Türkiye’nin göç politikalarına ve geri gönderme merkezlerindeki koşullara dair yeni bir insan hakları skandalı gündemde. Ganalı göçmen Michael Adufu, ağır hasta olmasına rağmen tutuklandı, cezaevine gönderildi ve kısa süre sonra hayatını kaybetti. İzmir Barosu, olayı “ihmal değil, sistematik işkence” olarak nitelendirdi.
Bir sağlık arayışının sonu: gözaltı ve çöp poşeti
İzmir Barosu’nun hazırladığı rapora göre, Michael Adufu 5 Mayıs 2025’te “gribal enfeksiyon” şikâyetiyle Alsancak Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Ancak iki gün sonra, “mala zarar verme” suçlamasıyla gözaltına alındı ve Konak Kantar Polis Merkezi’ne götürüldü.
Baro tarafından görevlendirilen avukat, Adufu’nun adliyeye getirildiğinde belden aşağısı siyah çöp poşetine sarılı, tekerlekli sandalyede oturmakta güçlük çeken, konuşma ve idrak yetisini yitirmiş bir halde olduğunu belirtti. Avukatın “sağlık kuruluşuna sevk” talebi reddedildi.
Cumhuriyet Savcısı, Adufu’nun “numara yaptığını” iddia etti. Ardından Sulh Ceza Hakimliği, bu durumda olan Adufu’nun tutuklanmasına karar verdi.
Cezaevine girmeden yoğun bakıma
Tutuklama kararının ardından Michael Adufu, Şakran T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Ancak cezaevi yetkilileri, bilincinin kapalı olduğunu belirterek içeri almadı. Adufu, ambulansla İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.
Yoğun bakımda 20 gün boyunca bilinci kapalı kalan Adufu’ya ileri evre tüberküloz ve beyin enfeksiyonu tanısı kondu. Savcılık, 15 Mayıs 2025’te “sağlık durumu nedeniyle tahliye” kararı verdi. Ancak bilinci hiç açılmadı; beyin ölümü 21 Mayıs’ta gerçekleşti. Michael Adufu 23 Mayıs 2025’te yaşamını yitirdi.
Baro: “Bu bir ihmal değil, sistematik işkence”
İzmir Barosu, olayın tüm sorumluları hakkında suç duyurusunda bulundu.
Baro Başkanı Sefa Yılmaz, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Çöp poşetine sarılı, bilinci kapalı bir insanın tutuklanmasına karar veren bir yargı sisteminden söz ediyoruz. Bu bir ihmal değil, insan onuruna karşı işlenmiş bir suçtur.” dedi.
Baro Yönetim Kurulu üyesi Avukat Ceren Şen Tosun ise soruşturma sürecinde çok sayıda usulsüzlük tespit ettiklerini söyledi:
“Adufu’nun ifadesi alınırken bilinci yoktu. Tüberküloz nedeniyle yürüyemiyor, konuşamıyordu. Müdafi olarak hastaneye sevk talep ettik, reddedildi. Bu kişi, adeta ölüme gönderildi.”
Tüberküloz ve Harmandalı Geri Gönderme Merkezi
Michael Adufu, 2024’ten 2025’e kadar İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezinde tutulmuştu. Baro, tüberkülozun burada yayılmış olabileceğine dikkat çekiyor.
Ceren Şen Tosun, “Bu merkezden düzenli olarak tüberküloz teşhisiyle hastaneye götürülen kişiler olduğunu biliyoruz. Adufu da orada kaldığı dönemde hastalığı kaptıysa, bu sadece bireysel bir ihmal değil, kurumsal bir sorundur.” dedi.
Cenazesi nerede?
Adufu’nun cenazesinin nereye defnedildiği henüz bilinmiyor. İzmir Barosu, Gana Konsolosluğu aracılığıyla ailesine ulaştı ve defin yerinin tespiti için başvuru yaptı.
Adufu’nun ailesi, “bedeninin teslim edilmesini” ve ölümünün sorumlularının hesap vermesini istiyor.
“Festus Okey’in ardından yeni bir utanç vakası”
2007’de polis kurşunuyla öldürülen Nijeryalı Festus Okey vakası hâlâ hafızalardayken, insan hakları savunucuları Michael Adufu’nun ölümünü “ikinci bir utanç vakası” olarak nitelendiriyor.
İzmir Barosu, Türkiye’de göçmenlerin tutulduğu merkezlerin bağımsız bir denetime açılmasını talep ediyor.
Soru işaretleri sürüyor
- Çöp poşetine sarılı bir insanın ifadesi hangi şartlarda alınabilir?
- Sağlık personeli ve kolluk görevlileri neden müdahale etmedi?
- Tüberkülozun kaynağı Harmandalı Geri Gönderme Merkezi mi?
- Tutuklama kararını veren hakim, Adufu’nun durumunu fark etmedi mi?
- Türkiye’de benzer vakaların tekrar yaşanmaması için ne değişecek?
Kaynaklar: İzmir Barosu İnsan Hakları Komisyonu raporu/ Sol Haber










