Ahmedê Xanê’den bu yana Kürtler, her ayaklanmada ve her yenilgide aynı gerçeği hatırladı: Ulusal birlik olmadan özgürlük bir hayalden öteye geçemez.
Birlik uluslar için stratejik bir ihtiyaç meselesidir. Suyun 100 derecede kaynaması gibi bir ihtiyaç oluştuğunda 100’ü tamamlamak şarttır. Yüzde 51’i çoğunluk zannedenler kaynayan suya değil, sıcak suya sahip olur ve bu mikropsuz bir su değildir.
Batı ulusları büyük kayıp verdikleri iç mücadele süreçlerini farklılıklarını koruyabilecekleri birlikler yaratarak aştılar. Aynı hataya düşmemek için bunu yazılı hukuk haline getirdiler ve orduyu da bu hukukun koruyucusu ilan ettiler. Batı ulusları böyle gelişti. Kürtler ise,daha işin başındalar.
Tarihsel hafızaya geniş bir perspektiften baktığımızda Kürtlerin birlik momentleri, genellikle Ortadoğu’nun yönsüz kaldığı kriz dönemlerine tekabül eder. Yani birlik, iç ihtiyaç kadar dış sistemik boşluktan doğar.
Asur İmparatorluğu zayıflarken ortaya çıkan güç boşluğu,dağınık aşiret yapılarını merkezileşmeye itti. Medler Keyakser liderliğinde yalnızca bir krallık kurmadı; Mezopotamya–İran hattındaki hegemonya boşluğunu doldurdu. Bu, Kürt tarihinde “krizden doğan birlik” modelidir. İç konsolidasyon, dış yönsüzlüğe cevap olarak gelişti.
Erdeşir dönemi, Part-Sasani geçişinin sancılı evresine denk gelir. Kürtler bu dönemde yalnızca askeri aktör değil; sınır güvenliği ve bölgesel denge unsuru olarak öne çıktı.
Selahaddin Eyyubi dönemi ise daha net bir örnektir. Haçlı Seferleri’nin yarattığı kaos ortamında,Selahaddin yalnızca askeri bir komutan değil, dağınık güçleri birleştiren stratejik bir akıl olarak öne çıktı. Bu birlik, sadece Kürtlerin iç konsolidasyonu değildi; Ortadoğu’daki yönsüzlüğe verilen tarihsel bir cevaptı. Kürt liderlik momenti, bölgesel düzen kurucu rol oynadı.
Bu üç örnek bize şunu anlatıyor; Kürtler kriz anlarında iki şeyi aynı anda yapar; Kendi içlerinde konsolidasyon üretirler ve Bölgesel kaosa yön verici rol üstlenirler. Yani ulusal birlik, sadece içe dönük bir toparlanma değildir; aynı zamanda bölgesel düzen önerisidir.
Jeopolitiğin İdeolojiyi Geriye İtmesi
Ortadoğu bugün yeniden kuruluyor. Devletler sarsılıyor. Kürtlerin özgücü hem etkilidir hem belirleyicidir.
Peki bu kaos, Kürtler için bir felaket mi yoksa tarihsel bir fırsat mı?
Cevap net; Fırsat.
Bu fırsat tarihi bir karakterde ilk kez sahada ve stratejik düzeyde birleşiyor. Bu durum Ortadoğu‘nun yeniden yönsüz olduğunu çok bariz anlatıyor. İran–İsrail gerilimi, Irak’ın kırılganlığı, Suriye’nin statüsüzlüğü, Türkiye’nin güvenlik eksenli hamleleri…
Küresel düzeyde ise çok kutuplu rekabet sertleşiyor.
Eğer bugün ulusal birlik yeniden ciddi bir zeminde konuşuluyorsa, YNK, PDK, PYD ve diğerlerinin kendi gücüyle varabileceği yere varılmıştır. Daha ileri kazanımlar için büyüğüne ihtiyaç vardır ve bu hepsinin toplamından başka bir şey değildir. Uluslararası konjonktür buna uygundur. Küresel sistem, bölgesel alt aktörleri dışlayarak denge kuramıyor. Bu da Kürtlere manevra alanı sağlıyor.
2024’ten itibaren ABD ve Fransa’nın yoğun diplomatik çabaları, Kürt aktörleri yeniden aynı masa etrafında topladı. Bu dış teşvik tek başına belirleyici değildi; ama küresel savaş konjonktürünün sertleşmesi, Kürtleri iç rekabeti askıya almaya itti.
Bu süreçte Mesut Barzani, Bafel Talabani ve Mazlum Kobani’nin temasları kritik rol oynadı. Aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın Ulusal Kongre önerisi, tartışmayı parti merkezli rekabetten ulusal hukuk merkezli çerçeveye taşıdı.
Bu zihinsel kırılma önemlidir. Çünkü tarih boyunca Kürt partileri kimliklerini ulusal kimliğin önüne koydu. Particilik, ideolojik saflaşma ve rekabet belirleyiciydi. Ulusal kongre fikri ise tersini öneriyor: Partiler geri planda kalacak, ulusal hukuk ön plana çıkacak. Bu, Kürt siyasal tarihinde paradigmatik bir değişimdir.
Neden Şimdi? Çünkü parti bayrağı altında gidilebilecek yere gidildi. Bundan sonraki hedefler bir parti ve liderin gücünü aşıyor. Çünkü Uygar Dünya sorun ulusal olduğunda karşısında ulusal bir irade arıyor. Çünkü jeopolitik zorunluluk ideolojik ayrılığı ikinci plana itiyor. İran’daki kırılganlık, Irak’taki belirsizlik, Suriye’deki statü sorunu ve Türkiye’nin güvenlik stratejisi Kürtleri ortak refleks geliştirmeye zorluyor.
Bugün gelinen aşama, ideolojik saflaşmadan ziyade jeopolitik bilinç aşamasıdır. Kürt çıkarlarının parti çıkarlarının önüne geçmeye başladığı bir eşiğe giriliyor. Eğer bu süreç kurumsallaşırsa, Kürtler ilk kez 20. yüzyılın başındaki hatayı telafi edebilecek bir konuma ulaşabilir.
Rojava ve Başûr deneyimleri özgüven üretti; şimdi mesele bu özgüveni ulusal hukuka dönüştürmek.
Rojava süreci Ulusal birliğe bir görünürlük ve meşruiyet üretmiştir; ancak ulusal güç birliğini stratejik derinliğe taşıyan asıl moment Rojhelat momentidir.
Rojava’da farklı siyasi liderlikler arasında sağlanan uzlaşı, uzun yıllar süren gerilimin ardından önemli bir eşikti. Bu birlik, ortak temsil arayışının somutlaşmasıydı. Ancak bu modelin stratejik derinliğini tamamlayan halka Rojhelat’tır.
Rojhelat’ta partilerin İran konjonktürü sertleşmeden önce bir araya gelmesi kritik bir kırılmadır. Bu süreç, dış baskının zorlamasıyla değil; stratejik öngörüyle başladı. PJAK, PDKİ ve diğer Parti ve gruplar koordinasyon zeminini koalisyon aşamasına taşıdı. Bu, yalnızca taktiksel değil; yapısal bir evrilmeydi. Kriz başlamadan güç inşa eden aktör, kriz başladığında yön üretir. Rojhelat’taki evrilme, reaktif değil; proaktiftir. Bu nedenle ulusal kongre fikrine içerik ve ciddiyet kazandırmıştır.
Ortadoğu sarsılırken, en stratejik dönüşümler en sessiz yaşanır. Rojhelat’ta olan tam da budur.Koordinasyon yan yana durmaktır. Koalisyon ise birlikte karar almaktır. Birincisi taktik uyumdur. İkincisi stratejik ortaklıktır. Ve bugün Rojhelat’ta yaşanan dönüşüm, taktiksel temasın ötesine geçip yapısal bir sıçramaya dönüşmektedir.
Bu neden yapısal bir sıçramadır? Çünkü artık mesele sadece ortak fotoğraf vermek değil. Ortak açıklamalar var,ortak siyasal dil üretiliyor ve ortak kriz okuması geliştiriliyor. Bu üç unsur bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey “birlik söylemi” değil, birlik mekanizmasıdır.
İran merkezli kriz, yalnızca bir rejim tartışması değildir. Bu kriz, Kürt siyasasını zorunlu senkronizasyona itecek bir basınç üretmektedir. Rojhelat partilerinin,ayrı ayrı refleks vermek yerine ortak kriz analizi üretmesi ve ortak siyasal çerçeve geliştirmesi bu basınca verilen bilinçli bir stratejik cevaptır. Bu, reaktif değil; kurucu bir tutumdur.
Koalisyon demek,Karar Mekanizması demektir. Krizde tek ses,müzakerede ortak temsil ve dış aktörlere karşı kolektif muhataplık demektir. Bu aşama, Kürt Ulusal Güç Birliği tartışmasının en kritik eşiğidir. Çünkü birlik artık duygusal değil, kurumsal zemine kaymaktadır. Bu kurumsal zemin ilk kez karar alma mekanizmasını kolektifleştirme yönünde adım atarak süreci derinleştirdi. Bu şu anlama gelir; Ulusal güç birliği artık sadece “yan yana durma” değil,birlikte yön belirleme aşamasına geçmektedir.
Stratejik olarak Koordinasyon kırılgan bir zemindir. Koalisyon ise dayanıklı bir yapıdır. Bu dönüşüm Kürt siyasal hattnıı dağınık reflekslerden çıkarır,Bölgesel krizlerde ortak pozisyon üretir ve Küresel masalarda tek çerçeve sunar.
Bu yönüyle Krizden doğan bu birlik refleksi, üç sonuç doğurdu; iç Güven İnşa edilerek tarihsel güvensizlikler minimize edildi. Ortak Stratejik Okuma ile İran’daki kırılganlık ortak analiz çerçevesine bağlandı. Ve Ulusal Çerçeve ile Partiler üstü hukuk fikri somutlaştı. Bu anlamda birlik sahada doğdu ve stratejik öngörüyle şekillendi.
Bu fark önemli ve stratejiktir. Rojhelat, Kürt siyasal sistemini çerçevelendirdi çünkü; Jeopolitik merkezde yer alıyor,İran’daki sistemik kırılma ihtimali doğrudan bölgesel dengeyi etkiliyor ve Küresel güç rekabetinin kavşak noktasında bulunuyor. Dolayısıyla burada kurulan birlik, yalnızca yerel değil; bölgesel sonuç üretir.
20. yüzyıl boyunca Kürt siyaseti parti merkezliydi. Her yapı kendi ideolojik hattını önceledi. Bugün ise tablo değişiyor. Rojhelat’taki koalisyon ise bu fikri ete kemiğe büründürdü. Artık mesele ideolojik üstünlük değil; jeopolitik senkronizasyondur. Partiler arası koordinasyon mekanizması oluşuyor. Ortak kriz okuması var. Bölgesel denklemde tek seslilik arayışı güçleniyor. Bu, Kürt Ulusal Güç Birliği’nin netleştiği andır.
Eğer bu süreç kurumsallaşırsa; Kürtler ilk kez dört parçada senkronize hareket edebilir,Bölgesel kriz masasında kolektif aktör haline gelebilir ve stratejik güç inşa edebilir.
Sonuç olarak taşların yerine oturduğu bir eşikteyiz. Birlik arayışı ilk kez hem sahada hem stratejik analiz düzeyinde örtüşüyor. Bu artık romantik bir ulusal birlik çağrısı değil,jeopolitik bir güç mimarisinin inşasıdır. Eğer süreç tamamlanırsa, Kürtler yalnızca krizden korunmayacak; krizin şekillendirdiği yeni Ortadoğu düzeninde kurucu aktör olma potansiyeline ulaşacaktır.
Ve tarih bir kez daha şunu gösterecektir;yönsüzlük dönemlerinde yön üretebilenler, geleceği inşa eder.









