🔴 Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock, “Kürtler hangi yolu izleyeceklerine kendileri karar vermelidir ve Kürtlerin birlik içinde, bu yolu birlikte izleyeceklerine dair ortak bir karar vermeleri de önemlidir” ifadelerini kullandı.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Rûdaw’a verdiği özel röportajda Suriye’deki durum, Kürtlerin hakları ve ülkenin geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Baerbock, Şam ziyaretinde Suriye’nin tüm bileşenlerinin temsil edildiği bir siyasi sürecin önemine vurgu yaparken, “Almanya ve Avrupa İslamcılara finansman sağlamaya hazır değil” diyerek net bir mesaj verdi.
Kürtlerin haklarına ilişkin soruya Baerbock, “Kürtlerin güvenliğinin Suriye’nin ulusal güvenliğiyle uyumlu hale getirilmesi gerekiyor” ifadesini kullandı. Bakan, IŞİD’e karşı mücadelede Kürtlerin rolünü vurgulayarak, “IŞİD Irak’taki insanlar için bir cehennemdi. IŞİD’e karşı Uluslararası Koalisyon’un desteğiyle, Kürtler kendi güvenliklerini koruyabildiler ve IŞİD’i geri çekilmeye zorladılar” dedi.
Baerbock, Suriye’de Kürtlerin temsili konusunda “Anayasada yansıtılması gereken milli kimlik ve Kürt dili sorunu var. Ayrıca Kürtler ve Dürziler için koruma ve güvenlik sorunu var” değerlendirmesinde bulundu. Bakan, Şam ile Kürt yönetimi arasında müzakere fırsatı yaratmaya çalıştıklarını belirterek, “Kürtler hangi yolu izleyeceklerine kendileri karar vermelidir ve Kürtlerin birlik içinde, bu yolu birlikte izleyeceklerine dair ortak bir karar vermeleri de önemlidir” ifadelerini kullandı.
Rojava’yı neden ziyaret etmediği sorusuna ise Baerbock, güvenlik gerekçelerini öne sürerek, “Dışişleri Bakanı olarak çalışma arkadaşlarımın güvenliğini ve benimle seyahat eden gazetecilerin güvenliğini göz önünde bulundurmak zorundayım” yanıtını verdi.
Bakan Baerbock, Suriye’nin yeniden inşasında Almanya’nın yardıma hazır olduğunu, ancak bunun ülkedeki tüm tarafların ve aktörlerin katıldığı siyasi bir sürece bağlı olduğunu vurguladı.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un Rûdaw muhabiri Ala Şali’nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Rûdaw: Sayın Dışişleri Bakanı Baerbock, öncelikle bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Sizinle bu röportajı yapabildiğim için mutluyum. Size ilk sorum şu: Hükümete katılım aşamanızda, daha kesin söylemek gerekirse feminist bir dış politika olan tamamen yeni bir politika benimsediniz. Bu yeni politikanızın kazanımları nelerdi?
Annalena Baerbock: Dünyada kadınların güvende olmadığı bir toplum nasıl güvende olabilir? Bu, feminist dış politikanın özüdür. Bu dünyanın en güzel yanı, toplumun yarısının kadın olmasıdır. Eğer toplumun yarısının hakları korunmazsa, hiçbir toplum sürekli olarak güvende ve özgür olamaz. Toplumun yarısının ülkenin zenginliklerine erişmemesi olmaz. Bu düşünce tarzının özünü ben keşfetmedim, diğer topluluklardan öğrendim. Örneğin, Ruslar saldırmadan önce Ukrayna’da, bir görüşmede Ukraynalı bir kadın bana “Eğer kadınlar güvende değilse, hiç kimse güvende değil” demişti.
Ben bunu Ruanda’da soykırımdan sonra öğrendim. Latin Amerika’da onların deneyimlerinden öğrendim, Kuzey Irak’taki deneyimlerinize, Irak’a, Orta Doğu’ya ve şimdi de Suriye’ye bakarak öğreniyorum. Kadınların topluma katılımı, bir toplumu değerlendirmek için bir ölçüttür. Suriye ziyaretimde bunu açıkça belirttim: Eğer kadınlar yönetimde yer almazlarsa, toplum sürekli olarak özgür olamaz, çünkü kadınlara eşit davranılmaz, çünkü kadınlar diğer gruplar tarafından, özellikle dini gruplar tarafından acı çekmeye zorlanır.
Rûdaw: Orta Doğu meselelerine dönelim. Diğer Almanya ile ilgili soruları, eğer zaman kalırsa daha sonra soracağım. Şam’a ikinci ziyaretinizde, Almanya ve Avrupa Birliği’nin Şam ile iyi ilişkiler kurmasının, sözü eyleme geçirmeye ve tüm milletlerin ve dinlerin haklarına ve ortaklığına saygı göstermeye bağlı olduğunu söylediniz. Ahmed Şara’nın bunu yapacağına inanıyor musunuz?
Annalena Baerbock: Bunu bilmiyorum. Eğer şimdi, Suriye’deki iç savaştan 10 yıldan fazla bir süre sonra, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir toplum oluşturulmazsa, uluslararası toplumun nezdinde pek de başarılı olduğunu düşünülemez. Bu yüzden bu süreci desteklemeye çalışmak istiyoruz. Başarılı olacak mı? Bu bizim elimizde değil. Halihazırda ülkedeki de facto gücün yapacaklarına bağlı. Avrupa, – kadın, erkek, milliyeti ve dini kimliği ne olursa olsun Suriye’deki tüm insanları destekler. Ancak Almanya ve Avrupa İslamcılara finansman sağlamaya hazır değil. Bu bizim açık mesajımızdır. Yeniden inşa için yaptırımların kaldırılmasına yardım etmeye hazırız, ancak ülkede tüm tarafların ve tüm aktörlerin katıldığı siyasi bir süreç olmalı. Geçtiğimiz süreçte olumlu bir dizi söz duyduk, ancak sadece kelimeler ve sözler yeterli değil. Eğer sadece söz olur da eylem olmazsa, Suriye krizde kalmaya devam edecek ve bizim desteğimiz de bu prensiplere bağlı olacaktır.
Rudaw: peki, bu kesinlikle önemli, çünkü Kürtler, Dürziler, Hıristiyanlar kitlesel gösterilerle ve siyasi duruşlarıyla Suriye’nin geçici anayasasını reddettiler. Ülkedeki bileşenlerin reddettiği bir otoriteye neden yardım ediyorsunuz?
Annalena Baerbock: Biz ne orada ne de diğer ülkelerde bu tür hükümetleri desteklemiyoruz. Biz toplumdaki insanları destekliyoruz. Demokratik olan ve kendi hükümetlerini demokratik bir şekilde seçen toplulukları destekliyoruz. Biz dışarıdan bu kararları hiç kimse için vermiyoruz. Aralıktan sonra hayal dahi edemeyeceğimiz bazı gelişmeler görüyoruz. Şunu da ifade etmek istiyorum burada yani Almanya’da Esad ile ilişkileri normalleştirmek mümkün değildi. On yıllarca kendi halkını baskı altına almakla kalmayıp öldüren biriyle konuşamazsınız. Siz kendiniz kimyasal silah kullandığına işaret ettiniz ve sizin kendinizin kimyasal silah deneyiminiz var, kimyasal silah kullanılan insanları kendiniz gördünüz. Almanya’da genç bir Suriyeli kadın bana “sayın Baerbock, ben o hapishanede, işkence hapishanesinde bulundum” dedi. “Ne zaman?” dedim, “16 yaşındaydım” dedi. Bu yüzden benim için bu insanlarla ve hepsiyle işbirliği yapmak önemli. Ben şu anki de facto başkana, insanlara yardım etmek istediğimizi söyledim. Bu yüzden acilen orada olmak istiyoruz. Ziyaretim sırasında Kürt temsilcilerini, Alevi temsilcilerini, Hristiyanları, bir grup kadın örgütü temsilcilerini gördüm. Şam yakınlarında yerle bir edilmiş Cober’de 8 bin kişi yaşıyordu, yaşlı bir adam bana “Çocuğum burada gömülü” dedi.
Öne çıkan başka aktörler de yoktu bu nedenle aktörleri iyi ya da kötü görmemiz gerekmiyor. Halihazırda bu var, bununla ilerlememiz gerekiyor. Hristiyan bir kadınla tanıştım, “Eğer yeni bir hükümet kurulursa, bize bizim de temsilcimizin olacağına söz verdiler, ayrıca farklı grupların temsilcileri de olacak” dedi. Kürt temsilcileriyle konuştuğumda, anayasada tanımlanmaları ve her şeyin açıkça ortaya konması gerektiğini ifade ettiler. Eğer bu geçici bir anayasa ise, kalıcı anayasada bunun değiştirilmesi gerektiğini söylediler. Bunlar Kürt temsilcilerin bize aktardığı görüşlerdi.
Ayrıca Hıristiyanlar bana tabloyu farklı gördüklerini söylediler, mevcut hükümette bu şeylerin dikkate alınması gerekiyor, şimdi mart ayının sonunda veya nisan ayının başında yeni bir hükümet kurulacakmış. Ben orada açık bir dille, eğer yanlış bir yöne doğru giderlerse, biz desteklemeyeceğimizi ifade ettim.
Doğru yön Suriye’deki insanların bakış açısına göre herkes için aynı olmalı, biz de oradayız, İran ve Hizbullah’ın bu sürecin seyrini başka bir yöne götürmek istediğini de görüyoruz. İsrailliler hakkında konuştum, Türkiye’nin rolünü açıkça anlattım, toprak ve işgal sorununu konuştuk, ayrıca Ruslar, örneğin geri çekildiler, ama genel olarak geri çekilmediklerini görüyoruz.
Onlar sürekli olarak Esad ailesini desteklemeye çalıştılar. Eğer şimdi Avrupalılar orada olmazsa, kesinlikle Arap komşularıyla birlikte, başkaları oraya gider ve bu durum kesinlikle halkın yararına olmaz. Bunda başarılı olacak mıyız? Bilmiyorum, olmazsak, en azından denemiş oluruz.
Rûdaw: Peki, Almanya ve dünya, Suriye’nin ikinci en büyük milleti ve IŞİD’e karşı savaşta en fazla kurban veren Kürtlerin haklarının anayasada ve pratikte korunması için ne yapmalı?
Annalena Baerbock: İlk görüşmemde çok açık bir şekilde belirttim, IŞİD Irak’taki insanlar için bir cehennemdi, IŞİD’in etkisini Avrupa’da da hissettik. IŞİD’e karşı Uluslararası Koalisyon’un desteğiyle, Kürtler kendi güvenliklerini koruyabildiler ve IŞİD’i geri çekilmeye zorladılar. Şimdi oluşan bu boşlukta, IŞİD’e izin verilmemeli. Kürtlerin güvenliğinin Suriye’nin ulusal güvenliğiyle uyumlu hale getirilmesi, Suriye’nin ikinci en büyük milleti olarak, aynı zamanda kendi ulusal çıkarları olarak ve ayrıca biz de Kürtlerle birlikte IŞİD’e karşı bir ittifak içindeydik. Bu ittifak IŞİD’in geri çekilmesine vesile oldu. Bu önemli ve ben orada Suriye’nin geçici hükümetine çok açık bir şekilde söyledim, neden IŞİD karşıtı koalisyonun bir parçası olmuyorsunuz.
Almanya Dışişleri Bakanlığı temsilcileri, çalışanlarımız Kuzey Suriye’deki bu bölgeleri ziyaret ettiler. Güvenlik sorunları nedeniyle ben kendim bölgeyi ziyaret edemedim, ancak Şara ve Mazlum arasında bir müzakere fırsatı yaratabildik. Biz “şöyle şöyle yapmalısınız” diyemeyiz, ama en azından birbirleriyle konuşup tartışmaları için bir fırsat yaratabiliriz. Kürtler hangi yolu izleyeceklerine kendileri karar vermelidir ve Kürtlerin birlik içinde, bu yolu birlikte izleyeceklerine dair ortak bir karar vermeleri de önemlidir, ancak henüz orada ortak bir siyasi karar yok. Örneğin, anayasada yansıtılması gereken milli kimlik ve Kürt dili sorunu var. Ayrıca Kürtler ve Dürziler için koruma ve güvenlik sorunu var.
Bunların yanı sıra, kadın hakları perspektifinde, tabi ki burada mesele sadece kadınlar değil, aynı zamanda bileşenler, etnik gruplar, onların ve Kürtlerin gelecekteki Suriye’de nasıl temsil edileceği konularıdır. Ben orada tarafların temsilcilerine dedim ki, eğer bu farklı sesler bir araya gelirse, ortak çok şeyiniz var, sadece Kürtlerin, Dürzilerin, Hıristiyanların talepleri değil, bir araya gelin ve “bunlar bizim ortak taleplerimiz” demelisiniz. Bu, milletin büyük bir kısmının talebi haline gelir. Ben şimdi olumlu yönlere bakıyorum, hepsi, tüm Suriyeliler çocuklarının güvende olmasını ve yeniden okullara gidebilmesini hayal ediyor. Yeniden inşa sürecinde Almanya yardıma hazır ve bu niyetini her defasında dile getirmiştir. Bu kapsamda yardım göndermiş, ancak bazı bölgelere de ulaşım sağlayamamıştır. Gıda, yeniden inşa yardımı, okullara destek – bu hükümet bunun önünü açmalı, sadece kendisinin bulunduğu başkent için çalışıp diğer yerleri ihmal etmemelidir.
Rûdaw: Hristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratlar hükümet kurmak için adeta kollarını sıvadı ve müzakereler devam ediyor, Almanya’nın yeni hükümetinin göçmen politikasından endişeli misiniz?
Annalena Baerbock: Farklı partilerin bu konuda farklı tutumları var, bunu gördük. Uzun yıllar sonra mülteci politikası hakkında birdenbire diktatörce bir karar aldılar, bu çok açık bir şekilde sadece bizim değerlerimize ve duruşumuza karşı durmakla kalıyorlar düşünseniz biz Esad’ın elinden kaçtık, Suriye’de insanların durumu ne olurdu? Kesinlikle bir felaket olurdu. Esad’ın kaçmasından birkaç gün sonra bazı politikacılar bunu konuşmaya başladı, ama ben açıkça onların bu durum hakkında hiçbir fikre sahip olmadıklarını söyledim. Ben oradaydım ve kendi gözlerimle gördüm. Sen 18 bin insanın yaşadığı bir şehirsin, ama her yer harabeye dönmüş. Mülteciler nereye dönecek? Neden dönmek için zorlanıyorlar kalacaklar?
Bu da açıkça tartışılmalıdır, eşi ve kızı güvende değilse hiç kimse kendi isteğiyle geri dönmez, bu feminist dış politikadır.
Bu açıdan da konuşuluyor, şunu da söylemek istiyorum, Suriyelilerin büyük bir kısmı sadece Almanya’ya iyi uyum sağlamakla kalmadı, aynı zamanda iyi komşular oldular, iyi çalışanlar oldular ve hastanelerde çalışıyorlar. Bence geri gönderme konusunda konuşan bu insanlardan bazıları gerçeklikten uzak. Tabii ki Suriye’nin yeniden inşası için katkıda bulunmak istiyorlar, ama siyasi durum konusunda güvence olmadığı sürece hiç kimse geri dönemez. Bu bir geri dönüş dalgasıyla çözülemez, bu yüzden Suriye destek konferansında bundan bahsedildi, Türkiye’de üç milyon Suriyeli yaşıyor, Lübnan’da var, Ürdün’de var, uluslararası olarak ülke güvende olduğunda veya güvenliği sağlandığında geri dönmeleri gerektiği konusunda anlaştık. Lübnan’ın kendisinde güvende değiller, çünkü orada çatışma var, orada Birleşmiş Milletler aracılığıyla destekleniyorlar. Şimdi Suriye’nin içinde %70’in yardıma ihtiyacı varken, bu duruma ek olarak milyonlarca kişi daha eklenecek. O zaman neyle karşı karşıya kalacağız? Suriye’nin başarılı olmasını istemeyenler.
Bu adım adım bir süreç; önce komşu ülkelerdeki Suriyeliler geri dönsün, sonra işlerin nasıl gittiğini göreceğiz. Altı ay sonra ne olacağını bilmiyoruz. Şu anda ortak sorumluluğumuz ülkedeki durumun istikrara kavuşması. Siyasi katılım ve herkes için güvenlik sağlanmalı, sonra diğer sorular gelir. Kendi İçişleri Bakanımızla konuştum ve bunu tartıştık, Almanya vatandaşlığı alanlar ve ayrıca kalıcı oturma iznine sahip olanlar seyahat edebilirler ve şimdi gidip 10 yıldan fazla süredir görmedikleri akrabalarını görebilirler, ayrıca evlerine ne olduğunu görüp sorabilirler.
Biz de şimdi, çok sayıda Suriyelinin Suriye’de yaşamak istediği yeni hükümetle bunu görmek zorundayız ve bu hepimizin çıkarına, işlerin nasıl gittiğini görmek ve hep birlikte İslamcı güçlere karşı durmak zorundayız. Eğer gelecekte birlikte sivil bir mücadele ve ortaklığımız olursa. İslamcı güçlere karşı çok güçlü bir şekilde mücadele edilebilir.
Rûdaw: Milyonlarca izleyicimiz var, binlerce Kürt sizin neden Suriye Kürdistanı’nı (Rojava) ziyaret etmediğinizi sordu. Binlerce Kürt bu soruyu sordu. Neden Rojava’ya gitmediniz?
Annalena Baerbock: Güvenlik durumu nedeniyle, Orta Doğu işleri sorumlusu oradaydı, o bizi özellikle Kürtlerin temsilcisi Mazlum Abdi ile Şara’nın görüşmesinde bilgilendiriyordu.
Ben Dışişleri Bakanı olarak çalışma arkadaşlarımın güvenliğini ve ayrıca benimle seyahat eden gazetecilerin güvenliğini göz önünde bulundurmak zorundayım ve her zaman savaş ve çatışmaların olduğu bir durumda, hiç kimse bu sorumluluğu üstlenmez, ama bir gün belki başka bir konumda orayı ziyaret edebileceğimi ve o çok güzel bölgede o bölgenin insanlarını görmeyi umuyorum.
Rûdaw: Peki, son sorum, New York’a gitmeye karar verdiniz. Birleşmiş Milletler’de göreve başlayacaksınız, neden bu kararı aldınız? Almanya’nın sizin gibi deneyimli bir siyasetçiye ihtiyacı var.
Annalena Baerbock: Malumunuz bu demokrasinin gereğidir, Almanya’daki insanlar diğer partilerin yönetmesine karar verdiler, belki bu diğerleri için de bir örnek teşkil ediyor ve seçimlere saygı gösterilmeli. Oy verenlerin kararları özgürce olmalı ve hayatta her zaman başka istasyonlar vardır, bu röportaj için teşekkür ederim ve şimdi Federal Başbakan’ı karşılamak için gitmek zorundayım.
Rûdaw: Bu röportaj için çok teşekkür ederim. New York’ta başarılar dilerim ve Birleşmiş Milletler’de görüşmek üzere.