Ragıp Duran: ‘’Zenginler savaşırken fakirler ölür’’ (*)

Yazarlar

Hocam merhaba… Bu hafta gündem beylik deyişle çok dolu, çok yoğun. ABD ve İsrail’in İran saldırısı, Tahran’daki rejimin tepe yöneticilerinin katledilmesi, Pakistan-Afganistan çatışmalarının yeniden canlanması, Öcalan’ın 27 Şubat açıklaması, Tanıl Bora’nın Cereyanlar kitabı nedeniyle ateşlenen tartışmalar… Siz bu konular arasında en çok hangisine ağırlık verdiniz?

Konuları iyi seçmişsin ama önemli bir eksiklik var.

Nedir?

Galatasaray’ın Juventus’a 3-2 mağlup olmasına rağmen Şampiyonlar Liginde son 16’ya kalması. Torino’da yenilerek kazandık!

Hocam, sosyal medyada gördük: Dünya bu faciaları yaşarken siz kalkıp maça gitmişsiniz. Açık söylemem gerekirse biraz yadırgadım yani…

Ben hiç yadırgamadım. Hasan abi ve Yavuz’la şahane bir 3 gün geçirdik Torino’da. Muhteşem bir şehir. Primo Levi’nin doğum kenti. Nietzsche de yaşamış bir süre. Neredeyse her meydanda bir Garibaldi heykeli var. Dünyada savaş felaket var diye biz de dizimizi dövüp yas mı tutacağız habire.

Peki tamam. Ciddi konulara geçelim şimdi.

Ciddi konu derken Okan Buruk’un maçtaki hatalarını mı kastediyorsun? 

Hocam tamam. Futbol dışı konuları kastettim.

Sen zaten geçen hafta öngörmüştün. Trump İran’a saldırmaya hazırlanıyor, demiştin. Dediğin çıktı. ABD galiba 5 yıldır bir strateji uyguluyor. Siyasal, toplumsal, ekonomik sorunları ele almak yerine rakiplerinin kellesini götürerek sorunu çözmeyi deniyor. Hatırla, Cihatçı örgütlerin liderlerini de tek tek katletti. Son olarak Maduro’yu da tutuklayıp New York’a götürdü. Bu arada Hamaney’in şahsi serveti, Fransız Canard Enchainé gazetesine göre, 9.5 milyar dolar!

Cehennem AVM’sinde bozdur bozdur harca! Mirasçısı da  kalmadı zaten. Liderleri vurma yaklaşımı galiba Ankara tarafından da benimsendi. TSK-MİT de son dönemlerde Irak ve Suriye’de PKK’nin üst ve orta düzey yöneticilerini dronlarla öldürdü.

Doğru benzetme. Şimdi herkes ABD’nin İran’a yönelik saldırısının Türkiye ve Kürt meselesi üzerindeki etkilerini, sonuçlarını merak ediyor değil mi?

Evet.

ABD saldırısı, Türkiye’de yürütülmekte olan ‘’Terörsüz Türkiye’’ sürecini gölgede bırakan bir pürüz olacağa benzer. Bu açıdan üzücü. Halbuki Özgür Gündem gazetesinin manşetine göre, Öcalan, ‘savaşı önledi.’  Bazen manşetler de ofsayda düşebilir ya da VAR kararıyla tekzip edilebilir.

Öcalan’ın 27 Şubat açıklamasını nasıl okumak lazım sizce?

Vallahi ben 628 kelimeden oluşan metni bir kaç kez  okudum. 17 kez ‘’demokratik’’ sözcüğü geçiyor. 4 kez ‘’Türk’’, 1 kez ‘’Türkiye’’,1 kez ‘’özgürlük’’, 2 kez ‘’barış’’ nihayet 3 kez de ‘’Kürt’’ sözcüğü geçiyor. O da Ziya Gökalp’den alıntı yaparken.

Bu dökümden ne anlamalıyız?

Metinde hiç geçmeyen sözcükleri de çıkardım.

Hangi sözcükler?

628 kelime arasında hiç ‘’Bağımsızlık’’, ‘’Mücadele’’, ‘’Halk’’ ve ‘’Kürdistan’’ kelimeleri geçmiyor.

Ne demek yani?

Bir arkadaş ‘’Ben bu metni okurken Mehmet Uçum yazmış sandım!’’ dedi. Metinde Rojava’dan bahis yok, İran’dan bahis yok, Rejimin CHP ve diğer muhaliflere yönelik baskı ve zulmü yok ayrıca kendisine ve sürece yönelik eleştirilere yanıt  yok. Ama ‘’negatif isyan’’ var, ‘’Cumhuriyet’le zihnen barışma’’,  ‘’Erdoğan, Bahçeli, Özel’’, ‘’devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasa’’ var.

Bu son nokta önemli galiba.

Önemli tabii. Erdoğan’ın yeni Anayasa girişimine şimdiden göz kırpılmış burada. Öcalan bu metinde aslında bir dizi minimum düzeyde taleplerde bulunuyor. Tamam. Ama sanki karşısındaki AKP-MHP rejimi değil de Norveç demokrasisi gibi hayal ediyor.

Hocam çok karamsarsınız.

Sen iyimserliğini muhafaza et. Bak bir Arap atasözü der ki, ‘’İyimserlik Allah’ın lütfudur, karamsarlık insanın beyninde doğar’’.

(*) Jean-Paul Sartre

(SON/RD)

 

İlginizi Çekebilir

Di Êrîşên Îsraîlê yên li ser Lubnanê de: 52 Kes Hatin Kuştin
Arakçî wêneyên gorên 160 zarokên hatine qetilkirin parve kir

Öne Çıkanlar