Ragıp Duran: Çok zengin bir anlatı; Dönmek

Yazarlar

F. Nihan Hassan’ın ‘Dönmek’ kitabı, 20. yüzyılın farklı dönemlerini anlatsa da çağdaş yani güncel bir öykü. Çünkü işin içinde azınlık olmak, kimliğini gizleme mecburiyeti, dini inanç ve vecibelerini açıkça icra edememek var. Mültecilik, vatansızlık, Mübadele kurbanlığı, Varlık Vergisi mağduru olmak da cabası…

Ragıp Duran t24 yazdı:

Anlatı, 1912-2022 döneminde Selanikli bir ailenin öyküsü. Çok kahramanlı, çok mekânlı, çok boyutlu bir metin. F. Nihan Hassan bir asır boyunca üç kuşak geriye gidip aile bireylerinin başından geçenleri keskin gözlemci gücüyle anlatıyor. Ailenin 10 üyesinin ve tabii bu arada yazar Hassan’ın düşünceleri, duyguları, az da olsa sevinçleri daha çok sıkıntıları, çelişkileri ve kırgınlıkları akıcı, sürükleyici bir dille kaleme alınmış. Yazar belli ki Selanik’i ve tarihini çok iyi biliyor, ayrıca yine belli oluyor ki, ve kendi de zaten yazıyor, kitapları, arşivleri, mektupları, belgeleri, mezar taşlarını taramış durmuş. Anlatıcının dili çok görsel. Kitabı okurken peş peşe ekrana gelen tarihi kısa filmler izler gibi oldum. Hassan bir de ayrıntı profesyoneli. Şeytan, ve galiba Sabetay da, ayrıntıda gizlidir ya… Metinde özellikle yemekler, mutfaklar bir de giysiler pertavsızın altına yatırılmış, en küçük, en ince noktaları bile görüyor okur.
Kitabın 10 kahramanından altısı kadın. Sadece bu özneler nedeniyle değil, Hassan’ın bakış açısından da kaynaklansa gerek, kitap bir aile romanı belki ama aslında bir kadın(lar) romanı.

Dönmek ailesi ilk bakışta sıradan bir orta sınıf ailesi. Tüccar, memur, esnaflardan oluşuyor. Ama Hassan’ın, ailesi hakkında, ancak 40 yaşında öğrenebildiği bir sır var: ‘’Biz Selanikli Yahudi dönmesiyiz!’’
Bu travmatik bilgi bilahare trajik gelişmelere yol açıyor Türkiye gibi Türklük ve Müslümanlık dogmasının egemen olduğu bir ülkede. O zaman da okur anlatıyı, hem Müslümanlar hem de Yahudilerce kargılanmış bir cemaatin öyküsü olarak algılamaya başlıyor. Ve sadece devletin değil toplumun da baskıcılığını, ayrımcılığını, söz konusu cemaati görmezden geldiğini, yok saydığını dahası aşağıladığını somut olaylarla aktarmış Hassan.

Dönmek, 20. yüzyılın farklı dönemlerini anlatsa da çağdaş yani güncel bir öykü. Çünkü işin içinde azınlık olmak, kimliğini gizleme mecburiyeti, dini inanç ve vecibelerini açıkça icra edememek var. Mültecilik, vatansızlık, Mübadele kurbanlığı, Varlık Vergisi mağduru olmak da cabası.

Hassan’ın bir başka başarısı da, anlatıda şahsi olanla toplumsal hatta siyasi olanı, ince bir şekilde, çok iyi nişanlaması.

Anlatı boyunca Selanik’deyiz, Bağdat’dayız, İstanbul’dayız sonra yine Selanik’e dönüyoruz. Bu üç kentten de göz alıcı ama en önemlisi gerçekçi manzaralar var kitapta.

Her okur, eminim, Hassan’ın ayrıntılı portrelerini çizdiği ailenin 10 mensubundan en az birinde kendisini bulacak. Yani okur ‘’A bu anlattığı kadın tıpkı benim annem’’ diyecek.

Dikensiz gül olmaz. Ben iki noktaya takıldım. Kadı kızındaki mineur kusurlar:

Girizgâhdaki sunu, yazarın akademik alışkanlığının meyvesi olsa gerek. Okuru biraz şartlandırıp yönlendirmeye çalışmış sanki. Mesela ben bu sunudan sonra çok şahsi hatta ezoterik bir anlatı çıkacak sanıyordum. Neyse ki yanıldım.

Bir de, Hassan mutlaka biliyordur, bugün Selanik’de artık Kasımiye diye bir mahalle yok. Belki Kasımiye/Agia Dimitria denebilirdi.

Tarkovskivâri finali ilk okuduğumda, daha önce dinle imanla çok fazla ilgili olmadığını belirtmiş olmasına rağmen yazarın, son sahnede, bir insan olarak Sabetay’ın olumlu yanlarını aktarıp yine Peygamber’e dönmesini yadırgamıştım. Ne var ki, iyi bir anlatıcı olan Hassan, hiçbir zaman didaktizme düşmeden, ünlem işaretini değil soru işaretini seven bir yazar. Final, galiba, bir insanın çeşitli kimliklerini, ki ‘’bu kimlikler hem geçişken hem de muğlak’’ olabiliyor, düşünmemiz için iyi bir alan öneriyor. İyi yazar, zaten, okuru ciddiye alıp ona bir şey dayatmadan, bazı yanıtları okurun bizzat kendisinin vermesini teşvik eden yazar değil midir?

Kitap boyunca gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet döneminden ilginç siyasi, mali, ekonomik, demografik… fotoğraf kareleri görüyoruz. Her biri hem kendi başına hem de genel anlatı içinde son derece anlamlı ipuçları.

Bu çok katmanlı, zengin anlatı, büyük emek ürünü, Hassan’ın herhalde 4-5 yılına mâl olmuştur. Değmiş.


* Mundi’de yayınlanan, F. Nihan Hassan imzalı 237 sayfalık ‘’Dönmek / Selanik-İstanbul-Selanik’’ kitabı son zamanlarda okuduğum en zengin, en cazip, en derin kitap.

İlginizi Çekebilir

Analiz: İsveç; Doktorların ‘reçete ettiği’ ülke
Everest Dağı’nın yamaçlarında halen 200 kişi kurtarılmayı bekliyor

Öne Çıkanlar