MHP Lideri Bahçeli, ”Terörsüz Türkiye kapsamında komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin alemi yoktur; yola çıktık inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız.” ifadelerini kullandı.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.
Bahçeli’nin açıklamasından öne çıkanlar şöyle:
*Siyonist emperyalist ihanet şebekesi ramazan demedi, bayram demedi mukaddes günlerimizi zindana çevirip zehirlemek için her şiddet yolunu denedi.
*Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını bir bir çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz, heyecanlıyız, sonuna kadar da kararlılık içindeyiz. Bir olacağız, beraber olacağız, birlikten güç doğacağını cümle aleme göstereceğiz.
Daha kuvvetli bir devlet gayretimizdir.
*Terörsüz Türkiye hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır. Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin kalıcı ve kapsayıcı ortama kavuşması evvela dayanışmayla, yardımlaşmayla, aynı kıbleye dönmenin mücadelesiyle sağlanacaktır. Artık masumların, çocukların, savunmasız ve sivil halkların katledilmesine tahammül edemiyor, bu zihniyetin son bulmasını temenni ediyoruz. Semalarda füze izi değil hilalin şan ve şerefi hakim olsun. Dünyadaki gelişmeleri doğru okuyan görüş derinliği ile adalet duygusu ile, akıl, sabır ile oluşacak terkip ile çıkacağımız yol bizi süper güç Türkiye’ye taşıyacak.
*MHP ve Cumhur İttifakı olarak öncelikle ülkemize olan sorumluluklarımız kadar İslam toplumlarına ve Türk dünyasına ve ardından bütün insanlığa da ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır ve olacaktır.
*28 Şubat’tan bu yana İran İslam Cumhuriyeti’nin kolay lokma olmadığı anlaşılmıştır. Sınırlarımızın diğer yakasında süregelen savaş göstermiştir ki bir halkı, bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur. İşte bu yüzden Terörsüz Türkiye hedefimizin hem Allah’ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sancağındaki hikmetli aklı olduğu belgelenmiştir. Terörsüz Türkiye hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donakalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor ve davet ediyoruz.
*Türk ile Kürt bozulamayacak kardeşliğin nişanesidir. Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz. Coğrafyalar deprem geçirirken jeopolitik fırtına devleşmişken, savaş ve çatışmalar dönemi hızla tetiklenmişken bize başkasından fayda yok diyeceğiz, onun bunun şeytan planlarına aldırış etmeyeceğiz, bozguncuları güldürmeyeceğiz, birlikte ve beraberce bayrağımızı asla indirtmeyeceğiz. Kimlik siyasetinin sonu yoktur. Etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananı yoktur. Ancak her şeyden önce Türkiye demenin beka düzeyinde önceliği vardır.
*Terörsüz Türkiye kapsamında komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, kırılganlıkları artıracak, sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır.
*Süreci boğmanın aceleye getirmenin alemi yoktur; yola çıktık inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız.
”Terörsüz Türkiye dedik, Allah’ın izniyle başaracağız.”
*İnanıyorum ki bayramın ardından dört başı mamur reformlar aşama aşama hayata geçecektir. Ucuz hesaplara tevessül etmeden, cılız anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır. Türk ile Kürt anca beraber, kanca beraberdir.
*Masum insanların ölümü cinayettir. Kim veya kimler bu cinayete ortaksa insanlık karşısında suçludur. İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. ABD Başkanı’nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail’in ABD’nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir, Amerikan halkına da direkt hakarettir…”












