Çarşamba akşamı Süleymaniye’deki Kor Mor doğal gaz sahasına, teşvikçileri belli olan bir saldırı yapıldı.
Bu elbette Kürdistan Federal Bölgesi’ne yönelik saldırılardan sadece biriydi. Ancak bu saldırıların bir özelliği var ki, o da Kürdistan ekonomik kaynaklarını çeşitlendirdikçe, iç refaha ve Kürtler arası uzlaşmaya değer verdikçe bölgesel statükoda tedirginliğin baş göstermesidir. Kuşkusuz Ortadoğu hâlâ klasik sömürgeciliğin yatağı ve bundan nemalanan iç ve dış aktörlerin merkez üssüdür. Ancak dünya ekonomik düzeninin değişmesiyle mevcut endüstri fabrikasyonunun çatısı uçuyor ve hâkimiyet haritaları değişiyor. İran ve Türkiye’nin yıllar öncesinden cihatçı örgütlere yaptıkları yatırımlar da biraz bu ekonomik kaymayı frenlemenin ön hazırlıklarıydı. Yani bölgede politik sömürgecilik aşınırken ekonomik hâkimiyetlerini sürdürmek bu devletlerin yeni kaygısı oldu.
Kürt halkı ise aleyhine olan bu kaygıları boşa çıkarmak için uzun yıllardır ulusal birlik ihtiyacını tekrarlıyor. Sömürgecileri durdurmanın yolunun iç birlikten geçtiğini, tarihsel bir tecrübe ve aynı zamanda bir korku olarak ısrarla gündemde tutuyor.
Elbette 2000 sonrasında Kürt siyasetinin bölgesel alana demirlenmesi, bu ısrarın yol ve yöntemlerinde de bir takım değişimleri zorunlu kıldı ve günümüzde de bu devam ediyor.
Her şeyden evvel, hangi parçada olursa olsun birliği zorlaştıran şey, siyasi dünyamızın ekonomik kalkınmayı planlamadaki ataletidir. Öyle ki bu gecikme, ancak KRG Parlamentosu’nun açılışı ve Kuzey Kürt siyasetinin Rojava üzerinden Soğuk Savaş kampından kopmasıyla kısmen kabul gördü. Hükümet düzenine geçiş ve halkı savaş lojistiğinden seçmen kitlesine çekmenin iç ve dış avantajları ise ancak Arap Baharı’yla beraber rayına oturdu. Yani parlamento sahibi olmak, milli hasılayı artıracak ekonomik ve sosyal imkânları çeşitlendirmek, eğitime pay ayırmak, Kürt ulusal birliğinin yeni başlıkları olarak listeye girmiş durumda.
Kuşkusuz devletsiz bir ortamda devletin parametrelerine sahip olmak kolay değil. Ancak iç demokrasi, üretim ekonomisi ve sosyo-kültürel zenginlik olmadan ulusal birliğin sağlanması ve korunması mümkün değil.
Zira Kürdistan’da artık partilerin klasik savaşçı ve yarı militer toplumu yok. Birçok Peşmerge ve gerilla artık emeklilik yaşını geçmiş durumda. Onların çocukları veya akrabaları ise online eğitim, Amazondan alışverişe ve yapay zekâ ile tanışan birer seçmen birey. Güney ve Kuzey’deki Kürtler için artık seçim sandığı siyasal kimliğin bir parçası.
Örgütlenme veya parti okullarından kalma fikirler yerine ticari, sosyal ve dijital imkânlarla düzenini kurmak isteyen yeni kuşaklar var tabanda. Bu taban; kadın sorununu, gençlerin iş gücüne katılımını, partilerin gençleşmesini ve siyaset kurumunun hesap verebilirliğini ulusal birliğin bir parçası olarak görüyor. Tavanda ise CENTCOM’la müttefik, yatırım alanı yaratan, yeraltı kaynaklarını dış pazara açan, dışarıya öğrenci göndermek isteyen yarı demokrat, yarı otoriter bir siyasi düzenimiz var.
Yani ulusal birliğin gerçekleşmesi için yeni dünya düzeniyle uyumlu bir ekonomik ve siyasi model ile birleşik ve modern bir ordunun varlığı, sınır ve bayrakla eşitlenmiş durumda. Bu ikisi olmadan sağlıklı bir iç barış veya birliğin olması pek mümkün değil. Üstelik devletlerin durmadan savaş bakanlıkları kurduğu ve ekonomilerine ek bütçe aradıkları bir dönemde ulusal birliğin bir yıl öncesine göre bile değiştiğini görmek gerekiyor.
Kürdistan’da artık insan kaynağı kadar ekonomik kaynakların da mücadelenin hizmetine sunulması önceliklidir. Yeni dünyada değerli madenlerini işletemeyen bir halkın diplomasi masasında bulunması pekte kolay olmuyor. Yani birlik, yeraltı kaynaklarının işlenip, üst yapı sektörlerine pay edilmesiyle mümkün. Şirketlerin devletleştiği, e-ticaretin hızlandığı, bilginin kolaylaştığı ve dil çeşitliliğinin arttığı düzlemde güçlü ulusal birlik güçlü ekonomidir. Büyüklerimizin radyo pili almak için saatler harcadığı yerler şimdi uçan taksilerin güzergahı olma yolunda. Kürdistan zengin bir enerjisi ülkesi ve ulusal birliği de zenginlikle olur.









