Bırakalım “Erkan Baş şöyle demiş”, “Ümit Özdağ şöyle yapmış”ı; çağ değişiyor. Yüzyılın Kleptokrasi odağı çözülüyor. Tarihsel, anayasal dayanaktan yoksun palyatif ve içeriksiz çözüm arayışları ilk kez yerini, çağın gereksinimlerini karşılayacak kalıcı çözüm olasılığına bırakıyor.
Hazırlayıcılarının aklına emeğine sağlık demek gerekir. Elbette hayli riskleri, handikapları vardır; ancak kaçamayız, kaçınamayız. Tarihsel bir kavşaktır bu; bir yol ayrımıdır, Araf gibidir. Bazıları “Cehennem” arzulayabilir ya da cehenneme ateş taşıyabilir. Birilerinin toplumsal yasalarla sorunu olabilir ya da olup biteni hazzetmeyebilir, hiç sorun değil. Çene çalmak, ağız dalaşına girip jargon yarıştırmak manasız. Biz ateşe su taşımaktan, “Cennet ırmaklarını” çoğaltmaktan yanayız… Bir vatanseverin, ilericinin, sosyalistin arzulayacağı şey, “Araf’ta savaş” değil, Cennet için “Araf’ta düet”tir!
* * *
“An”, dar bir zaman dilimi değildir; tüm bir tarih ve gelecektir. Bundandır ki köşe kapmacı, ebeleme sobelemeci, “şu, şunu dedi”, bu, bunu yaptı” gibi dar, dedikoducu, mikro/minimal siyaset tarzını aşacağız. Türk ya da Kürt belli siyasal merkezlere tutunarak “var olmuş”, “nemalanmış” birey ve kesimlerin ne dediğine ya da ne yapmak istediğine takılmayacağız. Bu tarihi kavşakta “Karşı” ya da “Taraf” olabilirler. Geçmişleriyle çelişir olabilirler, inkâr edebilirler, büyük fayda sağlamış ya da zarar vermiş olabilirler, bunların hiçbir önemi yok!
Olgunlaşarak değişiyoruz: Birey ya da yapıların söylemleri ve eylemlerine odaklanmış, “özel” de “genel”i kaybetmiş, sürüklenmeci ve kendiliğinden siyaseti terk ediyoruz.
* * *
Değişim her birey ve kesime yeni fırsatlar sunar, yeni şanslar tanır. Bahçeli dünün Bahçeli’si değildir. Erkan Baş da dünün Erkan Baş’ı değildir. Kimileri olduğu gibi kalır, kimileri değişir; kimileri saf tutar kimileri de saf değiştirir. Doğal bir yasadır bu… Bizler de dünün insanları değiliz; değişiyoruz…
Değişim ve çözüm gereksinimi özellikle “O an” geldiğinde her birey ve yapıda “beklenmedik” değişimlere yol açar. Biliriz ki, bir bireyin, bir tarafın ya da bir devletin değil, tarihin hükmüdür bu…
Başımızı kaldırıp büyük fotoğrafa bakmanın, büyük düşünmenin zamanıdır. O beklendik tarihsel an, “bu An”dır. “Şimdi”dir çünkü…










