Kürdlerin isimlerinden başlayarak, Kökenleri ve geçmişleri çok merak edilen bir husus olmuştur. Öyle ki İslamî kaynaklarda bu husus MS 800’lerden sonra dile getirilirken, Batı kaynaklarında ise 1400 itibariyle ele alınmıştır. Batı dünyasının akademi sahasında 1800-1930 yılları arasında onlarca çalışma bu köken hususu ve kelimenin etimolojisine dair olmuştur.
Kürdlerin kökenine dair İslam kaynaklarında iki husus göze çarpmaktadır: Tarihsel kişilikler üzerinden veya ‘Dehak Efsanesi’ anımsanarak anlatımı. Kürdlerin çok eski tarihlerde bile yaşadıkları iması için genelde Hz. İbrahim’in ateşe atılması sırasında ‘Mancınık Fikri’ veren kişi veya Keyanî, Pîşdadî, Sasanî hanedanları döneminde devletin üst kademelerinde bulunan, özel ad veya sıfat olarak ‘Kurdî’ kullanan Rüstemê Zal ve Ferhad gibi şahıslarının Turan, Çin, Hind ordularına karşı göstermiş oldukları kahramanlıkları anlatılırken dile getirilir. Makedonya, Roma ve Bizans dönemlerinde MÖ 500-MS 1500 yılları arasında kesintisiz bir tarihle Grekçe ve Latince kaynaklarda Kürdler ‘Medes/Medos’ ve ‘Karduh/Gordy/Kirtî/Korudî’ bağlamında dile getirilir. Yine Doğu kaynakları olarak Ermeni, Süryani ve Gürcü kaynaklarında da hem ‘eski’ Kürdler hem de kendi dönemlerinde yaşayan Kürdler kayda geçirilir. Batı kaynaklarında Kürdlerin kökenlerini bir başka yazıya havale ederek, İslam kaynaklarındaki ‘Dehak Efsanesi’ne geçelim.
Şimdiki bilgilerimize göre, Kürdlerin kendi asılları ve tarihlerine dair yazdıkları ilk eser Ebû Hanife Dinewerî’nin (820-896) ‘Ensabu’l-Ekrad (Kürdlerin Soykütüğü)’ı olup, maalesef bu eser şimdiye kadar literatüre dahil edilmemiştir. Fakat şunu biliyoruz ki, Abdurrezaq Beg Dunbilli, 1266/1849 yılında Xoy’da yazdığı ‘Tarîx-i Denabile’de Ensabu’l-Ekrad’tan yararlanmıştır. Ayrıca Rus oryantalist Romaskevic yaptığı araştırmalar sonucunda Saint Petersburg Asya Müzesi’nde bulunan ‘Ensab’il-Ekrad’tan haber vermektedir. Muhtemelen bu eserde Kürdlerin kökeni ve geçmişte hangi devletler kurduğu yazılıdır. Zira Ebu Hanife’nin “el-Ahbâr et-Tıvâl” isimli eserinde Dahhâk’ın veziri Ermiyâyîl’in Dahhâk’tan kurtarıp dağa gönderdiği insanların Kürdlerin ataları olduğu bilgisi şu şekilde yazılmıştır: “O, Dehhâk’tan kurban edilmek üzere getirilen adamlardan ikisini diri bırakıp bunların yerine iki koç kurban ediyordu. Ermiyâyîl, bu adamlara izlerinin bile görülemeyeceği bir yere gitmelerini söylüyordu. Bu adamlar, dağa çıkıyor, orada yaşıyorlardı. Köylere ve şehirlere yaklaşmıyorlardı. Rivayete göre Kürdlerin aslı buradan gelmektedir.”. (1)Dîneverî (828-896) ayrıca, antik döneme dair verdiği bilgilerde Fars bölgesindeki Kürt varlığını destekleyen bir takım kayıtlar vermiştir.
Ebû Cafer Taberî (838-923), 902-15 yılları arasında yazdığı “Tarihu’r Rusül ve’l-Muluk ve’l-Hulefa” isimli eserinde, tarihçi Hişam ibn Mihemed’in (ö.819) Dehak/Zehak’ın Hz. İbrahim döneminde yaşayan kral Nemrud olabileceğine dair bilgiyi paylaşmıştır.(2) Modern araştırmalara göre Hz. İbrahim M.Ö. 2000’lerde yaşamıştır. Nemrud’un gerçekten yaşamış bir Mezopotamya-Bâbil kralı mı yoksa mitolojik bir kişi mi olduğu tam belli değildir. Nemrud’un İran krallarından Dehhak, Keykâvus; Akad Devleti’nin kurucusu I. Sargon (M.Ö. 2350), Asur krallarından I. Tukulti-Ninura (M.Ö. 1244-1207) veya Sumerliler’in savaşçılığı ve avcılığıyla meşhur tanrısı Ninurta olduğuna dair görüşler mevcuttur. (3)
Abdullah b. Abdülaziz b. Muhammed el-Bekrî (ö.1094) “el-Mesâlik ve’l-Memâlik el-Kübra” adlı eserinde, Dehhâk/Biyurasif ile ilgili anlatıyı aktarırken, Fars dağlarına sığınıp çoğalan ‘Kürd aşiretleri’ni, ‘Şuhcanlar, Macirdan ve Mazencan, Keykan, Barisan, Müstekan ve diğerleri’ olarak verip, Kürdlerin ‘Dinever, Hemedan, Azerbaycan, Şam, Musul ve Cudi dağlarında’ yaşadıklarını bildirmiştir. Makdisî (ö.991), ‘Ahsen el-Tekasîm’inde Fars bölgesini anlatırken burada Kürt gruplarının üzerinde durarak bunların el-Kirmâniyye, el- Râmâniyye, el- Sağlebiyye, el-Bendâmehriyye, el-Sabâhiyye, el-Eshâkiyye, el-Ederkaniyye, el-Seherkeyye, el- Tahmâdheniyye, el-Zabâdiyye, el-Şehrûyye, el-Meherkiyye, el- Bundâkiyye, el-Hasrûyye, el- Zenceyye, el-Saferiyye, el-Mubârekiyye, el-Estâmheriyye, elŞâhûniyye, el-Fırâtiyye, el-Selmûniyye, el-Seyriyye, el-Ezâd-dahteyye, el-Mutlebiyye, el- Memâliyye, el-Şâkâniyye, el-Celîliyye olduğunu ve her birinin beş yüz bin evden müteşekkil olduğunu söyler. Ayrıca ellerinde bir zamanlar beş bin kalenin olduğunu ve yaşadıkları yerlerin beş büyük gruptan oluştuğunu ve bunların da Rem Ahmed b. Sâlih (Bâldivân), Rem Şehriyâr (Rem Bazencân), İsfafan’a bağlı Kum nahiyesi, Rem Ahmed b. Hasan (Rem el-Kâriyân), Rem Erdeşîrhirre olduğunu kaydeder. Ebu’l-Fida (ö.1331) ‘Takvimu’l-Büldan (y.1316-21)’da, Huzistan ve Kirman bölgelerini ele alırken söz konusu yerde yoğun bir Kürt nüfusunun olduğu ve Kirman ile Fars arasındaki bölgeye ‘Cebelü’l-Ekrâd/’ denildiğini belirtir. Reşîdu’d-dîn, el-Yusufî ve İbn Haldûn da tıpkı Ebü’l-Fidâ gibi, bölgeyi ‘Cebelü’l-Ekrâd’ olarak anmışlardır. Bu adlandırma için, Farsça kaynaklarda ise Kurd-Kuh/Kürd Dağı’ ibaresi kullanılmıştır. Yakut el-Hamewî de, Fars bölgesinde yer alan Dikdân adında bir yerdeki ‘Rumu’l-Kâryân’da ve Fars ile Kirmân arasında Belûs arasındaki bir Kürd dağında Kürdlerin meskun olduğunu söyler. Cemşîd Sedaqat Kîş’in “Kurdekanî Pars û Kirman-Bergî Yekem (Wer: Kamran Hesen, Hewlêr, 2010)” isimli kitabı, Kürdlerin fars bölgesinde hâlâ yaşamaya devam ettiklerini ortaya koymaktadır.

İbn Hewqal’ın (ö. 988) 977 yılında yazdığı ‘Siretül Erz’ında yer alan dünya haritası ve eserinde Kürdlerin yaşadığı iklimler: Cibal, Huzistan, Fars, el-Cezire, Fars Çölü, Kirman, Sistan, Horasan, Deylem, Ermeniye, Şam.
Bir başka Arapça kaynak olan Mesudî’nin ‘Murûc ez-Zeheb’ eserinde, Kürdlerin kökeni konusunda insanların ihtilafa düştüklerini ve birkaç görüşün ortaya atıldığını ifade etmiş Dehhak görüşünü de şu şekilde aktarmıştır: “Arap ve Acemlerin hangi taraftan olduğu konusunda bir türlü mutabakata varamadığı Dahhak’ın omuzlarında iki yılan çıkar. Bu yılanlar, insanların beyniyle beslendiği sürece Dahhak’a herhangi bir acı vermezler. Bu yüzden Dahhak, Farslar’dan birçok insanı ortadan kaldırdı. İnsanlar bir araya gelerek Efridun’un önderliğinde Dahhak’a karşı savaşmaya karar verdiler. Kendilerine deriden bir sancak yaptılar. Buna Farslar ‘Direfş kaviyan’ derler. Efridun, Dahhak’ı ele geçirdi ve sözünü ettiğimiz Dünbavend dağına bağladı. Dahha’ın veziri her gün bir koyun ve insan boğazlar, beyinlerini karıştırarak, Dahhak’ın omuzlarındaki iki yılanın karınları doyurur ve kurtulanları dağlara gönderirdi. İşte bu dağlara kaçanlar orada vahşileştiler ve çoğaldılar. Kürdler bu şekilde türemiştir. Sonra soyları çeşitli gruplara ayrıldı. Dahhak hakkında anlattıklarımızı ne Farslar, ne de eski ve yeni tarihçiler inkar ediyorlar.” Demirci Kawa’nın liderliğinde Zahak’a karşı açılan bayrak, Araplar’ın İran’ı işgal etmelerine kadar kimi sembollerle zenginleştirilmiştir. Kürdler Zahak’tan kurtulma gününü ‘Eyda Kürd’ olarak kutlamışlardır. En son, Batılılar tarafından 19. yüzyılda yazılan birçok seyahatnamede de bu bilgi bulunmaktadır.
Dînawerî ile aynı dönemde yazılan veya kopyalanan Pehlevice ‘Šahrestānīhā ī Ērānšahr’ isimli eserde, Padişwârgar’da (Deylem) her biri Armâyîl’in emriyle dağlılar (Kürdler) tarafından inşa edilen 21 kentin, sonradan Dahhâk hakimiyetine girdiği belirtilmiştir. Pehlevice eserdeki bu bilgiyle, Dehhak’ın zulmünden dağa çıkıp çoğalan Kürdlerin iki bölgede var olduğu ortaya çıkmıştır: Fars ve Deylem.
‘Êran/İran’, herhangi bir ırka veya sınırlı bir bölgeye değil, genellikle devletin sahip olduğu bütün alanları ifade edilebilir bir şekilde kullanılmıştır. Ayrıca, ‘Pers’ sözcüğü de klasik İslâm kaynaklarında, özellikle de coğrafî kitaplarda ‘Fars’ olarak adlandırılmıştır. Tarih ve coğrafya başta olmak üzere, 8.yy-15. yılları arasında yazılmış olan Arapça ve Farsça kaynaklarda, Pers veya daha öncesine uzanan Elam bölgesi’nde Kürdlerin hem nüfus hem de siyasal etkinlik olarak baskın bir şekilde var olduklarına dair bilgiler bulunmaktadır. İstahrî (ö. 951), İbn Havkal (ö. 978), Mukaddesî (ö. 985), İbnü’l-Belhî’nin notları bazı soru işaretlerine cevap olacağı gibi, yeni soruların ortaya çıkmasına da olanak tanımaktadır.
Miladî 11. asırda yazılan Firdewsî’nin Şehname’sine göre, Nuh Tufanı’ndan 179 yıl sonra ölen, Firdewsî İsa’nın doğuşundan 4145 yıl önce Nuh Tufanı’nın gerçekleştiğini belirtmektedir, Dahhâk’ın aşçısı olan Armâyîl, her gün bir genci Dahhâk’ın omzundaki yılanlara kurban edilmekten kurtararak dağlara göndermiş ve dağlarda toplanan bu gençler Kürdlerin ataları olmuşlardır. Kürdler tarafında Firdevsi’nin şehnamesi ‘Kutsal Kitap’ gibi değerli görülmüş ve 12. yüzyılda, Selahaddin Eyyubi el-Kurdî’nin yeğeni Melik Muazzam’ın emriyle Eyyubi Kürd Devleti’nin tarihçisi Kavamettin Fetih bin Ali bin Muhammed Bündârî İsfahani tarafından h.621 yılında Arapçaya çevrilmiştir.(4) 15. yüzyıldan itibaren de Kürdçe’nin Lek ve Goranî lehçelerinde (65 civarında) İslam Öncesi İran-Kürd tarihinin anlatıldığı Şehnameler yazılmış veya Farsçasından çevriler yapılmıştır (5). Gerçek şu ki, hem Pehlevî kaynakları, hem de bu kaynaklardan hareketle oluşturulan Arapça, Farsça, Osmanlıca, Kürdçe gibi İslâmî kaynaklarda yer alan Antik İran Hükümdarları, modern araştırmalarda Sümer, Akad, Asur, Babil, Elam, Med ve Perslerin meşhur kralları oldukları görülmektedir.
Şerefxan Bidlîsî, 1597 tarihli Farsça ‘Şerefnâme’sinin mukaddimesinde ‘Kürd taifelerinin neseplerinin açıklanması ve durumlarının anlatılması hakkında’ bilgi verirken dilleri ve gelenekleri yönünden birbirlerinden farklılaşan dört ayrı grubu sayar: Kurmanc, Goran, Lur ve Kelhor. ‘Araştırmacıların belirttiği üzere Kürdlerin soyu hakkında birçok değişik görüş vardır.’ diyen Şerefxan daha önceki kaynaklarda yer alan Dahhâk-ı Mârân/Şeddât anlatımına yer verir. Dahhâk’ın zulmünden kaçıp dağa sığınan ve orada evlenip çoğalan taife ‘Kürd’ olarak adlandırılmıştır. Şerefxan, çok eski tarihlerde yaşayan ve İran coğrafyasında meşhur olan birkaç Kürd şahsiyete değinmiştir: Sultan Kaykubad’ın (Kavî Kavata) hüküm sürdüğü dönemde yaşayan, Sîstan’da dünyaya geldiği için Rüstem-i Zâbulî adıyla da bilinen, yiğit pehlivan ve cesur dilâver Zal oğlu Rüstem; dört bin yıl önce muazzam gücü ve cesareti ile meşhur, Lâr’da hala varisleri bulunan Gurgîn Mîlad; Hamdullah Müstevfî’nin ‘Târîh-i Güzîde’sinde Gurgîn Mîlad’ın neslinden olduğu söylenen ‘Rustem gibi kahraman, Acem sultanı Hürmüz döneminde yaşayan ve Kert melikleri ile Gûrî padişahlarının soylarını dayandırdıkları Behram Çûbîn’; Orhan Bey’in Hayreddin Paşa adıyla bilinen sadrazamı Taceddin el-Kürdî; Hüsrev Perviz zamanında yaşayan Keyhüsrev, Kelhor Kürdlerinin eski pehlivanlarından Ferhad. (7)
Şerefxan’ın isimlerini verdiği Rüstem gibi şahsiyetlerin Kürdlükleri kendisinden önceki ve sonraki başka ulusların kaynaklarında da yer edinmiştir. Dikkat çekmek gerekir ki, mütercimi/çeviricisi ve müstensihi/kopyalayıcısı belli olmayan ve hicrî 854/1450 tarihinde istinsah edilen (nüsha: TSMK, Hazine Kitaplığı bölümünde 1518 demirbaş, 328 varak) Şehnâme’nin Türkçe çevirisinde; Keyânî ve Sasânî hükümdarlarından (Med ve Sasânî), önemli şahsiyetlerinden bazıları ‘Kürdî’ nisbesiyle verilmiştir: ‘Ferîdûn-ı Kürd (75a, 11-12)’, ‘Ferîdûn-ı Kürd oğlu Selm (79a, 10-11)’, ‘Harrâd-ı Kürd (170a, 18-119)’, ‘Ferîdûn-ı Kurd aslı Kethudâ (191a, 6-7)’, ‘Behram-ı Çûpîn’in terbiyesini gören Kürdevî-nâm-dârun oğlu (261b, 21-22)’, ‘Yêlânsîne ve Siyâvuş aslından Behrâm-ı Kürd (270b, 25)’, ‘Behrâm-ı Çûpîn kız karındaşı Kürdiye Bânû (271a, 17-18)’, ‘Kürdûy nâm-dâr uu pehlevân (296a,13-14)’, ‘Behrâm’un kardaşı Kürdûy-i şîr (296b, 2-3)’. (8) İranlı seyyah Hacı Zeynal Abidin (1780-1837), 19. yüzyılın başlarında Van havzasında yaşayan Kürd aşiretlerinden söz ederken ‘Hepsi Rüstem gibi şecaatli ve yiğittirler.’ demiştir. Kürd Rüstem’in kahramanlığına dair destanlar Kürd halkının hafızasında 1950’lere kadar yaşamaya devam etmiştir. Öyle ki, Heciyê Cindî (1908-) 1977 yılında yayınladığı “Rustemê Zalê’ Kurdî” isimli kitabında Rüstem’in çocukluğundan ölümüne kadar hayatının anlatıldığı 24 varyantta yer vermiştir. (10)
Salih Begê Şêrwî (1772-1837) 1274 tarihinde yazdığı Arapça “Tarihu’l-Neseb” isimli kitabında Şerefnâme’deki taksimatı alıntılamıştır. Mardinli Abdülselam Efendi (1786-1843) de, 1842 yılında tamamladığı Arapça “Ümmü’l-İber” isimli eserinde, Kürdleri kökenine dair uzunca bir bölüm açmış, Şerefxan gibi Kürdleri ‘Kurmanj (en iyileri), Lurr, Kelhur ve Goran’ olarak sınıflandırmış, Yezidilerin de Kürd olduklarını belirtmiştir.
Kürdler tarafından 19. yüzyılda (1800-1915) ‘Erdelan Tarih Ekolü’ çerçevesinde yazılan tarih eserlerinde Kürdlerin geçmişine dair ibareler yer almıştır. Muhammed Şerîf Qadi (1739-1813), 1811-13 yılları arasında yazdığı ‘Tarîh-î Kurd’ isimli farsça kitabındaki ‘Kürdlerin Kökeni’ başlıklı bölümünde şu açıklamaları kullanır: “Bazı tarihçiler ve nakilciler Kürtler’in kökenlerini Zehak döneminde Zehhak’ın zalimliği yüzünden dağlara, dağların çevrelerine, vadilere saklanıp gizlenmiş birkaç adama dayandırmışlardır. Onlardan birisinin adı Kürd idi. Bundan dolayı Kürdler onun soyundan kabul edilmektedirler. Onun soyundan gelenler dört kabileye taksim edilmiş, şöyle isimlendirilmişlerdir: Birincisi Baban taifesidir ki, Kurmanc adıyla meşhurdurlar. İkincisi Kelhor taifesi, üçüncüsü Lor taifesi, dördüncüsü Goran taifesidir”. (11)
Mela Mehmûdê Bazidî’nin (1797-1863) 1857-8’de yazdığı ‘Tewarîxê Cedîdê Kurdîstan’ isimli Kürdçe tarih eserinin günümüze ulaşabilen sadece önsöz kısmında ‘Kürdlerin varlığının tarihi İsa’dan önceye uzanır’ (12) bilgisi ile 1858’de tamamladığı ‘Adât û Rüsûmâtnâme-yi Ekrâdiye’ eserinde yanlış olarak Kürdlerin kökeni Arap aşiretlerine bağlamak suretiyle en az iki bin yıl öncesine uzandırması da anlamlıdır.
Elî Ekber Kurdistanî, 1869 yılında yazdığı (Nesrellah Kurdistanî’nin 1870 yılında istinsah ettiği nüsha günümüze ulaşmıştır) ‘Bedai’ el-Luxet’ isimli Kürdçe (Goranî)-Farsça sözlüğünün önsözünde Kürdlerin temelde Goranî, Lur/Lor, Erdelan, Kirmanc, Lolo, Mafî & Nankelî, Lek ve Zend gruplarından oluştuğunu belirtirken, Erdelan taifesinin Erdeşêr Babkan’dan geldiğini ve Erdeşêr’in de on bir nesilden Kurd’e bağlandığını yazmıştır.(13)
Diyarbekirli Kürd Said Paşa ise, 1304-1306/1887-9 yılları arasında 9 cildini yayınladığı 10 ciltlik (10. Cilt yazma halindedir) “Mir’atü’l-İber (I-IX, İstanbul)” isimli genel tarih kitabında Kürdlerin İran nesline mensup Kürd’ün evladından geldiğini ve Kafkas/Beyaz ırk içerisinde yer aldığını söylemiştir. Adlarını andığımız kaynaklardaki bilgiler Taberî’den alınmış olmalıdır. Zira Taberî, ‘Târîhu’-r-Rusul ve’l-Müluk’ isimli eserinde, Sasani Devleti’nin (Çince: Po-la-ssu, M.S.224-651) kurucusu Ardeşîr Babekan’ın (224-241), Farisi krallarının sonuncusu olan V. Erdevan’dan (208-276) aldığı mektuptan bahsetmektedir ve Erdeşir’i ‘Kürd’ diye tanıtırken şu ifadeleri kullanmıştır: ‘O, bu durumdayken Erdevan’ın elçisi ona bir mektupla geldi. Erdeşir insanları toplayıp onlara mektubu okudu: Sen sınırı aştın, kendi ölümünü yazdın ey Kürdlerin çadırında yetişmiş Kürd! Sana, giydiğin o taca, ele geçirdiğin ve krallarını mağlup ettiğin ülkeye kim izin verdi?’.(14)
*
1-Ebû Hanife Dinaverî; “İslam Tarihi”, Çev: Nusrettin Bolleli, İbrahim Tüfekçi, Hivda İletişim, 1. Baskı:2007, Sayfa:50.
2- Taberî; “Tarîx ur-Rusul we’l-Milûk”, Wer: Emîn Narozî, Avesta, 2018, rûpel:23.
3- TDVİA, ‘Nemrud’, 2006, C:32, sayfa:555-56.
4- Seccat Aydınlu; “Firdesi’nin Şehname’sinde Kürtler”, Çev: Erkan Çardakçı, Avesta Yayınları, 1. Baskı:2012, Sayfa:17.
5- Behrooz Chamanara, “Dilsel ve Edebi Açıdan Goranî”, Çev: Dara Elhüseyni, Kürt Tarihi, Sayı: 11, şubat-mart 2014, sayfa: 38.
6- Yrd.Doç. Dr. Ahmet Altungök; “İslam Tarihi Klasik Kaynaklarında Mitolojik Dönem İran Hükümdarları”, Tarih Okulu Dergisi, Yıl:9, S:XXVII, Sayfa:693.
7- Şerefhan Bitlisi; “Şerefname”, Çev: Abdullah Yegin, Nûbihar Yayınları, C:1, 3. Baskı: 2015, Sayfa:61-5.
8- Mustafa Kuğu; “15. Yüzyıla Ait Şehname Tercümesi”, Doktora Tezi, Çanakkale, 2017. Tezin genelinde.
9- Namiq Musalı; “Hacı Zeynal Abidin Şirvâni Seyahatnamelerinde Van Gölü Havzası”, Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, C:1, S:2, 2014, sayfa:5.
10- Kürdlerin sözlü geleneğinde Rüstemê Zal’ın nasıl yaşatıldığına dair bakınız: Şemoyê Memê; “Di Mîtos, Dîrok û Zargotina Kurdî de
Rostemê Zal”, Zend, Havîn-Payîz 2014, rûpel:54-70.
11 Cafer Açar; “Tarih-i Kurd Adlı Yazma Eser Çevirisi ve Değerlendirmesi”, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Dr. Öğr. Üyesi. Shahab Vali,
Mardin Üniversitesi, 2018, Sayfa: 37.
12- Ziya Avcı; “Mele Mehmûdê Bazîdî”, Bîr, H:10, Zivistan 2009, rûpel:42.
13- Elî Ekber Kurdistanî; “Ferhenga Kurdistanî”, Wergêr,: Jan Dost, Nûbihar, 2010, rûpel:31.
14- Fersat Merî; “İslâm Öncesi Kürt Tarihi Kaynakları ve Kürtlerin En Eski Tarihi”, Kürtler (Tarih) içinde, NidaYayınları, 1. Basım:2015,
Sayfa:43.













