Ronî Riha: Dürzi Dağlarından Kürdistan Dağlarına Bir ‘Hewar’ Çağrısı

Genel

Tarih boyunca Kürdistan’ın dört bir yanında soykırımlara uğrayan Kürtler, çığlıkları duyulmadığında sığındıkları tek yer olan, onlara daima kucak açan kadim dağlara yöneldi. Bu yüzden dilden dile aktarılan şu söz, bir mıh gibi kazınmıştır Kürt hafızasına: “Dağlarımızdan başka dostumuz yoktur.”

Dengbêjlerin her stranında, her ağıtında yankılanan “Hewar” ve “Gazî”, Kürt halkının tarih boyunca yükselen yardım çığlığı, feryadın sesi olmuştur. Bu iki kelime, her ağıdın nakaratına defalarca işlenmiştir.

Ama şimdi, belki de tarihte ilk kez, başka bir halk Kürtlere dönerek dillerine bu iki kelimeyi yerleştirdi. Cebel el-Dürzi’den, yani Dürzi Dağları’ndan, Kürdistan’ın dağlarına doğru bir “Hewar” yükseliyor. Bu Hewar, onurlu bir çığlıktır; teslim olmayan, direnenlerin son silahıdır. Hem tarihsel bir çağrı hem de yürek burkan bir yakarıştır bu.

Benzer bir çığlığı yakın zamanda Suriye’nin sahil kesiminde yaşayan Arap Alevilerinden de cılız da olsa duymuştuk. HTŞ, DAİŞ ve SMO’nun katliam tehdidi karşısında ne bir örgütlenmeleri ne de birleşik bir güçleri vardı. Çiyayê Kurmênc’in (Kürt Dağı, Cebel Ekrad) devamı olan Lazkiye Dağı’na sığınmış, ama savunmasız kalmışlardı.

Bugün aynı tehlike, üçe bölünmüş kadim bir halk olan Dürzilerin kapısını çalıyor. Bugüne dek Suriye toprağının koruyuculuğunu yapmış, tarihleri kahramanlıklarla dolu olan bu halk, modern zamanların kalabalıkları ve sofistike silahları karşısında birliğini yitirip savunmasız kaldı.

İç savaşla Suriye’nin yıkılması ve cihatçı HTŞ’nin kontrolü ele geçirmesiyle, Dürziler büyük bir soykırım tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Son günlerde, Dürzilerin kontrolünde olan ve onlar için hayati öneme sahip Süveyda kenti, yeniden HTŞ’nin hedefi hâline geldi.

Şimdilik İsrail’in koruması altındalar. Ancak Dürziler bu “yeni” Suriye’ye güvenmiyor, haklı olarak. Çünkü bu koruma zayıfladığında, cihatçıların kanlı kılıçları hazır ve boyunlarına yönelmiş durumda. Bu yüzden, kendilerini en iyi anlayacak bir halka, o halkın en kutsal kelimeleriyle sesleniyorlar.

Dürziler Topluluğu Ruhani Başkanlığı, HTŞ’nin katliam girişimi sonrası Süveyda’da yas ilan etti ve bölgeyle Rojava ile Ürdün arasında bir insani koridorun açılması çağrısında bulundu.

Bu koridorun, Dêrezor ve Ebu Kemal sınır kapısından başlayarak Irak ve Ürdün hattı boyunca Süveyda’ya ulaşması; Kürtlerle kara irtibatının sağlanması ve aynı zamanda Kürtlerden yardım istenmesi, her Kürt’ün yüreğine bir gurur kadar bir yangın da düşürdü.

Çünkü bu çağrının anlamını en iyi Kürtler bilir.

Zira “Hewar” çığlığı, yüz yıllardır Kürt ninnilerine, ağıtlarına, hafızalarına kazınmış bir sızıdır. Ve şimdi bu çığlık, bir başka milletten, onlara duyruluyor:

“Kırık kalplerle, dinmeyen gözyaşlarıyla ve tarif edilemeyen duygularla, evlatlarımızı… kardeşlerimizi… aziz şehitlerimizi tüm insanlığa duyuruyoruz. Onlar, cani bir terör örgütünün işlediği kanlı bir felaketin kurbanı olarak hayatlarını kaybettiler. Masum sivilleri hedef alan bu korkak saldırı, Süveyda’nın yüreğinde kolay kolay iyileşmeyecek derin bir yara açtı. Tıbbi ekiplerin müdahale edebilmesi ve ihlallerin belgelenebilmesi için alan açılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, Kürt kardeşlerimize giden yolların açılmasını ve Ürdün Kralı II. Abdullah’tan Süveyda ile Ürdün arasında insani bir koridorun oluşturulması yönünde talimat vermesini istiyoruz. Bu yollar, bu kritik zamanlarda yaşamsal öneme sahiptir. Halkın acılarını hafifletecek ve iletişimi kolaylaştıracak adımların atılmasını umuyoruz.”

Bu çağrı yalnızca insani değil, aynı zamanda jeopolitik bir anlam da taşımaktadır.

Türkiye’nin en büyük korkularından biri, Rojava’dan İsrail’e uzanacak böyle bir koridorun açılmasıydı.
Şimdi, bu resmî çağrı, o yolun üzerindeki taşları tek tek kaldırıyor.

Bu çığlık, bu çağrı, ciddiye alınmalıdır.

Ve muhataplarıyla birlikte, İsrail ve bölgesel aktörlerle masaya yatırılmalıdır.

 

İlginizi Çekebilir

Çekya’da ‘komünizm propagandası’ artık suç
Sıddık Güler hakkında tahliye kararı verildi

Öne Çıkanlar