Ankara’da 20 Mayıs 2025 gecesi silahlı saldırıya uğrayan Barış Akademisyeni ve Avukat Cenk Yiğiter, saldırıdan 16 gün geçmesine rağmen savcılık tarafından henüz ifadesinin alınmadığını söyledi. Yoğun bakımda geçirdiği günlerin ardından yaşadıklarını Evrensel’e anlatan Yiğiter, hem soruşturmadaki belirsizliklere hem de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kamuoyunu hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi.
Yiğiter, saldırıya dair detaylı beyanını vermek için başta polise, ardından savcılığa yaptığı tüm başvurulara rağmen dosyada hâlâ “müşteki” sıfatıyla dinlenmediğini ifade etti.
Evrensel’de yer alan habere göre saldırıdan yalnızca saatler sonra, yoğun bakımdayken yalnızca kısa bir ifadesinin alındığını aktaran Yiğiter, “Ben yalnızca saldırı anını anlatabildim. Ancak bugün hâlâ detaylı ifadem alınmadı. Bu süreçte savcının kim olduğunu bile günlerce öğrenemedik” dedi.
Başsavcılıktan açıklama: “Soruşturma titizlikle yürütülüyor”
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise bugün yaptığı yazılı açıklamada, Yiğiter’in silahlı saldırıya uğramasının ardından gerekli adımların atıldığını, üç şüphelinin adliyeye getirildiğini ve bunlardan birinin tutuklandığını belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Yiğiter’in saldırıya uğramasının hemen akabinde başsavcılığımız tarafından ilgili kolluk birimlerine gerekli talimatlar verilmiş, şüpheliler İ.Ö, M.K. ve A.K. mevcutlu olarak 23 Mayıs’ta başsavcılığımıza getirilmiş, tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edilmiştir. İ.Ö silahla kasten yaralama suçundan tutuklanmış, diğerleri hakkında adli kontrol uygulanmıştır. Ayrıca suça sürüklenen çocuk E.Ö. hakkında ayrı soruşturma yürütülmektedir.”
Açıklamanın sonunda, savcılığın “hiçbir işlem yapmadığı” yönündeki haber ve paylaşımlar hakkında ayrıca soruşturma başlatıldığı duyuruldu.
Yiğiter: “Benim ifadem olmadan nasıl araştırma yürütülüyor?”
Cenk Yiğiter, savcılığın açıklamasının hemen ardından Evrensel’e yaptığı açıklamada, soruşturmanın etkili bir şekilde yürütülebilmesi için ilk elden bilgi verebilecek kişi olarak hâlâ dışarıda bırakıldığını ifade ederek şunları söyledi:
“Ben saldırıya uğramış biriyim. Olayın ardından yoğun bakımdayken sadece birkaç dakikalık kısa bir ifadem alındı. Ancak organize bir saldırının ortasında kaldım. Tetikçi tutuklandı, ama gözcü ve silah sağlayanlar adli kontrolle serbest. Peki, azmettirici kim? Onu ne ben biliyorum, ne savcılık bu konuda bizimle bilgi paylaştı.”
“Savcının kim olduğunu bir hafta sonra öğrendik, dosya hâlâ avukatlara kapalı”
Yiğiter’in açıklamalarına göre, saldırıdan sonra ifade vermek için hem polise hem de savcılığa başvurdu. Ancak polis, dosyanın savcılığa geçtiğini belirterek ifade almadı. Savcılığa sunulan dilekçelere rağmen Yiğiter’in ek ifadesi hâlâ alınmadı. Yiğiter bu süreci şöyle aktardı: “Saldırıdan iki gün sonra ifade vermek istediğimi söyledim. Cinayet Şube ilk başta dosyayı almıştı, sonra savcılığa intikal ettiğini söylediler. Hemen savcılığa dilekçe verdik. Şüphelerimizi, gözlemlerimizi anlatmak istedik. Ama 16 gündür kimse ifademi almaya gelmedi. Savcının kim olduğunu dahi ancak bir hafta sonra öğrenebildik.”
Yiğiter, avukatlarının da dosyaya erişemediğini ve UYAP üzerinden dahi dosyanın incelemeye açılmadığını vurgulayarak, “Avukatlarım gidip sordular. Kalemler ‘dosya bize de kapalı’ diyor. Savcı ortada yoktu. Dosya numarasını bulmak için bile günler geçti. Gizlilik kararı var mı, onu bile bilmiyoruz. Çünkü bize tebliğ edilmedi. Savunma hakkı bu şekilde kısıtlanıyor” diye belirtti.
“Saldırı organize, daha geniş kapsamlı bir inceleme gerekir”
Yiğiter, saldırganların yalnızca olay anı itibariyle izlendiğini, oysa saldırının organize niteliği nedeniyle daha geniş kapsamlı bir incelemenin yapılması gerektiğini belirterek, “Tetikçi ve gözcü İstanbul’dan geliyor. Ankara’da silahı temin ediyorlar. Silahı temin eden iki kişi yakalanıyor ama adli kontrolle serbest bırakılıyor. Oysa bu saldırı bir planın ürünü. Takip edildim, Instagram’dan, sahibinden ilanıma ulaşıldı. Ama bu verileri inceleyen, benden bu bilgileri isteyen yok. Kendi apartmanımın kamera kayıtları bile polis tarafından alınmadı. Organize bir saldırı bu; sabah ne oldu, bir gün önce neler yaşandı, hiçbiri soruşturulmuyor” diye belirtti.
“Saldırıya uğradım, bilgi vermeye hazırım ama bilgi alamıyorum”
Cenk Yiğiter, savcılığın yaptığı açıklamayı “gerçek dışı” ve “hedef saptırma” olarak değerlendiriyor. Kendisinin soruşturma makamına her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu, ancak buna rağmen adım atılmadığını ifade eden Yiğiter, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “16 gündür bana ulaşmayan savcılık, bugün çıkan haberler üzerine harekete geçti. İfadeye çağırdılar. Savcılığın ifademi alması için tweet atmam mı gerekiyor? Eğer bu saldırı gerçekten aydınlatılmak isteniyorsa, önce mağduru dinlemek gerekmez mi? Buna rağmen kamuoyuna ‘işlemleri titizlikle yürütüyoruz’ deniliyor. O zaman neden ben, hâlâ beni vuran kişinin neden bunu yaptığına dair hiçbir bilgiye sahip değilim?”
“Sadece tetikçi tutuklu, diğerleri neden serbest?”
Yiğiter, saldırının faili olduğu iddia edilen İ.Ö’nün tutuklandığını, ancak diğer şüphelilerin adli kontrolle serbest bırakıldığını hatırlatarak şu soruları yöneltti: “Bu ülkede sosyal medyada iki kelime yazan gençler tutuklanıyor. Ama burada silah ticaretiyle ilişkilendirilen kişiler, organize bir saldırının parçası olmalarına rağmen serbest bırakılıyor. Cezaevlerinde yer kalmadığı için mi tutuklanmadılar? Bunu sormak hakkımız değil mi?”
“Kamuoyununa değil, saldırıyı aydınlatmaya odaklanın”
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “asılsız haber ve paylaşımlar” hakkında soruşturma başlattığını duyurmasına da tepki gösteren Yiğiter, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Savcılık açıklama yapmaya, basını hedef göstermeye zaman bulabiliyor ama mağdurun ifadesini almaya hâlâ vakit ayıramıyor. Kamusal sorumluluk burada kamuoyunu susturmak değil, saldırıyı aydınlatmaktır. Ben bu saldırının mağduruyum. Susmak, kabullenmek, sineye çekmek niyetinde değilim. Kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğim.”










