Tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, CHP’li belediyelere yönelik operasyonları ve İstanbul İl Başkanlığına kayyım atanmasını “demokrasiye ve içinden geçilen barış sürecine vurulan bir darbe” olarak niteledi.
Özer, “Bir yandan barış süreci yürütürken öte yandan bununla taban tabana zıt antidemokratik adımların atılması birbiriyle bağdaşmamakta ve sürece zarar vermektedir” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Eğer Türkiye barış sürecine girdiyse Ahmet Özer’in tahliye edilmesi gerekiyor” dediği tutuklu CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:
“Bir demokrasinin vazgeçilmez temel koşulu çok partili sistem ve seçim güvenliğidir. Bunu kayyım atamalarıyla zedelerseniz demokrasiyi ortadan kaldırmış olursunuz, bunun en büyük zararı ise ülkemize ve ülkemizin geleceğine olur.
Seçimleri ve YSK’yı bypass ederek iki sene önce yapılmış bir seçimi yok sayarak seçilmiş il başkanı Özgür Çelik’i ( @ozgurcelikchp ) ve yönetimini görevden alıp yerine kayyum atamak hem demokrasiye hem de içinden geçtiğimiz barış sürecine vurulmuş bir darbedir.
31 Mart 2024 seçimlerinden sonra Esenyurt’ta, Şişli’de, Van’da, Mardin’de olduğu gibi seçmen iradesinin yargı yoluyla bypass edilerek seçilmiş Belediye Başkanlarının yerine kayyum atanması, şimdi de bu durumun parti ile sürmesi kaygı vericidir. Bu durum halkın idareye olan güvenini sarstığı gibi yurttaşlık bağını zedelemekte, toplumsal barışa olan inancı zayıflatmaktadır.
Ayrıca seçmen iradesini hiçe sayan girişimlerin, seçilmiş bir başkan vekilinin parti değiştirmesinin temiz ve ilkeli siyaset anlayışıyla bağdaşmadığı açıktır.
Şişli Belediye Başkanı değerli dostum Emrah Şahan’a ( @REmrahSahann )adeta yedekleme yaparcasına ikinci kez tutuklama kararı verilmesi, hemen akabinde bir gün sonra da Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu’nun ( @hmutlu34) ve belediye personelinin gözaltına alınması kabul edilemez.
Bir yandan barış süreci yürütürken öte yandan bununla taban tabana zıt antidemokratik adımların atılması birbiriyle bağdaşmamakta ve sürece zarar vermektedir.
Yaşananlara baktığımızda konunun bir parti ve ideoloji meselesini çok ötesine geçtiğini, ülkenin huzuru, refahı ve geleceği meselesine dönüştüğünü görüyoruz.
Ülkenin huzur ve refahı, demokrasinin geleceği ve toplumsal barışın tesisi için bütün yetkilileri sorumluluk almaya, sorumlu davranmaya ve antidemokratik uygulamalardan vazgeçmeye davet ediyoruz.
Zira tüm yurttaşlarımızın başta adalete olan inanç olmak üzere barışa, huzura ve refaha ihtiyacı var.”









