:
* Sorun çok boyutlu. Sadece çobanla sınırlı değil. Sürüye kıran girmiş durumda. Baytar çaresiz. Koyunlar mahzun.
Amip gibi çoğalıyor. Toplumun her kesimine yayılıyor. Çok moda, çok popüler bir olgu, bir eğilim: Yolsuzluk.
Balık baştan kokar, derler ya. İş o merhaleyi de aştı. Artık çoban da denetleyemiyor hiç bir şeyi. Zaten o, milyar doların altındaki işlerle ilgilenmiyor bile. Ama küçük ve orta boy çeteler türedi. Onlar diyor ki : ‘’Çoban yapıyor, biz de yapalım. Nasıl olsa cezasızlık var. İçeri atsalar bile neyse tarifesi, savcıya mı hakime mi kime verilecekse veririz diyetini, çıkartırız arkadaşımızı’’.
Cumhuriyet rejimlerinde hiç kuşku yok ki yolsuzluk, Monarşilere kıyasla daha büyük ve daha yaygın. Çünkü Cumhuriyet rejimlerinde iktidara gelen insan sayısı ve çeşitliliği daha büyüktür.
Anatole France
Hukuksuzluk yani kuralsızlık bir başka somut aracıyla rüşvet, öyle sadece milyon dolarlık ihalelerde ya da hapisten adam çıkartmalarda etkili değil. Sıradan ticari ya da mali işlemlerde, eş-dost arasındaki ilişkilerde hatta aile içi münasebetlere kadar girmiş, sızmış durumda.
Baba oğluna diyor ki :
– Hep iyi notlar alırsan, sana her hafta 2000 TL. ödül vereceğim.
Oğlan öğretmenine diyor ki:
– Hocam her hafta 1000 TL. kazanmak ister misiniz?
Kanunsuzluğun en berbat sonucu şiddeti gündeme getirmesi. Yasal, meşru, normal yollardan gerçekleştirilemeyen işlemler şiddetle hayata geçiriliyor.
İhracaat izin belgesi almaya çalışan bir iş insanı bürokrattan bir teklif alıyor :
– Bu belgeyi almak için 1 milyon dolar ödemeniz gerekecek.
– Çok yüksek bir meblağ, ödeyemem.
– O zaman siz de izin belgesini alamazsınız.
– Bakın memur bey, ben 10 bin dolara bir kiralık katil tutulduğunu duydum.
– Nereye gönderelim izin belgenizi ?
Yolsuzluk kahramanları ve sahtekarların en büyük silahı yalan. Onlar kendilerini savunmaya kalkışırken acaip potlar kırıyor. Onlar sanıyor ki, bir tek kendileri zeki, akıllı ve bilgili geri kalan yurttaşların tümü aptal ve cahil. Sahte diploma imalatçısı elleri kelepçeli ‘’Ben milliyetçiyim, suçsuzum. Bunu Cemaatçiler yaptı’’ diyor. Sorumlu mevkide bulunan bir diğeri ise, savcının rüşvet almasıyla ilgili bir dava konusunda ‘’Bu olayın Adalet Bakanlığı ile ilgisi yok !’’ diyebiliyor. Belki de haklı. Çünkü bu olaylarla Orman Bakanlığı ilgileniyor değil mi ?
– Bu memlekette yolsuzluğa, rüşvete karşı neden etkili bir mücadele verilemiyor ?
– Silivri !
– Unuttun bir mahalle daha var adı zikredilmesi gereken?
– Neresi?
– Beştepe!
Kanunsuzluk, yolsuzluk, rüşvet adliyede egemen olmuşsa itfayeciler piroman olmuş demektir. Yardım alabileceğin, sorunu çözeceğine inandığın kurum ya da kişi de karşı tarafın aparatı ise yandı gülüm keten helva!
Duruşma salonunda hakim, savcı, sanık ve avukatı hazır.
Hakim soruyor :
– 2 milyon dolar rüşvet olayı doğru mu?
Sanık havalara bakınıyor, cevap yok. Hakim bir daha soruyor:
– 2 milyon dolar rüşvet hakkında ne diyeceksiniz?
Sanık da çıt yok. Bir avukatına bakıyor, bir hakime.
Hakim sinirlenmek üzere:
– Sanık Sayın K.A’ya soruyorum. Cevap verin. 2 milyon dolar rüşvet iddiası doğru mu?
Sanık birden toparlanıyor.
– Affedersiniz Hakim bey, ben siz Savcı beye soruyorsunuz sanıyordum!
Biz henüz atalarının Orta Asya’dan neden ve nasıl çıktığını, 1453’de Konstantiniye’yi nasıl ele geçirdiğini, 1915’i, 1937’yi hatta son olarak 15 Temmuz 2016’yı sorgulayamamış bir toplum olarak, Osmanlı’da yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma tarihinden kasıtlı olarak bihaber bir kalabalığa benziyoruz. Siyaseten, ahlaken, ekonomik olarak kanser kemiriyor tüm bünyeyi. Ne ışın ne de kimya tedavisi mümkün. Gelecekten umutlu olabilmek için çok fazla koz yok elimizde.
Bir Amerikalı, Bir Rus bir de Türk, imtiyazlı olarak Tanrı’nın huzuruna çıkıp birer soru sorma olanağına kavuşmuş.
Amerikalı: Dış ticaret açığımız ne zaman kapanacak?
Tanrı: Yüzyıl sonra kapanır.
Amerikalı: Yazık, ben o günü göremeyeceğim.
Rus: Bizim memleket demokrasiye ne zaman kavuşacak?
Tanrı: 75 yıl sonra…
Rus: Yazık, ben o günü göremeyeceğim.
Türk: Bizde yolsuzluk/rüşvet ne zaman bitecek?
Tanrı: Yazık, ben o günü göremeyeceğim!
(SON/RD)









