🔴KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, “Rêber Apo ve bizler Kürt sorununun demokratik makul bir çözümünü arzuluyoruz. Devlet, demokratikleşme temelinde kendini böyle bir çözümün aktörü yapabilecek mi, bunu zaman gösterecek.” dedi.
Bayık, ”26 Ekim’deki açıklama, Hareketimizin barış ve demokratik toplum amacını gerçekleştirmedeki kararlı iradesini ortaya koymaktadır. Devlet de entegrasyon yasalarını bir an önce çıkarmalıdır” ifadelerini kullandı.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, 26 Ekim’de KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok öncülüğünde yapılan Türkiye’den geri çekilme açıklaması, Abdullah Öcalan’ın durumu ve sürecin geldiği aşamaya ilişkin Fırat Haber Ajansı’na (ANF) değerlendirmelerde bulundu.
Bayık açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:
* Rêber Apo Kürt-Türk kardeşliğini güncellemeyi hedefliyor. Türk-Kürt tarihsel kardeşliğinin gerçekleşmesi için demokratik entegrasyondan söz ediyor. 1923 sonrası Türk devleti ile Kürtler birbirinden uzaklaştılar. Kürtler, bu devlete yabancılaştılar, kendi devletleri olarak görmediler. Çünkü kimlikleri, dilleri ve kültürleri inkar edildi, yok olma sürecine sokuldu. Kürtlerin her türlü iradesi yok sayıldı. Bu durum Kürtleri Türkiye Cumhuriyetinden duygu ve düşüncede kopardı. Zorla ve baskıyla bazı Kürtlere boyun eğdirmiş olsalar da genel olarak Kürtleri yok etme ve Türkleştirme politikasında başarılı olamadılar.
‘Entegrasyon erime, asimilasyon, Türkleşme değildir’
Rêber Apo, Türk-Kürt tarihi kardeşliğini gerçekleştirmek açısından bu durumun aşılması gerektiğini vurguluyor. Bunun da demokratik entegrasyonu sağlayacak yasalarla mümkün olacağını söylüyor. Türk devleti ile Kürtler arasındaki kopukluk ancak demokratik entegrasyon yasalarıyla giderilebilir. Demokratik entegrasyon da, Kürtlerin hukuki olarak haklarının tanınması temelinde sistem içine alınmasıyla olur. Yoksa entegrasyon olmaz. Entegrasyon, ne asimilasyon ne erime ne de Türkleşmedir. Kürt; kimliği, dili, kültürü ve öz yönetimiyle var olacaktır. Böylece 100 yıllık kopukluk son bulacak, barış gerçekleşecektir. Zaten Rêber Apo, “Barış ve Demokratik Toplum” diyerek bu gerçeği ifade etmiştir. Demokratik entegrasyon budur.
* Kürt halkı 50 yıllık mücadelesiyle öyle bir birikim yaratmış ve değerler ortaya çıkarmıştır ki, demokratik siyaset yapma imkanı yaratılmışsa, böyle bir imkan olası hale gelmişse, tabii ki silahlı mücadele anlamsız hale gelir. Rêber Apo hep bu olasılığı yaratmak istemiştir. Bu konuda defalarca hamleler yapmıştır. Bu hamlelerini bu defa daha net bir karar ve tutumla sonuca götürmek istemektedir. Bu konudaki kararlılığı göstermek için silah yakma töreni de yapılmıştır. Bu, bir irade beyanıdır. Ancak PKK’nin fesih kongresinde, ‘bu kararların pratikleşmesini ancak Rêber Apo sağlayabilir’ denilerek Rêber Apo’nun özgürlüğü istenmiştir. Zaten Barış ve Demokratik Toplum Çağrısında hukuki ve siyasi boyutların yerine getirilmesiyle belirtilenlerin böyle gerçekleşebileceği söylenmiştir. Özcesi, PKK’nin feshi ve silah bırakma kararı ve iradesi vardır. Ancak var olan sorunlar sadece bunların yerine getirilmesiyle çözülmeyeceğine göre, o zaman çağrıda Sırrı Süreya Önder’in dediği hukuki siyasi düzenlemelerin pratikleşmesi önemli olmaktadır.
”Makul bir çözüm arzuluyoruz”
* Devlet Bahçeli çağrı yapınca, Rêber Apo da ‘siyasi ve hukuki boyuta taşıma gücüm var” demiştir. Şu andaki sürece bir diyalog süreci demek daha doğrudur. Devlet, savaşın durmasına ihtiyaç duymuştur; Rêber Apo da bu durumu, Kürt sorununun çözümü açısından olumlu bir sürece evriltmek istemiştir. Şimdi bunun süreci ve mücadelesi yaşanıyor. Rêber Apo bu süreci, ‘Türk-Kürt kardeşliğine dayalı kazan-kazan süreci’ olarak ele almaktadır. Kuşkusuz 50 yıllık mücadele Türk devleti ve Türkiye toplumunda Kürtlere bakışta bazı değişiklikler ortaya çıkarmıştır. Ama bunu Kürt sorununun demokratik temelde çözümünün parçası olacak bir zihniyet dönüşümünün sonucu olarak değerlendirmemek gerekir.
Esas olarak siyasal ihtiyaçlar, ekonomik sorunlar ve başka etkenler böyle bir sürecin başlamasını beraberinde getirmiştir. Kuşkusuz Rêber Apo ve bizler Kürt sorununun demokratik makul bir çözümünü arzuluyoruz. Devlet, demokratikleşme temelinde kendini böyle bir çözümün aktörü yapabilecek mi, bunu zaman gösterecek.
‘Halkımız devletin adım atmasını istiyor’
*Halkımız ve dostlarımız devletin adımlar atmasını istiyor. Bizim görüşümüz de esas olarak böyle. Biz sürecin var olması için bazı konulara dikkat edebiliriz. Zaten sürekli sorumlu ve hassas davranıyoruz. Ancak artık devletin önemli adımlar atması gerekiyor. PKK feshedildi, silahlı mücadele bırakıldı. Bu atılan adımların gerçek olarak anlamlı hale gelmesi için devletin yapması gerekenler var. Özgürce demokratik siyaset yapılabilecek mi? Silahlarını bırakanlar Türkiye’ye döndüğünde özgürce siyaset yapma ve demokratik örgütlenme imkanı bulacaklar mı? Kuşkusuz bunlar sadece bir savaşçı yada yeni katılan biri için değil, Rêber Apo’yu ve ilgili herkesi kapsamalı. Buna feshedilen PKK yönetimi de dahildir. Bunun yasası ve siyasi adımları atılmadan başka adımların hiçbir anlamı olmaz.
*Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü açısından atılması gereken ilk adım budur. Rêber Apo devlet yetkililerinin kontrolünde geçen Demokratik Toplum Manifestosunda demokratik siyasi programı da ortaya koymuştur. Bu, devletin Rêber Apo’nun ortaya koyduğu demokratik siyasi programla örgütlenilip demokratik siyasal mücadele yapılabileceğini kabul etmesi olmaktadır. PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin sonlandırılması, böyle bir siyasi ve hukuki boyutun gerçekleşmesiyle gerçek anlamına kavuşacak ve tam anlamıyla pratikleşmiş olacaktır.
Açıklama kararlılığımızı ortaya koyuyor
*26 Ekim’de Sabri arkadaşın yakın zamanda Türkiye sınırları dışına çekilen gerillalarla yaptığı açıklama, Hareketimizin barış ve demokratik toplum amacını gerçekleştirmedeki kararlı iradesini ortaya koymaktadır. Attığımız adımlara yeni bir adım eklemektedir. Çatışma riski olan yerlerde barış karşıtı bazı çevrelerin provokasyon yapma ihtimalini de göz önünde tutarak böyle bir adım attık. Kuşkusuz bu adımımız da Rêber Apo’nun perspektifleri doğrultusunda olmuştur. Bu önemli adımları atmamıza rağmen, Rêber Apo ile yapılan bazı görüşmeler dışında, AKP-MHP iktidarı bir adım atmadı. Mecliste oluşan komisyon uzun zamandır çalışmasına rağmen ne Rêber Apo ile görüştü ne de demokratik siyaset yapma özgürlüğünü sağlayacak siyasi ve hukuki adımlar attı.
Kamuoyunun beklentilerine rağmen demokratikleşmenin önünü açacak adımlar atılmaması, “süreç neden ilerlemiyor” kaygısı yarattı. Biz, devlete başta Rêber Apo’nun umut hakkı ve özgürlüğü olmak üzere demokratik entegrasyon yasaları çıkarılması çağrısı yaptık. Ancak sürecin önemine denk bir yaklaşım görmedik. İşte böyle bir ortamda böyle bir adımı atarak tıkanma tartışmalarının yapıldığı bir zamanda sürece ivme kazandırmak istedik. Halklarımıza karşı duyduğumuz sorumluluk bizlere bu adımı attırdı.
Özcesi, devletin özgürlük ve demokratik entegrasyon yasalarını bir an önce çıkarması gerekir. Öyle sadece silah bırakılmasını öngören politika ve yasayla bir yere varılamaz.









