Behice Feride Demir: Türkiye’nin Yeni Azınlıkları 

Yazarlar

 Sezen Aksu, 1989’da Şair Melih Cevdet Anday’a ait olan “ Şinanay” şiirini şarkı olarak bestelediğinde Türkiye, Kürdistan merkezli OHAL rejimine hazırlanıyordu. Ama boğazda ki vapurlar, her şeyin yolunda gittiğine inanan yolcularla dolup taşıyordu. Bu nedenle o günlerin rüzgarı bugünlerin fırtınasıdır. Türklerin çatışma, Kürt sokağının savaş olarak nitelediği fikri ve tarihi çelişkiler Şinanay’ın şarkı halinden bu yana daha da arttı. 

12 Eylül’den itibaren altı Cumhurbaşkanı, ondan fazla başbakan, yüzlerce askeri ve politik bürokrat geldi geçti. Simalar değişti ama serzenişler değişmedi.

Değişmediği içinde savaşın askeri, sosyal, ekonomik ve kültürel maliyeti 2015’ten itibaren toplu bir ahlaki yıkıma evrildi. Bu nedenle 2015’teki kent savaşı bugünkü ahlaki savruluşun her taraftaki son basamağıdır.

Savaş tarihinin pek çok kuralı veya öyküsü vardır. Ama en süreğeni sivillerin korunması, kutsal yerler ve milletlerin değer yargılarına saygı prensibidir.

Gel gör bu prensipler değer ve birikim yaratanlar için kırmızı çizgi iken, yıkım, inkar ve yozlaşma ile kimlik bulanlar için tek çizgi kendi barbarlıklarıdır.

Barbarlık bu yüzden bireysel bir tavırdan ziyade milletlere özgü bir tanım olmuştur. Uluslararası tarih, bu tanımın kimler için kullanıldığına dair örneklerle dolu.

Ancak Kürtler barbarlıkla mücadele konusunda her milletten daha fazla tecrübe sahibi.

İnsan kafasını kesip sokaklarda gezdirmek Kemalistler eliyle yeni çağa taşındığında Kürtler tehlikenin boyutlarını kılamlarında, öğütlerinde, sohbetlerinde ve siyasi davalarında sıklıkla işlediler. Hatta Kürtler, sadece askeri yöntemlerle savaşırken, devlet çoluk çocuk ve sivil yerleşimlerini hedef alarak savaşı komple hale getirdi. Bununla yetinmediğinde kitle katliamlarına başvurdu. Kürt tarafı esir aldığı askerleri kilo almış şekilde ailesine teslim ederken, devlet güçleri

Kürdistan’daki hayvanları bile katletti. En son 17 Aralık’ta, Ağrı- Giyadin’e bağlı İsaağa köyündeki bir baskında beş yavrusu olan bir köpek rastgele öldürüldü.

Savaş devam ettikçe örneklerde arttı ve artıyor.

Yani Türk egemen yapısı Kürtlerin statüsüzlüğü uğruna; doğa katliamını, kendi toplumuna uyuşturucu, yolsuzluk, fuhuş, yoksulluk ve ırkçılığı bir sosyal planlama olarak sunmaktan imtina etmiyor. Tüm etik ve politik değerleri kendi egemenliği uğruna yeniden montajladı ve şimdi de onun sonuçları ortaya çıkıyor. 

Elbette savaş ve şiddet ortamında sınıflar, değerler, toplumsal işleyiş  hatta hakim millet tabakası da değişir. Ancak Türkiye’de ana ideolojinin sürekli milletlerin yıkımı  üzerinden ömrünü uzatması tarihin işlenmesi gereken bir konu.

Bir devlet düşünün milletleri yutup, küçük suç grupları ile suç iktidarları kursun.

Peki her defasında palazlananlar hangi sosyal kimlikler ediniyor, kadim Rum, Çerkez, Yahudi ve Ermeni azınlıkları ve Kürt milleti kimler için yerinden edildi? Türkiye’nin yerli ve milli yeni azınlıkları kimlerdir ?

Karşımıza, hapçılar, tefeciler, çeteciler, milliter siyasiler, çocuk satıcıları, tribünlerde def çalan amigolar ve radikal dinci gruplar çıkıyor.

Onlarca uygarlığın emek verdiği topraklarda artık bu gruplar lider, rol model, sınıfsal katman ve toplumsal kültürün taşıyıcıları. Kürtlere küfür ettirerek bu taşıyıcıları örten devlet aklı, toplumu barbarizme teslim ederek bir medeniyet krizinin de önünü açıyor. 

Melih Cevdet Anday’ın yıllar evvel övündüğü; “ Müslümanı, Yahudisi, Urumu” ların ne kendileri ne de benzerleri var artık.

Rüzgar artık tersi kıyılardan esiyor. Rumlar ve Yahudiler Akdeniz’de Mısırlılarla birlik içinde, Kürtler Rojava’da modern ulusal birliğini arıyor.

Lüküs kamarada ise  sadece sözde Müslümanlar ve ırkçılar, çalıp çırpıyor, yiyip, içiyor. Boğazda ise habire gemiler batıyor.

Yeni bir şinanay’ın yazılıp yazılmayacağı ise tamamen muamma.

Mutlu Noeller!

İlginizi Çekebilir

Oluç: Heyet Erdoğan ile görüştükten sonra İmralı ziyareti gerçekleştirilecek
Rusya: Zaporijya bölgesinde Kosovtsevo yerleşim birimini ele geçirdik

Öne Çıkanlar