örgüt Hamas, Gazze Şeridi’nin kontrolünü zorla ele geçirerek Filistin liderliğini parçaladı.
Dünya sahnesinde
2011 – Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Filistin’in Birleşmiş Milletler’e resmen kabul edilmesini talep etti. Aynı yıl Filistin, UNESCO üyesi oldu. İsrail’in sadık müttefiki olan ABD, öfkelenerek, toplam bütçesinin neredeyse dörtte birini oluşturan BM kurumuna yaptığı bağışları askıya aldı.
2012 – BM, Filistin’i “Üye Olmayan Gözlemci Devlet” olarak tanımak için oy kullandı. 138 ülke evet, dokuz ülke hayır ve 41 ülke çekimser kaldı.
2015 – İsrail başbakanı, Likud’lu Benjamin Netanyahu , iktidarda kaldığı sürece Filistin devletinin asla gün yüzü görmeyeceğine defalarca yemin etmişken, Filistin Yönetimi, BM örgütleri ve Uluslararası Ceza Mahkemesi ile bütünleşme çabalarını ikiye katladı .
2016 – BM Güvenlik Konseyi, İsrail’i “Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarındaki tüm yerleşim faaliyetlerini derhal ve tamamen durdurmaya” çağıran 2334 sayılı Kararı kabul etti. Kararda, BM’nin “tarafların müzakereler yoluyla kararlaştırdıkları dışında, Kudüs de dahil olmak üzere 4 Haziran 1967 sınırlarında yapılan hiçbir değişikliği tanımayacağı” vurgulanıyor.
2017 – ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ABD’nin Kudüs’ü İsrail Devleti’nin başkenti olarak tanıdığını duyurur ve Dışişleri Bakanlığı’na ABD büyükelçiliğini tartışmalı şehre taşımasını söyledi.
2019 – Beyaz Saray, Trump’ın Filistinliler için hazırladığı ekonomik planı açıkladı. Planda, “Batı Şeria ve Gazze’yi kökten dönüştürme” vaadinde bulunulmasına rağmen, Filistin devletinin kurulmasından hiç bahsedilmedi.
2020 – Trump, Filistinlilerin kendi barış planında belirtilen koşullara boyun eğmeye hazır olmaları halinde bir Filistin devleti kurulmasının mümkün olabileceğini öne sürdü. Önerisi, İsrail topraklarının farklı kesimlerine raylar ve tünellerden oluşan “etkin ve modern bir ulaşım ağı” ile bağlanan “bitişik” bir Filistin devleti öngörüyordu. Plan ayrıca, daha fazla ayrıntı vermeden “Doğu Kudüs”te bir Filistin başkenti kurulmasını da öneriyor.
7 Ekim’in ardından
2023 – Hamas ve müttefik militan grupların İsrail topraklarında başlattığı ölümcül 7 Ekim saldırıları ve bunun sonucunda Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail saldırısı, dünyanın dikkatini bir kez daha İsrail-Filistin çatışmasına çekti. İki devletli çözüm meselesi, Netanyahu’nun sert politikaları, Abbas’ın giderek artan etkisizliği, Hamas’ın Gazze üzerindeki nüfuzu ve İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yeniden yerleşime başlaması nedeniyle giderek daha da erişilemez hale gelse de, bir kez daha tartışmaya açıldı.
2024 – BM Genel Kurulu, Filistin devletinin Birleşmiş Milletler’e kabulünü ezici bir çoğunlukla kabul etti ve statüsünü “Daimi Gözlemci” seviyesine yükseltti. İspanya , İrlanda ve Norveç, Filistin devletini resmen tanıyor ve Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron da onların örneğini izlemeye hazır olduğunu açıkladı.
İsrail hükümeti ise, ülke tarihinin en sağcı hükümeti olarak, Oslo Anlaşmaları’nın imzalanmasından bu yana işgal altındaki Batı Şeria’daki en büyük toprak parçasına el konulacağını ve gelecekte bu topraklara yerleşileceğini duyurdu.
2025 – Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Filistin devletini tanımanın “sadece ahlaki bir görev değil, aynı zamanda siyasi bir zorunluluk” olduğunu vurguluyor. Haziran ayında Suudi Arabistan’da düzenlenecek bir konferansta Filistin devletini resmen tanımaya hazırlanıyor . Bu konferans, İsrail’in İran’a yönelik eşi benzeri görülmemiş bombalama kampanyasının ardından ertelenmişti .
Macron, 10 Temmuz’da Birleşik Krallık’a yapacağı ziyarette Paris ve Londra’nın Filistin’i ortak tanıması çağrısında bulundu .
/frence 24/
24 Temmuz’da Fransa’nın Eylül ayında yapılacak BM Genel Kurulu’nda Filistin devletini tanıyacağını duyuruyor.










