Behice Feride Demir: Murat Demir’in ZÊ Albümü

Yazarlar

Sanat dalları içinde zamana hükmetme gücü fazlasıyla müziğe aittir. Enstrümanlar, repertuvar, söz ve insan sesinin ortaya çıkardığı ahenk, yüzlerce yıldır farklı şekillerde yolculuğuna devam ediyor. Günümüzde söz ve ses teknoloji karşısında köşeye sıkışsa da artık bunun geçici bir şok olduğuna inanıyorum. Çünkü teknoloji süreklilik arz eden bir süreçtir ve sanatçılar eninde sonunda bu değişimle baş edecek yaratıcılığı gösterecektir.

Gerek dünya genelinde gerekse ülkeler bazında, kültür dünyasının içine düştüğü bekleme ve tekrar hâlinin bir yerden sonra yeniden kendi retoriğini üreteceğini düşünüyorum. Bu retorik şimdilik yeni yüz ile popüler etki arasına sıkışsa da zamana buna kalıcı eser bırakma kaygısı da eklenecektir.

Bu yüzden Kürt müziğinde de bu gelişmelere paralel bir üretim ve tüketim dalgalanması görüyoruz. Bir kimlik alanı olan müzik dünyamızın, geçmişten bu yana bir dayanma, duygu ve düşünce parkuru olarak ayakta kaldığını biliyoruz.

Nihayet, zaman zaman ortaya çıkan bir veya birkaç sanatçının tek başına müzik piyasasını hareketlendirdiğini ve kitlelerin ilgisini kazandığını görüyoruz. Son yıllarda değişen sosyo-politik şartlar karşısında yön tayin etmekte ve tema seçmekte zorlanan müzik dünyamızda, genç sanatçıların çabaları görülmeye ve önem verilmeye değerdir.

Albüm yapmanın maddi ve manevi olarak zorlaştığı, coverlarla piyasanın döndüğü günümüzde gerçek bir solo albüm, bol enstrümanlı stüdyo çalışması, dönemin duygu iklimini yakalamak ve sosyal meselelere sanatsal katkı yapmak ise istisna hâline gelmeye başladı.

Murat Demir, genç müzisyenlerden biri olarak uzun zamandır kendi istisnalığı için çeşitli müzikal uğraşlar içinde. En son Rewşan’ın İstanbul konserinde sahnede gördüğüm Demir artık bir solo albüm sahibi.

Demir’in ilk albümü olan ZÊ, dopdolu bir albüm. Çiçekli bir çanta, gün ışığı ve mekânın birleştiği bir resmin kapak olarak seçilmesi farklı olmuş. Albümde Kürt müziğinin klasik enstrümanlarının yanı sıra gitar, perküsyon ve çello gibi Batı müziğinin vazgeçilmez enstrümanlarından da faydalanılmış. Kılamların her biri günlük lügatimize ve meselelerimizin diliyle yazılmış. Demir’in yorumu da sözlerin tadına tat katmış.

Ken ji Dil Nayê adlı kılam şimdiden favorim olurken Rabe Dilo “İkinci sırada ben varım” diyor. Reya Evînê geleneksel çağrışımları taşırken Gava Çûnê’nin çello ve viyolin ile yakaladığı bohemlik fazlasıyla güzel. Özellikle bu kılamın müziği, Kürtçenin bir süredir beklediği enstrümantal arayışları biraz cevaplamışa benziyor.

Albümde Seydayê Tirêj’den Ey Welat, bir millî vefa olurken çoğunlukla Murat Demir’in besteleri yer alıyor.

Albüm ne kadar değerini bulur, şimdiden bir şey söylemek mümkün değil. Ama dikkate alınması gereken bir albüm olduğu muhakkak. Ayrıca Kürdistan müzik dünyasında böylesi profesyonel kişi ve çalışmaların yapılıyor olması gurur verici. Hele yabancı pazar hesaba katılarak Kürtçe ve İngilizce tercümelerin yapılması çok isabetli olmuş. Edebiyat dünyasından tanıdığımız Ergin Öpengin’in albüme çeviri için katkı sunması da ayrı bir sürpriz.

Demir’in yolu şimdiden açık olsun. ZÊ, gerçekten vaktinde doğan bir albüm ve kendisinden sonrakiler için bir örnek.

Umarım albüme katkı veren herkes, müzik dünyamızda daha kaliteli iş yapabilmenin fitilini de yaktıklarının farkındadır. ZÊ, adına yakışır bir albüm olmuş.

İlginizi Çekebilir

Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan: Türkiye’de barışı yeniden öğrenmek
Kenan Azizoğlu: Sessizlikten Doğan…

Öne Çıkanlar