Oktay Candemir: Basın Özgürlüğü Sürece Zarar Verir mi?

Genel

Son günlerde Pervin Buldan’ın açıklamaları ve onun etrafında dönen basın özgürlüğü tartışmalarını izlerken, ister istemez 90’lı yıllardan bu yana Buldan’ı eleştiren medyanın aklımızda iz bırakmış zamanlarını hatırladım. Bazı çevreler Buldan’ın sözlerini hemen “basına müdahale” olarak yorumladı; kimileri ise “sansür çağrısı” olarak algıladı.

Ancak böylesi tartışmaların gerçek mahiyetini kavrayabilmek için, basın özgürlüğü konusundaki ikiyüzlü tavırları hatırlamakta yarar var.

Mesela Yılmaz Özdil’i düşünelim… Bir zamanlar Star Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmeni iken Kerkük için “Kerkürt” diye ayrımcı, ırkçı bir dil kullanmıştı. Özdil, bugün Sözcü’nün yazarı. Ve sözcülüğünü yaptığı gazete, Roboski katliamını “yanlış istihbarat” diye geçiştirerek vahşeti aklamaya çalışmıştı. Ya Emin Çölaşan… Musa Anter’e terörist diyen, DEP milletvekillerini tutuklama çağrısı yapan, Kürt gazetecileri “Onlar cebinde basın kartı olan teröristler” diye fişleyen ve ertesi gün faili meçhul cinayete kurban gitmelerine yol açan Çölaşan, bugün Sözcü’de köşe yazıyor.

Bugün eleştirdikleri Pervin Buldan’ın eşi Savaş Buldan; Başbakan Tansu Çiller’in ‘Elimizde örgüte destek veren iş adamlarının listesi’ var demesinin ardından öldürüldü. Çiller’in bu açıklamasının ardından ‘PKK safına geçen iş adamları kim, listeyi açıklayın” diyen Çölaşan değil miydi? O vakitler Çölaşan bir gazetecinin ismini vererek yazarsa, o gazeteci hemen ‘Hayırdır, Emin beni niye öptü’ diye kaygısını şaka yoluyla ifade ederdi.

Bu cümle, kara mizahın en sert haliydi. İşte bu Çölaşan’ın olduğu yerden basın özgürlüğüne dair bir şey çıkar mı? Türkiye’de ulusalcı/Kemalist medya geleneği, Kürt gazetecilerin öldürülmesi ya da tutuklanmasını yıllarca görmezden geldi. AKP iktidarında gazetecilerin tutuklanması eleştirilince özgürlük vurgusu yapılsa da, bu eleştiriler çoğunlukla ideolojik çıkar ve iktidar karşıtlığına indirgendi. Kemalist/Ulusalcı medya, konu basın özgürlüğü olunca hiçbir zaman kendi konfor alanının dışına çıkmadı.

Basın özgürlüğü söz konusu ‘Devletin Bekası’ olunca susmak değil, aksine hakikati söyleyebilmektir. Siyasal İslamcı ve CHP’li medya, “devlet-güvenlik” paradigması içinde Kürt basınını hep “öteki” olarak gördü. Konu Kürtler olduğunda hepsinin yayın politikası “milli” oldu. O kadar ‘milli’ oldular ki, Sabah Gazetesi, 1992 Newroz’unda Özel Harekât Timleri tarafından sokak ortasında öldürülen muhabirleri İzzet Kezer için ‘PKK kurşunuyla öldü’ diyerek gerçek failleri gizlemeyi tercih etti. Sözcü Gazetesi ve çevresi, Pervin Buldan’a çemkirmeden önce aynaya bakmalı. “Biz bu ülkede basın özgürlüğü için ne yaptık?” diye sormalı kendine. Türkiye’de basın özgürlüğü bu durumdaysa, bu yüzde 90 sizin eserinizdir! Konu basın özgürlüğü ise DEM Parti ve siyasetçilerine kimsenin tek laf etme hakkı yok.

Herkes önce kapısının önünü temizlesin de öyle konuşsun derim. Sizler bu konuda konuşacak en son insanlarsınız. Özgür basın geleneği hep haklı çıktı. “Özgür Basın Susturulamaz” derken boşuna demiyordu. O sloganı attığı için Kürt gazetecileri tutuklayan dönemin Fetullahçıları ve Kemalistleri şimdi tutuklanıp içeri atıldığında ‘Basın özgür olmalı’ diyor. Keşke yılan size dokunmadığında da bunu diyebilseydiniz!

Pervin Buldan’ın açıklamalarına dönersek, sürece zarar veren yayınlardan söz ettiği için “sansür talep etti, hükümetten basına müdahale etmesini istedi” denildi. Oysa kendisi sözlerinin bağlamından koparıldığını belirtti ve medyanın özgürlüğüne saygı duyduğunu açıkladı. Basın özgürlüğü ve barış birbirinden uzak olgular değil.

O yüzden basın özgürlüğünü gerçekten savunan herkes muhakkak barışın ne kadar önemli olduğunun da bilincinde olur. Bu yüzden basın özgürlüğü sürece zarar vermez, aksine fayda sağlar. Basın özgürlüğü, herkes için, koşulsuz ve evrensel olmalı. Yoksa geriye medya değil, sadece arka bahçeye dönüşmüş parti bülteni olur. Özgürlük yoksa geriye gazetecilik değil, propaganda kalır.

İlginizi Çekebilir

Çin’in güçlü silahı: Nadir toprak elementleri
Bahçeli: 81 Düzce’den sonra 82’nin Kıbrıs olması hayat memat konusudur

Öne Çıkanlar