Aziz İhsan Aktaş davasında savunma yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, yöneltilen suçlamaların somut bir dayanağı olmadığını savundu. Karalar, ortada ihale, rüşvet anlaşması ya da irtikap bulunmadığını belirterek, “Suç varsa unsuru da olmalı, burada böyle bir durum yok” ifadelerini kullandı.
İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 7’si tutuklu 200 kişi hakkında, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce açılan dava devam ediyor.
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin tutuklu olmak üzere 7 CHP’li belediye başkanının yargılandığı davanın karar duruşmasının ikinci günü, Silivri’de yeni inşa edilen duruşma salonunda yapılıyor.
Bu dava kapsamında 212 gün tutuklu kaldıktan sonra 5 Şubat’ta tahliye edilen ve o günden bu yana göreve iade edilmeyi bekleyen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın savunmasına geçildi.
“Savcılığın mütalaasına katılmamız mümkün değil” diyen Karalar, dosya başladığından beri çelişkili ifadeler, değişik ifadeler ve değişen iddiaların söz konusu olduğunu belirtti.
“İDDİAYI SAVCILIK BOŞA ÇIKARIYOR”
Karalar, şöyle konuştu:
“Aslında iddia makamı, benim ve müdafilerimin her savunmasının ne kadar doğru olduğunu kendisi de kanaat getirerek suç değiştirdi. Bir iddiayı savcılık boşa çıkartıyor. Yani irtikap iddiasını savcılık, itibar etmediğini, irtikabın söz konusu olmadığını söyleyerek onu boşa düşürüyor. Mütalaada söz konusu olan ihale almayı da kendisi çürütüyor. İki suç da yok. İlk gözaltına alındığında Baki Nugay, hem emniyette hem savcılıkta verdiği ifadede ‘Ben rüşvete aracılık etmedim, rüşvetle iş almadım’ diye söylüyor. 5 ay sonra bir itirafta bulunuyor. 3 tane ifadesi var. Birinde ‘Zeydan Karalar ile görüştüm’ demiyor, birinde ‘Zeydan Karalar ile defalarca görüştüm’ diye söylüyor. Öbüründe ‘şimdi bir kez görüştüğünü’ söylüyor ama ortak ifade, hak edişlerin yapılmadığı, ödemelerin geciktiği, dolayısıyla bizim ona menfaat temin etmemiz doğrultusunda bir ifadesi var. Üç ifadesinde de benzer şekilde söylüyor. Yani ‘Ben ödeme alamıyorum, hak edişler yapılmıyordu. Bunun için Zeydan Karalar’a gittim’. Burada da söylüyor zaten, 3 ay sonra geldiğini söylüyor.
“BU FİRMAYI ÖNCEKİ DÖNEMDEN TESLİM ALDIK”
Biz bu firmayı bir önceki dönemden teslim aldık. Yani o zaman iş yapmıştı, o zamandan kalan hak edişleri, alacakları vardı. Sözde çıkar sağlamayı söylediğiniz tarih 17 Kasım 2017. Yani benim görev başladığımdan tam 45 ay sonra, yaklaşık 4 yıl sonra. ‘Ödemeleri düzgün aldık’ dedi. Şimdi 45 ay, eğer biz onu sıkıntıya sokacaksak, eğer bizim böyle bir düşüncemiz varsa -ki asla böyle bir konuşma olmadı- zaten bu parayı düzgün almışsın. Kendi de burada düzgün aldığını zaten beyan etti. Baki, sürekli ifade değiştiriyor. Zaten sen 45 ay düzgün almışsın. Ondan sonra da düzgün almışsın. Bu tamamen gelinen noktada ifadeyi değiştirip ‘Acaba başka bir şey olabilir mi’ gibi bir şeyden kaynaklanıyor. Burada bir irtikap, bir zorlama çok açık bir biçimde yok. Bir başka bir varsayımla ‘ihale alma ve ihale almaya devam etme amaçlı çıkar sağlama’ şeklinde bir ifadede bulunuyor savcılık makamı. Baki Nugay’ın itirafında geçmeyen varsayımsal bir isnatla yeni bir suç söz konusu. 2015 tarihli bir ihale, mahkeme kararları, itirazlar… 36 ay süreli olarak imzalanmış. ‘Yeni ihale alma’, bir ihaleye işaret diyor mu iddia makamı. ‘Şu tarihi bir ihale’ diyebiliyor mu, diyemiyor.”
“RÜŞVET YOK, İHALE YOK, İRTİKAP YOK, O ZAMAN SUÇ DA YOK”
Zeydan Karalar, esas hakkındaki mütalaada, “hak ediş ödemeleri yapıldığı dikkate alındığında zorunluluktan para verilmediği, kurulu düzenin bozulmaması, örgütün ihalelere devam edebilmesi için bahse konu paranın verildiğinin” iddia edildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Ben soruyorum burada. Hangi ihale, ne ihalesi? Ne Aziz İhsan Aktaş’ın şirketi ne Baki Nugay’ın şirketi o dönemde bizden bir iş aldı. Alabilseydi, bir ihtiyaç olsaydı belki alırlardı. Belediye başkanlarının ihale almada, vermede bir yetkileri yok. İhale komisyonu ihtiyaç duyar, ihale yapılır, hangisi hak ediyorsa o alır. Burada söz konusu olan bir iş yok. Olmayan bir iş ileride olabilir varsayımıyla bize suç isnat ediliyor. Olmayan bir iş için biz burada sorgulanıyoruz. Rüşvet anlaşması yok. İhale yok. İrtikap yok. O zaman suç da yok. Avukatlarım detaylı ve teknik savunma yapacaklar. İzah ettiğim hususları ve çelişkileri takdir ve vicdanınıza bırakarak savunmamı sonlandırırken beraatımı istiyorum.”
/Kaynak: Anka/












