Dün gece, Halep’in kuzeyinde uzun süredir devam eden abluka çatışmaya dönüştü. Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde yaşayan halk, HTŞ ve Türkiye destekli SMO güçleri tarafından günlerdir kurulan mahalle ile dış dünya arasındaki yolları neredeyse tamamen kapatıp, gıda, yakıt ve ilaç girişini engelliyen barikatları iş makineleriyle kaldırmaya başladığında, hükümet güçleri halka ateş açtı ve Kürt öz savunma ve asayiş güçleri de çok şiddetli karşılık vermeye başladı.
Yerel X hesapları (@dogancihannn, @RojavaNetwork ve benzerleri) gece boyunca gelişmeleri paylaştı; videolarda silah sesleri duyuluyor, bazı sivillerin yaralandığı bildiriliyordu. Yaralıların taşınması ve sağlık merkezlerinin abluka altında kalması, gecenin dramatik sahnelerinden biriydi.
Sabaha doğru, HTŞ/SMO güçlerinin bir kısmı mevzilerini terk ederek geri çekildi. SDG Basın Merkezi yaptığı yazılı basın açıklamasıyla , “saldırının tüm sorumluluğunu Şam hükümetine” yükledi ve operasyonun Şam ile koordineli yürütüldüğünü açıkladı.
Ablukanın Hikayesi
Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahalleleri haftalar boyunca HTŞ ve SMO tarafından abluka altında tutuluyordu. Abluka, yalnızca sokak geçitlerini kapatmakla kalmayıp temel ihtiyaçların girişini de engelliyordu. Barikatlar, moloz yığınları ve toprak engellerle kuruldu; camiler ve okullar kimi zaman askeri karargâh olarak kullanıldı.
Halk, ablukayı kırmak için örgütlenmiş şekilde sokağa çıktı. Birçok aileyi yakıt, gıda ve su sıkıntısı doğrudan etkilemiş; özellikle yaşlılar ve çocuklar ciddi risklerle yüzyüze kalmıştı. Barikatları kaldırma çabası, hem halkın kendi yaşam alanını koruma refleksi hem de uzun süredir süren kuşatma altında biriken öfkenin yansımasıydı
Aslında Suriye’de bir çok kez Kuzey Doğu Suriye savunma güçlerini (SDG) savaşa çekme girişimlerinden hatırladığımız bir sivil refleksin tekrarı olduğunu da gözden kaçırmamak gerek. Aylar önce Tişrin Barajı ve Kobaneyi işgal amaçlı Türk/SMO güçlerinin ortak saldırılarında da KDS halkları dönüşümlü ve kitlesel olarak Tişrin barajında aylarca bedenleriyle koruma duvarı kurmuş, Türk güçleri kitlesel bir katliamı dünyanın gözü önünde göze alamadığı için, barajı yıkma girişimlerini, yaralı ve ölüler verme pahasına, engellemişti.
Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê halktı iş makineleriyle yolları açarken, mahalle sakinlerinin dayanışması benzer biçimde öne çıktı..
Saldırının Nedeni ve Mahallelerin Önemi
SDG ve yerel kaynaklara göre, Şam hükümeti ve SMO’nun saldırısı, “Türkiye kaynaklı, Kürt özerk yönetimini zayıflatma ve mahalleleri kontrol altına alma stratejisinin bir parçası.” Bu mahalleler, Halep’te Kürt direnişinin simgesi olarak görülüyor; Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê, yıllardır özerk yönetim ve öz savunma modellerinin öncülüğünü yapıyor.
Şêx Meqsûd, YPG ve asayiş güçleri ile mahalleleri koruyor ve Afrin’den gelen mültecilere güvenli bir alan sağlıyor. 2012’den beri özellikle Türkiye destekli silahlı grupların saldırılarına karşı kararlı bir biçimde duran mahalle, Kürt özsavunmasının Halep’teki kalbi olarak kabul ediliyor.
Eşrefiyê ise komşu mahalli olarak kültürel ve sosyal özerklik açısından kritik öneme sahip. Bu mahallelerin düşmesi, sadece bölgesel hakimiyeti değil, Kürt direnişinin sembolik gücünü de zayıflatacak.
Kürt kaynaklardan Hawar Haber ve Kurdistan Focus, mahalleleri “Halep’te Kürt öz yönetimi ve öz savunmanın kalbi” olarak tanımlıyor. Yerel habercilerden Ali Ammar, “Rojava ve Suriye’nin tümünde öz yönetim ve öz savunmanın en güçlü olduğu yer Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahalleleriydi” diyor.
Suriye dışı basında yansımalar
Batı ana akım medyası sıkça yaptığı gibi, olayları temkinli ve devlet politikalarıyla parelel bir dille ele almayı tercih etti.
İngilizce kaynaklar, saldırıyı “the renewed offensive on Kurdish quarters” (Kürt mahallelerine yönelik yenilenen taarruz) başlığıyla verirken; Fransız basını “des quartiers kurdes ciblés à Alep” (Halep’te hedef alınan Kürt mahalleleri) ifadelerini kullandı.
Bu yayınlar saldırıyı, ortada sayısız kanıt bulunmasına rağmen doğrudan Şam ile ilişkilendirmeden, gelişmeleri “saha raporları” üzerinden aktarmayı tercih ettiler. SDG ve yerel kaynaklar üzerinden aktarılan bilgiler, çatışmanın seyri ve halkın müdahalesi konusunda temkinli biçimde aktarılırken, sivillerin durumuna dair detaylar çoğunlukla ikinci planda verildi.
Devlet yanlısı Türkçe basın organlarının yaklaşımını ise, görünüşte “saray basınına” karşıt olan Cumhuriyet Gazetesi örnekleyebilir. Cumhuriyet’in haberi, saldırıyı şu ifadelerle aktarıyordu:
“Halep’te tansiyon tırmanıyor: Suriye ordusu ile terör örgütü SDG arasında şiddetli çatışma.”
Türk iktidar/milliyetçi basını gerçeği her zaman olduğu gibi ters yüz edip, halkın direnişi ve ablukayı kırma çabaları yerine, İslamcı/Irkçı Şam yönetim güçlerinin safında durmayı seçti.
Dün geceki çatışmalar, mahallelerdeki dayanıklılığı ve halkın kendi yaşam alanını koruma çabasını bir kez daha ortaya koydu. Halkın barikatları kaldırma girişimine yönelen saldırı ve Kürt öz savunma güçlerinin karşı saldırısı, HTŞ/SMO’nun sabaha karşı geri çekilmesine yol açtı. Ancak mahalleler hâlâ abluka ve saldırı riski altında; insani kriz sürüyor ve güvenlik tehditleri devam ediyor. Sosyal medyada Şam Hükümeti’nin “ateş kes” talep ettiği duyumları artmaya başladı. Ancak şu saatlere kadar henüz resmi bir doğrulama elimize geçmiş değil.
Editör: A. Haluk Ünal
Muhabir: ChatGPT










