Bedîrxan Berzencî: Kadim Kürd Coğrafyası

Yazarlar

Kürdlerin Med (m.ö.2100-m.ö. 550) ve Ahameniş Kürd-Fars İmparatorluğu (m.ö. 550-m.ö. 330) sonrasında görünür bir biçimde egemenliklerini kaybetmeleri ve akabinde Kürdler üzerinde egemenlik kuran milletlerin, Kürdlere karşı uyguladıkları asimilasyon hatta faşizan uygulamalar, ki bu uygulamalar sadece 1800 sonrası değil,  bir dönem Kürdistan ana kıtasına dahil olan bölgelerin zamanla koparılmasına neden olmuştur. Bugün Türkiye, Irak, İran, Suriye, Azerbaycan ve Ermenistan arasında bulunan saha, Kürdlerin zihninde Kürdistan ana kıtası olarak yer edinmiş olsa da, M.Ö.4.000-1000 arasındaki Kürdistan bugünkü Kürdistan’ın en az üç katı büyük bir coğrafyaya tekabül ediyordu. Bu coğrafya Doğu’dan Batı’ya Kabil’den Konya’ya, kuzeyden güneye Hazar Denizi’nden Basra Kürfezi’ne, Xorasan’dan Şam’a ve Belucistan’a uzanmaktaydı. 

Selahaddin Eyyubî/el-Kurdî döneminde (12/13.yy) Kürdlerin gönüllü bir şekilde Mısır, Sudan, Ürdün, İsrail ve Lübnan’a yerleşmeleri de olmuştur. Emir Timur ise, yararlanma düşüncesiyle 14. yüzyılda birçok Kürd alimini (mimar, sanatçı, edebiyatı) Kürdistan’dan Şehrisabz’a/Özbekistan’a götürmüştür. Ayrıca Kürdlerin Fars, Grek, Ermeni, Arap ve  Türk egemenliği altına geçmesinden sonra, birçok kez göçertme ve sürgün politikalarından dolayı başka coğrafyalar da göründükleri olmuştur. Balkanlar’da, Polonya’da, Kazakistan’da, Hindistan’da  bulunmaları bu yüzdendir.

Gerek Doğu ve Batı kaynaklarda, gerekse Kürd kaynaklarında bariz bir şekilde Kürdlerin özerkliğine denk gelen ‘Kürdistan Eyaletine/lerine’, gerekse Kürdlerin yaşadıkları ‘Ana Torpraklar’ı gösteren ve onlara ait olduğu imasını taşıyan ‘Kürdistan’ coğrafyasına dair bilgiler bulunmaktadır.

Kürdistan(lar)’ın coğrafi ve siyasi sınırları, bölgede seyahatler yapan şahsiyetlerin gezdiği bölge veya edindiği bilgilere göre olmuştur. Doğu ve Batı kaynaklarındaki bilgiler, eş zamanlı ve ard zamanlı, toplandığında sınırları İsfehan’dan Sivas’a, Kars’tan Kızıl Deniz’e uzanan coğrafî ve Osmanlı ile Safevi devletlerinde siyasî olarak  Xorasan’da, Belucistan’da; Sine’de, Bidlis’te bulunan farklı ‘eyalet’ Kürdistan’larına rastlanmaktadır. 

Kürd Şehirleri, Kürdlerin Yaşadığı Yerler:

İbn Hurdazbih (820-912) 886 tarihinde telif ettiği ‘el-Mesâlik ve’l-Memâlik’ adlı kitabında; ‘Ceyhun Nehri Tübbeb dağlarından çıkmaktadır. Bu nehir Belh ve Tirmiz’de Kürdlerin bulunduğu Husâsek, Amul, Harâmirî, Firber ve Harezm gibi şehir ve köylerden geçer ve Cercân denizi ile Kurden gölüne dökülür.’ ifadelerini kullanmış ve Xorasan’da bulunan yedi Kürd köyünden söz etmiştir. İbn Hurdazbih, İran bölgesinde Kürtlerin yaşadığı bölgeye ‘Zemmûm/زموم’ denildiğini ve söz konusu bölgenin Hasan b. Cîluyye (Bâzencân), Erdâ b. Cânâh, Kasım b. Şehraberâz (Kuveriyân) ve Hasan b. Salih (Sûrân) gibi kısımlardan oluştuğunu söyler.
Mesûdî (896 – 956) ‘Murûc ez-Zeheb ve Ma’âdin el-Cevâhir/Altın Bozkırlar ve Cevher Madenleri’ namındaki eserinde, Kürtlerin yerleşim alanlarını da şu şekilde sıralamıştır: Fars, Kirman, Sicistan, Horasan’da Rumumular, İsfahan, Cibal (özellikle Mah Kufe, Mah Basra, Mah Sabazan, Hamedan, Şahrizur ve ona bağlı olan Darabad ve Şamgan (Zimkan), Baylakan, Bab al Sugur (Kilikya tarafındaki kale hattı), Azerbaycan’ın ve Ermenistan’ın bazı bölgeleri. Onuncu  asırda İran’ın doğu ve kuzey coğrafyalarını gezme imkanı bulan Arap şair ve seyyah Ebu Dülef Mis’ar (ö.390/1000?) ‘İran Sefernames’sinde Kürtlerin Hazbanî, Sermaç, Şehr-i Zor’da yaşadıklarını söylemiştir. Nasır Xosro 11. asırda yazdığı ‘Sefername (Avesta, 2016)’de, 1046 yılında Kürdistan’ın Muradiye, Van, Vestan, Ahlat, Bitlis, Kıf Onzor Kalesi, Erzen, Amed, Diyarbekir, Harran, Kızıl, Suruç, Menbiç, Halep yerleşim yerlerini gezmiş, Mayafarqin’deki Merwani Kürd Devleti’nin ihtişamlı adaletinden övgüyle söz etmiştir. 

Ya‘kûbî (ö.292/905), 278/891 yılında tamamladığı ‘Târihu’l-Ya‘ûbî’sinde Kürtlerin yoğun bir şekilde yaşadığı yerlerden birisi olarak da İsfahan’a bağlı Fehmen, Beran, Mirabin ve Kamidan kasabalarını ve Hulvan’ı göstermiştir.

İbn Hewqal (ö. 988), 977 yılında yazdığı ‘Siretül Erz’  isimli eserinde, Fars’taki Remum bölgesinin Kürtler’e ait olduğunu ve buranın Rem-i Cîleveye (Remîcân), Rem-i Mâzencân (Rem-i Şehriyâr), Rem-i Eldivan (Hüseyin b. Salih), Rem-i el-Levâlicân (Ahmed b.el- Leys), Rem-i el-Kâryân gibi kısımlardan müteşekkil olduğunu ve Ceziretü’l-Arab mülhakatatında yer alan Musul ve çevresini anlatırken bölgede yoğun bir Kürt nüfusundan bahsederek Hakkâriyye, Celîliyye, Hamidiyye ve Lâveyye adında dört büyük Kürt kabilenin yaşadığını ve Kürtlerin burada birçok hane tuttuklarını belirtir. Hatta ilginç bir kayıtta daha bulunarak Musul şehrinin içinde bir ‘Kürt Çarşısı/سوق اكراد’ bulunduğunu kaydeder. Ayrıca kitabın çeşitli kısımlarında Kürtlerin yaşadıkları yerler hakkında kısa da olsa önemli kayıtlarda bulunmuştur.

Makdisî (ö.991), ‘Ahsen el-Tekasîm’inde, İran’ın batı kısmını anlatırken dağlık bölgede Kürt varlığına dair kayıtlar verir ve burada Rem-i Ekrâd’tan bahseder. Bunun yanında Fars bölgesini anlatırken burada Kürt gruplarının üzerinde durarak bunların el-Kirmâniyye, el-Râmâniyye, el- Sağlebiyye, el-Bendâmehriyye, el-Sabâhiyye, el-Eshâkiyye, el-Ederkaniyye, el-Seherkeyye, el- Tahmâdheniyye, el-Zabâdiyye, el-Şehrûyye, el-Meherkiyye, el-Bundâkiyye, el-Hasrûyye, el- Zenceyye, el-Saferiyye, el-Mubârekiyye, el-Estâmheriyye, el-Şâhûniyye, el-Fırâtiyye, el-Selmûniyye, el-Seyriyye, el-Ezâd-dahteyye, el-Mutlebiyye, el-Memâliyye, el-Şâkâniyye, el-Celîliyye olduğunu ve her birinin beş yüz bin evden müteşekkil olduğunu söyler. Ayrıca ellerinde bir zamanlar beş bin kalenin olduğunu ve yaşadıkları yerlerin beş büyük gruptan oluştuğunu ve bunların da Rem Ahmed b. Sâlih (Bâldivân), Rem Şehriyâr (Rem Bazencân), İsfafan’a bağlı Kum nahiyesi, Rem Ahmed b. Hasan (Rem el-Kâriyân), Rem Erdeşîrhirre olduğunu kaydeder (Makdisî, s.377, 408, 435, 446–447). 

On birinci asır müverrihlerinden İbn Abdülaziz el-Endülisî (ö.1088) ve Makrîzî (ö.1442), kendi devirlerinde Mısır’ın halkı arasında Kürtlerin ismini de zikrederler (İbnü’l-Abdülaziz el-Endülisî, Mısır Risâlesi, Ortaçağ Tarih ve Medeniyetine Dair Çeviriler, Çev. Abdülhalik Bakır, Ankara 2008, s.248; Makrizî, el-Hıttat, II, s.14). 

İdrisî (1100-1166); ‘Nüzetü’l-müştak fi İhtira fed-afak’ta, Kürdlerin yaşadığı yerler el-Cezîre topraklarının çoğu, Ermeniyeve Azerbaycan’ın bir kısım toprakları, Pehlevi ülkesinden Dicle ve Fırat arasında yer alan el-Cezîre ve el-Cebel’e bağlı tüm şehirlerdir. Rakka, Makısin, Sincar, Musul, Beled, Cezîretü İbn Ömer, Berkaîd, Erzeme, Nusaybin, Re’s ‘Ayn, Mardin, Ruha, Harran, Suruç, Ceryan, Cırnis, Tanzâ, Hınnî, Âmid, Ninova, Fisabur, Kardey, Bazebdâ, Me‘lesiya, Suku’l-ehad, el-Hadise ve Sınn el-Cezîreye, Deskire, Hanıkin, Kasr-ı Şirin, Sirevan, Simera, Kırmısin, Deynor, Zevzan, Kerh ve Dunbavend el-Cebele bağlı bulunan şehirlerdir. Rey, Esbehan, Hemedan, Nehavend, Mıhricankızık, Masebazan, Kazvin ve Madinat el-Mübareke Pehlevi ülkesi, Merend, Berzea, Cenze, Selmas ve Hoy Ermeniye ülkesine bağlı şehirlerdir. Dicle ve Fırat arasında yer alan el-Cezîre Diyar Rabia ile Diyar Mudar’ı kapsar. Bütün bu şehirler dördüncü iklimin altıncı kısmında yer almaktadır.

Yâkût el-Hamevî (1179-1229) ‘Mu‘emü’l-büldan (y.1224-8)’da belirtildiğine göre, Kürdler esas olarak el-Cezire, Cibal, Ermeniye ve Azerbaycan’da, tali olarak da Faris, Kirman, Horasan ve Hûzistan’da yaşamaktadırlar. Müellif Azerbaycan bölgesini anlatırken burada el-Belâscân, Seblân, Meyânrûdân, Şeyz ve Zefen’de Kürt varlığından bahseder. Bunun dışında Zozan’a bağlı Beşir’de Belûs adında Fars ve Kirmân arasındaki bir Kürt dağında, Hemadân’a bağlı Cûzkân’da, Deşt isminde İsfahan’a bağlı bir köyde, Huzistan bölgesine bağlı Duru’l-Rasî’de, Fars bölgesinde yer alan Dikdân adında bir yerdeki Remu’l-Kâryân’da, Ermenistan ve Ahlat ile Diyar-ı Bekr ve Musul arasında kalan Zozân bölgesinde, Hemadân ile Huzistân arasındaki Sermâc kalesinde, Hemadân’a nağlı Sîser’de, Nihavend yakınlarındaki Silmâh kalesinde, Hemedan ile Erbil arasında yer alan Şehruzûr bölgesinin tümünde, Erzen’e bağlı ‘Alûs’ta, Fars (İran) bölgesinde, Hemedân’a yakın Ferhân’da, Ceziretu’l-İbn Ömer (Cizre) bağlı Fenek Kalesi’nde, Kufs’ta, İsfahân ile Hûzistân arasında yer alan Lur’da yaşadıklarını söyler. Bunun yanında Yakut el-Hamavî verdiği bu dağınık kayıtların dışında tıpkı İbn Hurdazbih’ın verdiği ve Fars bölgesinde beş kısma ayırdığı Remûm adında Kürtlerin yaşadığı bir mahalden bahseder. Söz konusu bölgeler içinde Rem el-Hasan Cîleveye (Rem Bâzencân), Rem Erdam b. Cevânâ, Rem Kâsım b.Şehriyâr (el-Kûryân), Rem el-Hasan b. Sâlih (Rem el-Sûrân), Rem el-Ekrad, Rem Ahmed b. Sâlih (Zîzân ), Rem Cîleveye (Zenîcân), Rem Ceyl, Rem Zeyhân Ahmed b. el-Leys, Rem Kâyrân olduğunu kaydeder.

Ebu’l-Fida (ö.1331) ‘Takvimu’l-Büldan (y.1316-21)’da Musul bölgesini anlatırken burada yaşayan Kürtlerin varlığını zikreder. Ayrıca söz konusu müellif Huzistan ve Kirman bölgelerini ele alırken söz konusu yerde yoğun bir Kürt nüfusunun olduğu ve Kirman ile Fars arasındaki bölgeye ‘Cebelü’l-Ekrâd/ لللاكراد جبل’ denildiğini belirtir. Ebu’l-Fida, Kürtler hakkında dağınık verdiği bu bilgilerden sonra Kürdistan bölgesinin batı kısmına karşılık gelen alana ‘Biladu’l-Cebel/بلادالجبل’ adı altında bir başlık atarak söz konusu bölgeyi uzun uzun anlatır ve önemli şehirleri olarak da Erbil, Şehrizûr, Kasr-ı Şîrîn, Samîre, Karmîsîn (Kirmanşâh), Dînur, Sîrvân, Mâsbezân, Kasr-ı Sûs, Sehrverd, Esdâbâz, Zencân,Nihâven, Hemedân, Bervecerd, Ebher, Sâve, Kazvîn, Âv, Cerbâzkân, Kum, Eltâlkân, Kâşân, Cebel-i Dinbâvend, Rey, Esbahân (İsfahan), Gurc Ebi Dulef, Erdistan ve Hˇar’i gösterir.

Şahabeddin el-Ömeri (1301-1349) ‘Mesalik el-Abşar’ adlı yapıtında Kürtlerin Irak, el-Diyar el-Arab, Suriye ve Yemen’de yaşadığını ve Hemedan’dan (el-Cibal) başlayıp Kilikya’ya (bilad el-Tekfur) uzanan dağlı bir ülkede aşiretler şeklinde dağılmış olduğunu not etmektedir.

1403 tarihinde İspanya kralı tarafından Timur’a gönderilen Ruy Gonzàles de Clavijo, Nişabur yakınlarında göçebe bir şekilde siyah çadırlarda yaşayan Elavari Kürtlerinden 400 çadır ailenin yaşadığını, ellerinde yüksek miktarda hayvan bulunduğunu ve sadece develerin sayısının 20.000 olduğunu söyler. Ayrıca vergi olarak senelik Timur’a 3.000 deve, 15.000 koyun verdiklerini, Timur’un da bunun karşılığında kendilerinin serbest bir şekilde dolaşmalarına izin verdiği belirtir (Ruy Gonzàles de Clavijo, Anadolu, Orta Asya ve Timur, Çev.Ömer Rıza Doğrul, İstanbul 1993, s.115)

Dîneverî (828-896), antik döneme dair verdiği bilgilerde Fars bölgesindeki Kürt varlığını destekleyen bir takım kayıtlar vermiştir. Gazneliler devri tarihçilerinden Utbî (961-1040) de eserinde aynı bölgedeki Kürt varlığı ile ilgili dağınık ama önemli bilgiler verir. Bir diğer tarihçimiz olan İbn İsfendiyâr (ö.1216?), Taberistan bölgesini anlattığı eserinde de bölgedeki Kürt varlığından sık sık bahseder. Bunun yanında Dımaşkî (ö.1327) de yine bu konuya değinir ve Musul civarında yoğun bir Kürt varlığından bahseder. İbni Bîbî (ö.1272) ve İbn Haldûn (ö.1406), Horasan bölgesi hakkında bir kayıt verirken burada Farsça Kürt Dağları anlamına gelen ‘Kurd-Kûh/كردكوه’ isminde bir yerden bahsederler ki şüphesiz burası Arap kaynaklarının bahsettiği Cebelü’l-Ekrâd ile aynı yerdir.  Reşîdu’d-dîn, el-Yûsufî ve İbn Haldûn da tıpkı Ebu’l- Fida’da olduğu gibi söz konusu bölgeyi Cebelü’l-Ekrâd olarak tesmiye ederler. Ebubekir Zâhirî, İran bölgesini anlatırken Kürtlerin yaşadığı bölgeye ait bir başlık açar ve Kürtlerin yaşadığı bölge için ‘Biladu’l-Kûrd /الكورد بلاد’ tabirini kullanarak yaşadıkları şehirlerden biri olarak ‘Cacil/جاجل’ ve kasabaları ile Deylem’i göstermiştir. İbn Fâkih (ö.9/10.yy) de aynı tabiri kullanarak, ‘Kitâbü’l-Büldân’da, Kürtlerin yaşadığı yerler için ‘Biladu’l-Ekrad’ ismini zikretmiş, bunun yanında İbn Hurdazbih’e dayanarak Kürt gruplarından bahsederken yaşadıkları yerleri Bazincan ve Havencan bölgesi olarak ikiye ayırmıştır.

Cebelü’l-Ekrâd hakkında ise en geniş bilgiyi Kalkaşandî (ö.1418) vermiştir. Bunun yanında aynı müellif Kürdistan bölgesinin ismini zikretmeden söz konusu bölgeyi ‘Biladu’l-Cebel/بلادالجبل’ olarak dördüncü iklim kuşağında göstermiştir. Kürtlerin burada yaşadıkları yerlerin sayısının da yirmi yer olduğunu bildirerek buraların Diyâveşt,  Derântek (?), Dânterek ve Nihâvend ile Şehruzur’un yakınındaki yerler, Becâber, Şehruzur’un nahiyeleri, Şehruzur ile Azerbaycan arasındaki yerler, Biskâd, Kerkâr, Derbend-i Karâyer, Kerhîn ve Dakuku’n-Nâke, Erbil, Mâzencân, Şeğlâbâd ile Huftiyân, Mâzkir ve Ristâk, Cûlmerk, Merguvân, Kevârdât, Dinâr, İmadiye ile Harun Kalesi, Kameraniye ve Kehf Davud olduğunu söyler. Kürtlerin dağınık olarak yaşadıkları yerleri de yirmi beş olduğunu kaydederek isimleri olarak da Bercû, Belhîse, Keremlîs, Endeşt, Herdekîl, Sekrâk, Kablîs, Cermûk, Şenkûs, Behermân, Hısn-ı Arrân, Sûnc, Ekerîsâ, Yezârkerd, el-Zâb, el-Zeytiye, el-Derbendâtü’l-‘Irâbliye, Kalağatü’l-Cebeleyn, Seydkân, Sahib-i Râmâdan, Şağbâniyye, Nemeriye, Hamidiye ve Kezelîk olarak vermiştir.

Muhammed b. Muhammed el-Hüseynî ez-Zebîdi, (ö.1205/1791), 1700’lerde yazmış olduğu Arapça-Arapça ‘Tâcu’l-‘Arûs’ sözlüğünde Bâriz, el-Buhtiyye, Beşneviyye, Câvân, Celâl, Cevrekân, Dunbul, Hazer, Kûrân, Nuğâî, Surunc, et-Tevbiyye ve Zûmân gibi Kürt  aşiretlerinin yaşadığı yerler arasında ‘Allûs, Âtîl, Bâz el-Hamrâ, Dahlân, Düneyser/Qoser/Qızıltepe, Erbil, Fenek, İmâdiyye, Hakkari, Lîr, Şehrezor, Vestân/Van Gevaş bölgeleri gösterilmiştir.

Mehmed Hurşîd Paşa’nın ‘Seyâhatnâme-i Hudûd (Takvimhâne-i Âmire,1277/1860.  Haz: Alâattin Eser, Simurg Yayınları, 1997, 399 s.)’ ve ‘Tahdid-i Hudûd-ı İraniyye (İstanbul, Mahmud Bey Matbaası, 1300/1883)’ eserleri ile Derviş Paşa’nın ‘Tahdid-i Hudûd-ı İraniyye’ye dair lâyiha (Matbaa-i Âmire, 1286/1870, 2. Baskı: Ahmed İhsan Matbaası, 1321/1903)’ ve İranlı Mirza Seyyid Ca’fer Han/Müşir-id Devle’nin ‘Risâle-i Tahkikat-ı Ser-haddîye (h.1348, 244 s.)’ isimli eserleri, 1848-52 yılları arasında Erzurum’dan Basra Körfezi’ne yaptıkları gezi sonucunda oluşturulmuş Kürdistan yerleşmelerine dair en fazla bilginin bulunduğu çalışmalardır. Bu eserler Orta Kürdistan hakkında, yerleşik ve göçebe Kürdlere dair çok önemli ve ayrıntılı bilgileri barındırmaktadır.  

Kürdistan Dışı Kürd Yerleşimleri

Şikârî; Türkmen ve Moğol beylerince kurulan Eretna beyliğinin 14’üncü yüzyılın ortalarında Kürd Hacı Bahadır’ın eline geçtiğini, oğlu Menteşe ile beraber Ermenek, Mut, Gülnar ve Mara Kalesi’nin ele geçirilmesinde rollerinin olduğunu ve Moğol, Oğuz, Türkmen beyleriyle Ankara’ya saldırdıklarını not etmektedir. Muzaffer Arıkan’ın h.867/m.1463 tarihli Ankara Tahrir Defteri (İstanbul Başbakanlık Arşivi) üzerinde yaptığı araştırmaya göre, Ankara’nın Yabanabad/Kızılcahamam ilçesinde ‘Kürdler’ isimli bir köye rastlanmaktadır (Doktora Tezi, Ankara, 1958). Emine Erdoğan’ın doktora çalışmasında da Ankara’da 1523 yılında Kürd; 1571, 1785-1840, 1891 yıllarında da ‘Kürd-ı Zimmî’ mahallesinin bulunduğu ortaya çıkmaktadır (Doktora Tezi, Ankara, 2004:55). 

Frederich Giese’nin 1922 yılında yayınladığı ‘Anonim Tevârih-i Al-i Osman (15.yy)’ kitabına  göre, Kürdler Timur zamanında Balkanlara/Rumeli’ye göç etmiş/ettirilmiştir. Takvim-i Vekâyî’nin 1836 tarihli 123’üncü sayısından Sivas Valisi Reşid Mehmed Paşa’nın Kürdistan’da başkaldıran bazı Kürd aşiretlerini Balkanlara iskana gönderdiğine dair haber yer almıştır. George William Frderick Howard’in (1802-1864) 1854 yılında Londra’da yayınlanan ‘Diary in Greek and Turkish water/Türk Sularında Seyahat (İstanbul, 1978)’ isimli kitabında da Mr. Glynn’in Varna ve Şumnu’da ‘hiçbir ateşli silahı olmayan ve ellerinde ok ile yayların bulunduğu Kürdleri’ gördüğü yazılıdır. 

Sivas Kazası’na dair 890/1485 yılına ait Tahrir Defteri’nde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi 19 Numaralı) ‘Karye-i  Çat Kürd’ bulunmaktadır. Bu tahrir defterinde Kürd isimli şahsiyeler ve bölge adları bulunmaktadır.  Osmanlı’nın 1288-1514 yılları arasındaki tarihinin konu edinildiği ve 950/1514 yılında yazımının tamamlandığı düşünülen anonim ‘Tevârih-i Âl-i Osman’ kitabında Yıldırım Han’ın ‘Düvregi Kürdlerden aldı’ğı kaydı mevcuttur. 16. yüzyılın sonlarında yazıldığı düşünülen, başka bir ‘Tevârih-i Âl-i Osman (Kapsam:1300-1487)’da da Yıldırım Bayezid tarafından ‘Kürd bilâdından Divrig ve Darende ve Kemah zabt olundı’ notu vardır (Cihan Çimen, 2006:43). 1891 yılında E. Leroux, ‘La Turquie d’Asie’ kitabında, Divriğ’in Kürd mirlerinin elinden Osmanlı’ya geçtikten sonra artık eski canlılığını muhafaza edemediğini ve viraneye döndüğünü yazmıştır.  Ali Nüzhet’in mekatib-i ibtidaiyede tedris edilmek üzere 1325/1909 hazırladığı ‘Yeni Küçük Osmanlı Tarihi’ isimli ders kitabında, ‘Yıldırım Han’ın  ‘Kürtlerden Erzincan’ı zapt (ss:14)’ ettiği şeklinde bilgi bulunmaktadır. 

Trabzon’da (1830–1837) İngiliz konsolosluğu görevini yapan J. Brant, 1835 yılında Trabzon’un nüfusunu 25-30,000 (Müslümanlar % 80, Rumlar % 13, Ermeniler % 6,3) olarak verip burada Kürdlerin de bulunduğunu yazmaktadır. 

Kürd Nüfusu:

Sir H.C. Rawlison’un 1888 yılında ‘Encyclopaedia Britanica’de yer ‘Kurdistan (New York, Henry G. Allen and Company Publishers, C:14, ss:155-160)’ maddesinde; Kürdlerin Osmanlı (Turkey) sınırları içerisinde 1.500.000, İran (Persian) sınırları içerisinde de 750.000 olmak üzere toplam 2. 250.000 nüfusa sahip olduğu belirtilmektedir. 1892 tarihli ‘Du Caucase au Golfe Persıque a Travers L’arménıe, le Kurdistan et la Mésopotmıe (Washington, 1892)’ isimli eserin 373 sayasında E. Reclus’tan yararlanılarak Kürd nüfusu şu şekilde verilmiştir (Tablo):

Bölgeler Kürd Nüfusu
1 Kurdistan turc et Asie Mineure (Osmanlı Kürdistanı) 1, 300,000
2 Perse (İran Kürdistanı) 500, 000
3 Afghanistan et Beloutchistan (Afganistan ve Belucistan) 5, 000
4 Transcaucasie russe (Rusya) 13, 000
Toplam 1, 818, 000

 

  1. Xıémènz’in 1895 yılında yayınladığı ‘Kurds and Armenians (London)’ kitapçığında Kürd nüfusu toplamda 1.645.280 olarak verilmiştir (Tablo).  Evdirrehman Bedîrxan’ın (1868-1936) Kürdistan (1898-1902) gazetesinin 24. sayısında yer alan ‘Kürdistan ve Kürdler (1316/1900)’ başlıklı yazısında ‘İngiliz erbab-ı vukufunun tahminine göre Kürdler dört milyon nüfustur (…)’ denilmektedir. Kürd nüfusu 1328/1911 tarihli ‘Resimli ve Haritalı Coğrafya-yi Osmanî’de 2,5 milyon, İbnü’l-Nüzhat Cevat’ın 1330/1913 tarihli ‘Haritalı Musavver Memalik-i Osmanî’sinde ise iki milyon olarak verilmiştir.
İller Kürd Nüfusu
1 Sivas 260.000
2 Ereronm (Erzurum) 240.000
3 Mamonret-el-Aziz (Elazığ) 237.000
4 Van 210.000
5 Diarbekir 202.730
6 Bitlis 150.000
7 Aleppo (Halep) 144.000
8 Angora (Ankara) 100.000
9 Mossoul (Musul) 50.000
10 Adana 39.600
11 Koniah (Konya) 11.000
12 Trebizond (Trabzon) 11.000
Toplam 1,645,280

 

Gerçek şu ki, bu verilerden hiçbiri Kürd nüfusunu doğru yansıtmamıştır. Kürdlerin Osmanlı ve İran sınırları boyunca gerek yerleşik gerekse göçebelerinin tümünün sayılması o dönemin koşullarında mümkün olamamıştır. Badirxanilerin de dikkatini çektiği gibi, 1900’lü yıllarda 6 milyona varan bir Kürd nüfusu mevcuttu.

 

İlginizi Çekebilir

Ali Engin Yurtsever:  İran’la Değil Çin ile Savaş            
Yeşil hareketin yükselen gücü: Kadın siyasetçiler

Öne Çıkanlar