Bedîrxan Berzencî: Günahkar Bir Kelime; Kurdîstan

Yazarlar

Bu sözcük ne anlama geliyor ve ne zamandan beri kullanılmıştır? Klasik kaynaklarda (Arapça, Farsça, Kürtçe, Çağatayca, Osmanlıca; Latince, Grekçe, İspanyolca, Portekizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Çince, Japonca) ‘Kürdistan’ ifadesiyle hangi bölgeler kast ediliyordu? Osmanlıca resmî ve sivil kaynaklarda geçen ‘Kürdistan’ ile İspanyol kaynaklarında yer bulun  kelime aynı şeyi mi ifade ediyordu?

Sözlüklerde, ansiklopedilerde nasıl tanımlanmış, haritalara ne şekilde yansıtılmıştır?

Aryanice’den türeyen Îranî dillerde ‘-istan’ eki, kelimelere mekan, yer-yurt anlamını vermektedir. ‘Kürd’ ve ‘-istan’ın birleşerek oluşturduğu anlam ‘Kürdlerin yaşadığı yer, yurd, memleket’tir. Bilindiği gibi İslâm tarihinin erken dönemlerinde  (700-1500) İslâm tarihçileri (Arap, Fars, Kürd, Türk, Süryani, Keldani) Kürdlerin yaşadıkları bölgeler için ‘Bilâd’ül-Ekrâd’, ‘Memâlik’ül-Ekrâd’, ‘Manâtik’ül-Ekrâd’ isimlendirmelerini kullanmışlardır.

İslâmî kaynaklarda ilk defa ne zaman, hangi eserde kullanıldığı “Kurdistân” kelimesinin kullanıldığı açıkça belli değildir. Ancak şimdiye kadar tespit edilebilen en eski belge bir şeceredir. Hicrî 400/1009-10 yılında Kızılbaş/Alevi/Şii Kürdler tarafından hazırlanmış olan Arapça ‘Şıx Dilo Belincan/Berxêcan’ şeceresinde, Dersim ve Malatya bölgesi için ‘Kürdistan’ kullanılmış ‘Kürdistan Cemaati’, ‘Kürdistan Aşiretleri’nden söz edilmiştir. Bu şecerenin Sultan Alaeddin Keykubat (1220-1237) zamanında yeniden düzenlenmiş olan versiyonu bugüne kadar ulaşabilmiştir. Ayrıca Abû al-Hasan ‘Alî ibn Ahmed al-Nasawî’nin (1002/3-1075) Tahran Kitâbhâne-i Millî’de (no:492/18) bir mecmua içerisinde yer alan ve İran’daki takvime göre 1354 tarihinde basımı yapılan Farsça “Baznâme” isimli eserinde  “Vilâyet-i Kurdistan (ss:165)” geçmektedir. 

On ikinci asırda yaşayan Ermeni tarihçi Urfalı Matt‘eos Urhayec‘i (ö. 1138 veya 1144) Ermenice “Zamanakagrut‘iwn” isimli yazma eserinde Diyarbakır (Amid) ve Urfa (Sewerak) arasında bulunan bölge için “K‘rdstanac/Kürdistân” tabirini kullanmıştır. Matt‘eos’un aktarımına göre 1032 tarihli Rumca yazışmada, bugün Diyarbakır’ın ilçesi olan Silvan/Farqîn merkezli Merwani egemenliğinin adı Krtasdan/Kurdistan olarak nitelendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki, eserin İngilizce çevirisinde yer bulan sözcük (Kurdastan), Türk Tarih Kurumu tarafından yapılmış olan Türkçe çevirisinde tahrif edildiği için yer bulamamıştır. 1200 tarihli başka bir Ermenice yazma eserde de aynı şekilde “K‘rdstanac/Kürdistân” ibaresi kullanılmıştır (A. S. Mat‘evosyan ‘Hayeren jeragreri hisatakaranner’, V-XII, Erivan 1988). Safevî tarihçilerinden Kadı Ahmed Gaffârî Kazvînî (1514-1567?) 972/1564-5 yılında Farsça olarak yazdığı  “Târîh-i Cihân-ârâ” isimli eserinde (Ali İçer, 2020, ss:19); Osmanlı tarihçilerinden Abdurrahmân Münîb Efendi (ö.1155/1742) de   “Fihris-i Düvel” isimli 1138/1725 tarihli çalışmasında “Zikr-i mülûk-i Benî Mervân” adıyla Mervanî Kürd devleti hakkında bilgi vermişlerdir (Merve Aktaş Ayyıldız, 2024, ss:60). 

Abdurrahmân Münîb Efendi’nin (ö.1155/1742)   “Fihris-i Düvel” isimli 1138/1725 tarihli eserinde  “Zikr-i mülûk-i Benî Mervân” adıyla bahsettiği Mervanî Kürd devleti  (Merve Aktaş Ayyıldız, 2024, ss:22b,23a). 

Şimdiki bilgilerimize göre Batı dillerinde ‘Curdistan’ sözcüğünü geçtiği ilk metin Marco Polo (1254-1324)  ‘Seyahatnâme’sidir. Eserin 1885 yılında yapılan İngilizce çevirisinde ‘Curdistan (ss:73)’ yazımıyla verilmiştir. Bu ilk eserden sonra tarihsel süreçte, Avrupa’da her dilin ses-alfabe yapısı doğrultusunda ‘Coordistan’, ‘Kurdistan’, ‘Khurdistan’, ‘Curdistan’, ‘Curdistano’, ‘Koordistan’, ‘Kurdistân’ yazılmıştır.

Safiyüddin Abdülmümin b. Abdülhak el-Bağdadî’nin (ö.738-739/1338), “Mu‘cemü’l-büldân”daki tarih ve coğrafyaya ait malzemeyi 700/1300–1301 yılında “Merâsid el-ittilâ” adıyla muhtasar hale getirdiği eserinde ‘Kürdistan’ maddesi bulunmaktadır. Reşîdüddîn Fazlullahı Hemedanî’ye (1247-1318) atfedilen ve  1310 yılında yazımı tamamlanan “Câmiü’t-Tevârih”in birçok yerinde coğrafî veya siyasî anlamlarda Kürdistan geçmektedir. Eserin ‘Oğuznâme’ bölümünde, Oğuz’un Kürdistan yoluyla Diyarbakır ve Şam’a harekat ettiği, Kürdistan Dağları’nda üç yıl kaldığı bilgisi mevcuttur. 

Hamdullah Müstevfî (1281-1350) 1329-30’da yazdığı “Târîh-i Güzîde”sinde, hem Hüseyin el-Berzikanî el-Kürdî (ö.959) tarafından 941 yılında Dînawer Sermeç Kalesi merkezli kurulan ve 1015 yılında kadar varlık gösteren ve klasik kaynaklarda ‘Benî Hasanveyh’ olarak bilinen Kürd devletinin üçüncü hükümdarı Bedr Hasanveyh (ö.1014) için ‘Kürdistan Emiri’ sıfatını kullanmak suretiyle ‘Kürdistan’ kavramını siyasal, ki İbn Haldun ‘Tarihi’nde bu devleti ‘el-Ekrad/Kürdlerin Devleti’ olarak tanımlanmıştı, hem de Ahlat-Van bölgesi Kürdlerinden söz ederken de coğrafî anlamda kullanmıştır. Hamdullah Müstevfî (1281-1350) 1340 yılında yazdığı “Nüzhetü’l-Kulub” isimli çalışmasında ise, Kürdistan olarak anmış olduğu bölgenin sınırlarını; Irak-ı Arab, Huzistan, Irak-ı Acem, Azerbaycan ve Diyar-bekr olarak göstermiş, şehirlerini de şu şekilde saymıştır: Alâni, Alişter, Heftilan, Dinaver, Şehr-i Zor, Kirmanşah, Küngür, Maydeşt, Hersîn, Vestan. 

Abû al-Hasan ‘Alî ibn Ahmed al-Nasawî’nin (1002/3-1075)  Farsça “Baznâme” isimli eserinde  “Vilâyet-i Kurdistan (ss:165)” ifadesinin geçtiği kısım.  

İlhanlı Devleti döneminde (1256-1353) Abdullah ibn Kiyâ el-Mazenderânî’nin 1363 yılında Farsça olarak telif ettiği “Risale-i Felekiyy” isimli eserinde ise Kürdistan diye adlandırılan bölge, Ferideddin Şîrazî uhdesine olup Kulgar-ı Büzürk, Kulgar-ı Kuçek, Ahemgeran, Şahr-i Zor, Ekradü’t-Dağ, Ekrad-ı Ahlat, Çamçamal, Helvan, Kasr-ı Şirin, Cakakavân, Derbend, Tak-ı Gerger, Şebdîz ve Hanikin şehirlerini kapsamaktadır.

Timur’un bürokratı olarak da 1390’larda görev yapan Sultaniyeli Johannes’in (Johannes de Sulthanieh, ö. 1412?) Latince ‘Libellus (Brevis) de Notitia Orbis (Dünya Bilgisine İlişkin Kitapçık)’ adlı eserinde Curdistan/Kürdistan’ı şu şekilde tanıtılmıştır: “Medya veya Partya’nın bir kısmı olarak İran’ın güneyinde Kürdistan bulunur. Büyük bir ülkedir. Kendilerine özgü dilleri Farsça’ya çok benzer, bazıları da Ermenice konuşurlar. Bunlardan çoğu Ermeni ve Süryani Hıristiyanlığını benimsemişlerdir. Burada ayrıca bizim Katoliklerimiz ve kardeşlerimiz de bulunmaktadırlar.”

İtalyan Josephat Barbaro (1413-1494) gezi içerikli eserinde, Akdeniz kıyısında bulunan ‘Silifke’den söz ederken,  ‘Kürdistan (Corcheftan, 1543, s:30; İngilizce: 1873, Corthestan, ss:46)’a değinmiştir. Sema Sertkaya’nın İtalyanca’dan Türkçe’ye yaptığı çeviriyi aynen alıntılıyoruz:“Curcho’dan ayrılıp kuzeybatıya doğru on mil uzaklıkta dağın tepesine kurulmuş Silifke şehri bulunuyor. Bu şehrin altından Curcho yakınlarında denize dökülen Brenta büyüklüğünde bir nehir akıyor. Bu tepenin yakınında bizim Verona’daki gibi bir tiyatro var, tek parça büyük sütunlarla çevrelenmiş ve etrafında basamaklar var. (…) Bu şehir Küçük Ermenistan’dadır, kendi dillerinde Kürdistan dedikleri Toros Dağları’na kadar uzanmaktadır. (2016, ss:291)”.

Sadıq İsfahanî’nin (1610-1650) 17. yüzyılda hazırladığı coğrafya eserinin, William Sir Ouseley (1767-1842) tarafından 1832 yılında yapılan İngilizce baskısına baktığımızda Kurdistan’ın Huzistan, Irak, Diyarbakır ve Azerbaycan’la çevrili olduğunu ve Dinawer, Şarezor, Kirman Şahan, Behar, Sultanabad, Çemçemal ve diğer şehirleri kapsadığını görüyoruz. 

Safevî tarihçilerinden Ahmed b. Muhammed Gaffâr-i Kâşânî/Kazvinî (1494-1567), “Tarih-i Nigaristân/Nüseh-i Cihân-ârâ”sında, 1500’lerde İran’da mevcut olan ‘Kürdistan Eyaleti’nden söz etmiştir. Ayrıca Safevi hükümdarı I. Şah Tahmasp’ın (1514-1576) 1535 yılındaki ‘Emirnâme’sinde, bugünkü Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri kast edilerek “Kürdistan”da bulunan beylerin, vekillerin, komutanların Bitlis Miri III. Şemseddin’i Beylerbeyi kabul edip itaat etmeleri istenilmiştir. 

1400’den sonra örnekleri verilmeye başlanan resmî veya sivil Osmanlı kaynaklarında coğrafî ve siyasî anlamlarda ‘Kürdistan(lar)’ yer verilmiştir. Yine aynı şekilde Batılılar tarafından Osmanlı’nın devlet yapısına dair yazılan eserlerde bu durumu görmek mümkündür. 1514 Çaldıran savaşından sonra Osmanlı ve Ümera-yi Ekrâd/Kürdistan arasında dönemin kesişen çıkar ortaklığıyla pekişen iyi ilişkiler Kürd coğrafyasının 1/3’lik kısmının Osmanlı’ya dahiliyle sonuçlanmıştır. Bu durumun neticesinde ilk etapta 1515’te Dîyarbekîr, 1548’de Van Beylerbeyliği kurulmuş; Kürd Ümerası (Kürt Nüfusu) ilk başta bu iki eyalet biriminin bünyesinde, zamanla Osmanlı sınırlarının genişlemesiyle de Halep, Rakka, Şehrêzor, Bağdad, Ezrurum, Sîvas, Hemedan beylerbeyliklerine varlık göstermişlerdir. ‘Eyalet-i Kürdistan’, ‘Ümera-i Kürdistan’, ‘Vilayet-i Kürdistan-ı Diyarbekir’ gibi bir takım adlarla listelere dahil edilen Kürt Mirlikleri, 1800’den itibaren zararlı görülerek ortadan kaldırılmışlardır. 

Nejat Göyünç’e göre muhtemelen 1526 yılında yazılan (Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, D. 5246) Osmanlı’nın idarî yapısına dair bilgilerin bulunduğu defterde ise “Vilâyet-i Kürdistân” başlığı altında Kürd mirlerinin denetiminde olan  şu bölgelere yer verilmiştir: Hısn-ı Keyfa, Eğil, Zerîkî, Cezîre, Çermik, Çemişgezek, Hizân, Sason, Palu, Çapakçur, Sincâr, Atak, Çermik, Hizo, Sorân, ‘İmâdiye, Eyâlet-i Mîr Zâhid veled-i İzzeddîn Şîr.

Türk araştırmacılar tarafından neredeyse ‘Kutsal Kitap’ muamelesi gösterilen “Dede Korkut Hikayeleri”nin 16.yy.ın ikinci yarısında Safevi hakimiyetindeki Îran/Azerbaycan sahasında yazılmış olan Günbet Yazması’nda hem ‘Kürd (Kürd êli, ss:17b)’ hem de ‘Kurdistan (Kürdistanung böyügi, 13b) kullanıldığı görülmektedir (Sara Behzad, 2019, ss:212, 215). 

İlk modern atlas olarak kabul edilen Abraham Ortelius’un (1527-1598) 1570 tarihli “Theatrum Orbis Terrarum/Dünya Sahnesi Görünümü” isimli eseri ile Martin Waldseemüller (1470-1520), Sebastian Münster (1489-1552), Gerardus Mercator (1512-1594), Williem Janszoom Blaeu (1571-1638) ve oğul Johannes Blaeu (1596-1673), Christopher Saxton (1542-1610), John Speed (1552-1629), Henricus Hondius (1587-1638), Jan Jansson (1588-1664),  Nicolas Sanson (1600-1667), Jean Baptiste Bourguignon d’Anville (1697-1782) gibi şahsiyetlerin hazırladıkları atlaslarda Curdistan/Courdistan/Kurdistan/Kourdistan bulunmaktadır. 

Kaşgarlı Mahmud’un (1008-1085) “Divanü Lugati’t-Türk” isimli kitabında yer alan ‘Dünya Haritası’ndaki ‘Arzü’l-Ekrâd/Kürdlerin Toprağı’, 1072-4.

Hamdullah Müstevfî’nin (1281-1349) “Nüzhetü’l-Qulub (y.1340)” isimli kitabının yazma bir nüshasında yer alan Dünya Haritası’nda ‘Kurdıstân (ﻛﺮﺪﺴﺘﺎﻦ)’.

Gelibolulu Mustafa Âlî’nin (1541-1600) ‘Dünya Haritası’ında ‘Kurdıstân (ﻛﺮﺪﺴﺘﺎﻦ)’.

Zekeriyya Qazwînî’nin (1203-1283) “Acaibü’l-Mahlukat” isimli eserinin 973/1565-6 tarihli yazma bir nüshasında yer alan Dünya Haritası’nda ‘Kurdıstan’. 

  1. yüzyılda hazırlanan Farsça dünya haritasında ‘Kürdistan’.

Şerefxan torunlarından Abdal Bey’in oğlu Şeref Han’ın isteği üzerine, katibi Muhammed b. Ahmed Bey tarafından 1080/1669 yılında Osmanlıca’ya çevrilmiş olan Târix-i Xulasa-yi Ekrâd/Şerefname’nin Milli Kütüphane’de (no:34 AE 364) bulunan yazmanın sonunda yer alan ve Ali Emiri tarafından yazıldığı düşünülen ‘Kürdistan’ haritasında, ‘Osmanlı’ ve ‘İran’ Kürdistan’larının sınırları kesik çizgilerle verilmiştir.

Kâtip Çelebi’nin (1608-1658) “Cihânnümâ”sının 1145/1732-3 tarihli baskısında “Kurdistan (ss:449-451)”.

Ebû Bekr Feyzî b. Seyyid Abd er-Rahmân tarafından Osmanlı coğrafyasına yönelik 1861 yılında yazıldığı sanılan “Hulâsa-i Ahvâl-i Buldan fî Memaliki Devlet-i Al-i Osmân (Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi, 06 Hk 782)” isimli eserinde, eyaletler/livalar/sancaklar/kazalar/iklimler anlatılırken (Şahrezor, Van, Erzurum, Musul, Diyarbakır, Elaziz, Halep) Kürdlere ve Kürdistan coğrafyasına değinilmiştir. (Eyalet-i Diyarbekir, ss:101).

İran Safevi ordusunun 1536 dolayında Van iline yaptığı akınların anlatıldığı Farsça kitapta ‘Kurdistan’ ifadesi. 

 

İlginizi Çekebilir

Ronî Yıldırım: Jinên Kurd…
Amed Mardin: Kürt Diasporasının Tarihsel Sorumluluğu; Yalnızlıktan Stratejik Güce

Öne Çıkanlar