Oktay Candemir: 17.500 Plakalı Beyaz Toros

Yazarlar

 2010 yılında, Dicle Haber Ajansı’nda çalışırken, Bitlis’in Ahlat ilçesine bağlı Kêrs köyüne gitmiştim. Orada duyduklarım karşısında dayanamadım, kendimi kötü hissettim. Köylülerden izin isteyip dışarı çıktım, biraz nefeslendim. Sonra tekrar içeri döndüm ve anlatılanları yazmaya devam ettim.

27 Kasım 1993 gecesi, beyaz bir Toros köye giriyor. “Bulanık’a gideceğiz. Arabamız gölün yakınında çamura saplandı, yardım edin…” diyorlar. Bu yalanla Bedrettin Karatay, Kasım Oruç, Behçet Barış ve İhsan Karababa adlı köylüleri evlerinden çıkarıp götürüyorlar. Köylüler itiraz etse de, iş işten geçmiş. JİTEM elemanları dört köylüyü zorla yanlarına alıyor, beyaz bir Toros’la Kêrs’ten ayrılıyorlar.

Sabah olunca, Nazik Gölü kıyısında dört cenazeyle karşılaşıyorlar. Dördünün de elleri bağlanmış, diz üstü çöktürülmüş ve kafalarının arkasına birer kurşun sıkılmış. Bunları bana, üç oğlu, dört yeğeni, iki kardeşini çatışmalarda kaybetmiş bir anne anlattı. Masum insanların katledilmesiyle anılan plakasız beyaz Toroslar, yalnızca Kêrs köyüyle sınırlı da değil.

1993 yılında Bitlis’te gazetecilik yapan 19 yaşındaki Ferhat Tepe, JİTEM tarafından beyaz toros araçla gözaltına alındı. Ailesi günlerce bilgi almaya çalıştı; “Gözaltında yok” dediler. 15 gün sonra bir köy yolunda, işkence görmüş cesedi bulundu. 1994’te Erzincan Refahiye’de, beyaz bir Toros’la gözaltına alınan Kazım Ekinci, köyüne dönemedi. Refahiye karakolunda tutulduktan sonra akıbeti belirsizleşti. Aylar sonra cenazesi ortaya çıktı. 23 yaşındaydı. Ne siyasi bir figür ne militandı. Ama birilerine “tehlikeli” görünmüştü.

Yazar Musa Anter, 1992’de Diyarbakır Seyrantepe’de, beyaz Toros’tan inen kişilerin açtığı ateş sonucu katledildi. İHD Amed Şube Başkanı Vedat Aydın, 5 Temmuz 1991’de gece evinden, kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce beyaz bir Toros’la alındı. Cesedi 7 Temmuz’da Elazığ Maden yakınlarında, bir köprü dibinde işkence edilmiş halde bulundu. Ayten Öztürk, Mazgirt ilçesine bağlı Akpınar köyünde Tunceli İl Özel İdaresi fabrikasında çalışıyordu. 1992’de beyaz bir Toros’la kaçırıldı. “Yeşil” tarafından 11 gün işkence gördü, sonra katledildi. Cesedi gömüldüğü yerde, sol eli dışarıda kaldığı için tesadüfen bulundu. Gözleri bile oyulmuştu.

DİSK Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Selim Acar, 1992 yılında çıkarıldığı mahkemede suçsuz bulunarak serbest bırakılır. Adliye kapısında beyaz bir torosla kaçırıldı, cesedi Ergani yolunda bulundu.

İşte beyaz toroslar, bu cinayetlerin aracıydı. Sadece siyaset yapan, yazan, araştıran, insan hakları savunucularına ve sendikacılara yönelik bir katliamın öznesiydi. Türkiye’nin yakın tarihi, üzeri kürekle örtülmeye çalışılan on binlerce faili meçhul cinayetle dolu. Beyaz Toroslar, Türkiye’deki toplumsal ayrışmanın ve duygusal kopuşun sembolüdür.

Beyaz Toroslar, devletin o dönem bölgede yürüttüğü kirli savaşın ve gayrinizami harbin resmi belgesidir. Tam da “Barışacağız” dediğimiz bugünlerde, birileri donmuş beyaz Torosların altında ateş yakarak onları yeniden çalıştırmaya çalışıyor. 17.500 rakamı, Kürtler için sadece bir istatistik değil. 1990’ların sabahlarında Kürt evlerinde bir kişi eksik uyanılırdı.

Nezarethaneye götürülüp götürülmediği bilinmezdi; genellikle nezarethaneye değil, ölüme götürülürdü. Beyaz Toros’la yapılan katliamlar, 3 Kasım 1996’da siyah bir Mercedes’in bir kamyona çarpmasıyla ortaya çıktı. Susurluk skandalı üstü örtüleli yıllar oldu. Mehmet Ağar Bodrum’da krallar gibi yaşıyor. Tansu Çiller hâlâ siyasetin sık sık danıştığı “faili meşhur”larden biri olarak aramızda. Şimdi de Beyaz Toroslar “milli sembol” haline getirilmeye çalışılıyor. Yıllar geçti, değişen şeyler oldu ama bazı simgeler sabit kaldı.

Beyaz Toros onlardan biri. 2015’te dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Biz olmasak buralarda beyaz Toroslar dolaşır” diyerek toplumsal travmayı yeniden tazeledi. Amedspor maçında Bursaspor taraftarları Beyaz Toros ve Yeşil pankartı açtı. Geçenlerde TBMM önünde sembolik bir Beyaz Toros yakıldı. Çok geçmeden o Toros tişört baskılarına dönüştü. Bu pazarlama stratejisi mi bilmiyorum ama Beyaz Toros logolu tişörtlerin basımına onay vermek, 17.500 cinayeti onaylamak anlamına geliyor.

Beyaz Toros logolu tişörtler, Ogün Samast’ın beresi gibi… Tişörtlere basılan Beyaz Toroslar, toplumsal ayrışmanın, rövanşist duyguların ve Kürt karşıtlığının hala ne kadar canlı ve diri olduğunu gösteriyor. Ve tüm bunlar ‘Barışacağız’ dediğimizde bugünlerde gerçekleşiyor. Beyaz Toros artık üretilmiyor ama Beyaz Toros logolu tişörtler üretiliyor.. ,

Bu yüzden mesele sadece geçmişi hatırlamak değil, geçmişin tekrar etmesini engelleyecek gerçek adaletin peşinden yürümektir. Beyaz Toroslarla katledilenlerin isimleri okunmadan bu coğrafyaya adalet gelmez. İşte o gün gelene kadar, biz bu hikâyeyi anlatmaya devam edeceğiz.

İlginizi Çekebilir

Güney Afrika’da meydana gelen otobüs kazasında 42 kişi öldü
Gazze: 738 gün sonra tüm rehineler İsrail’e döndü

Öne Çıkanlar