Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Leyla Zana’ya yönelik çirkin tezahüratlara destek vermek için kameraların karşısına geçtiğinde elinde bulunan bir şişe Uludağ Gazozu’nu bir nefeste içmeyi başardı. Bunun Uludağ Gazoz’un reklamını yapmak için planlanmış bir çalışma mı olduğunu bilmiyoruz; ama Türkiye, bu tür olaylara alışık bir ülke.
Hatırlarsınız… Trump’a kızanlar turp ısırdı, Hollanda’ya öfkelenenler portakal sıkarak suyunu içti, İsrail protestosunda sokaklara cola döküldü.
Ümit Özdağ ise bunlara gazozu ekledi; ama sokaklara dökmedi, sadece içti. Bir ara boğazında kalacak sandım! Geğirmek istiyorsa yapacak bir şey yok tabii. Ama mesele sadece Ümit Özdağ’ın hazımsızlığı değil; asıl sorun bu hazımsızlığın memlekete verdiği zarar.
Gazozla ilgili içimi ısıtan tek hatıram ise şudur: 2015 seçimlerinde Selahattin Demirtaş, Erdoğan’a seslenirken gazoz şişesini masaya koyup açılış yapmış ve Erdoğan’ı da gazoz açılışına davet etmişti. Ne bağırmış, ne çağırmış, ne hakaret etmişti. Belki de Türkiye’de siyasetin son kez mizah ve nezaketle yapıldığı günlerdi.
Ümit Özdağ’a tekrar gelirsek, gazozun sebebi sanırım Bursaspor değil, hazımsızlık.
Rojava’yı hazmedemiyor, Türkiye’de süren müzakereleri hazmedemiyor ve “barış” kelimesi midesini fena halde ekşitiyor. Bu durumda çareyi gazozda arıyor.
Oysa yapması gereken belki sadece üstüne bir bardak su içmek. Bir yudum, iki yudum… Belki biraz rahatlar. Bülent Ecevit, Irak Kürdistanı’ndaki gelişmeler için her defasında “Sindiremiyorum” derdi; ama gazoz açıp kameralara poz vermek gibi garip şovlara hiç tevessül etmedi.
Türkiye’de siyaset uzun süredir çözüm merkezi olmaktan çıktı. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte iyice “sosyal medya maymununa” dönüştü.
Fikir üretmeyen, çözüm önermeyen; ama her gün mutlaka bir şey söyleyen, mutlaka bir şey yiyip içip gösteren, mutlaka birilerine bir şey ıslık çaldıran yeni bir nümayiş tarzı ortaya çıktı.
Şişe Ümit Özdağ’ın, gazoz da. Umarım bir gün hayırlı bir iş için kullanır!











