Alerji olur, her yeriniz kaşınır. Bu durumda ilk elden bir doktora gitmek gerekir. Ancak bundan 40 yıl öncesine her yerde doktor olmadığından insanlar özellikle kaşınan sırtını gördüğü ilk duvara, taşa ve ağaça yaslar, sağa sola sürtünerek kaşıntısını giderirdi. Bir taraftan da eliyle vücudun kaşınan diğer yerlerini çekiştirirdi. Bunları yaparken de yakalandığı alerjinin kaynağını komşuları olduğunu düşünür ve onlara ver yansın ederlerdi.
Şimdi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Soğuk Savaş paradigmasından miras aldığı; karşıtları çatıştırma, birbirine boğdurma alışkanlığını ya da Kürt kaşıntısını ele alabiliriz.
Lavrov’un 9 Ekim 2025’te Kürt ve Kürdistan üzerine yaptığı açıklamasını kaşınma, kaşındırma veya kaşıdığı yaraları kanatma girişimi olarak görebiliriz. Bunun nedenlerini de şöyle değerlendirebiliriz;
Bir; 15-18 Ekim 2025 tarihleri arasında Arap Ülkeleri liderlerinin Moskova’da geniş katılımlı bir konferansları var. Bu konferansa Suriye’nin nameşru lideri El Şara da katılacak. Lavrov’un birinci mesajının Suriye Kürtleri ‘ayrılıkçılıkla’ suçlaması bu açıdan şaşırtıcı değil. Lavrov, Kürtlerin özerklik arzularının ABD tarafından körüklenen bir ‘oyun’ olduğunu iddia ediyor! Bu ‘oyunun’ da bölge genelinde ‘Kürt sorununun patlamasına yol açabileceğini’ ileri sürüyor. Rusya’nın da ”birleşik Suriye’nin” yanında yer alacağını ve mevcut Şam yönetimini destekleyeceğini belirtiyor.
Bu açıklamanın özü, Moskova’da 15 Ekimde 2025’te başlayacak konferans öncesi Arap ülkelerine ve Suriye yönetimine onlar daha gelmeden önce gönderilmiş, ” siz bizim çıkarlarımız gözetirseniz, bizde size Kürtleri sunarız” mesajı, bir karşılama açıklamasıdır.
İki; Rusya’da genel görüş; resmi, gayri resmi görüş Türkiye’nin ABD ve NATO adına Rusya’da Truva Atı rolünü oynadığı şeklindedir. ”Elimizi kesen iki ucu keskin bıçaktır ve fakat elimiz kanasa da şimdilik çıkarlarımız bu kanayan elde Türkiye’yi tutmalıyız”şeklindeki bu yaklaşım, baskındır.
Bu görüşe göre de Türkiye’nin en önemli, sürekli kaşınması gereken kanayan yarası da Kürt özgürlük korkusudur. Lavrov’un yukarıdaki açıklaması tam da bu yaraya tuz basmak için geldi.
Üç; bu açıklamanın diğer adresi, Rojava’ya kısmen ve somut olarak maddi ve manevi destek sunan ABD ve Avrupa Birliği’ne karşı Türk devletinin hassaslıkları üzerinden kendine alan açmak. Bir yerde de, Devlet Bahçeli’nin ”gerekirse Rusya Çin ittifakına gireriz” çıkışına cevap vermektir. ”Buyurun biz hazırız” demektir.
Dört; Rusya’nın İran’la imzalanan stratejik anlaşmalarına göre olası İsrail, ABD müdahalesinde Kurdistan’da olası bir defaktoya izin vermeyeceklerinin mesajını vermektir.
Ancak kazın ayağı hiç de Lavrov’un dediği gibi değildir. Çünkü Lavrov’un politik geleceğinin ömrü dolmuş, hatta mevcut durumdadır. Etrafı boşaltılmıştır. Primakov’dan beri örgütledikleri kadroların genel ağırlığı kalmamıştır. En son Bagdanov’un görevden alınması, işlevsizleşmesi ile zirve bu durum yapmıştır.
Rusya devletinin politika belirleyen diğer merkezleri de Lavrov gibi ne Türkiye’ye ne de Kürtlere bakıyorlar.
Akademi ve ana politika oluşturucular; Kürdistanı jeostratejik, jeopolitik denklemde Kürtlersiz Suriye’de ve genel Ortadoğu ve Kafkaslara kadar uzanan bölgede bir geleceklerinin olmadığını biliyorlar. Çünkü Kürtler yüzyıl önceki gibi aile ve aşiretlerin direnişindeki gibi lokal değiller, önlerinde bir kütle olarak 70 milyon civarında bütünlüklü Kürtlük var. Bu halkın dayandığı Fars Körfezinden Kafkaslar ve Akdenize kadar uzanan jeostratejik zemin var ve demografik olarak buralarda yerleşikler, jeopolitik anlamda da aktifler. Dolayısıyla politikalar buna göre oluşturuluyor.
Somut örnek olarak, Rusya kendisi bir federasyonken, kendi içinde 89 bölge, 24 cumhuriyet, 57 bölgesel il idareleri, 1 otonom bölge, 4 otonomi alanı, 3 federal il ve yerel yüzlerce kültürel otonomlar (Kürt, Çingene, Gürcü, Ermeni, Azeri, Yahudi vb.) varken; yani kendi içinde halkların bu kolektif hakları anayasal güvencelere alınmışken, bir sistemin politika yapıcılarının Lavrov gibi düşünmedikleri açıktır. Kaldı ki, Baas rejimine özerkliğin de içinde olduğu anayasa taslağını 2018 yılında sunan ve 2023’te Çeçenistan modelini öneren Rusya şimdi buradan geriye düşme, geriye çekme siyaseti izleyebilir mi? Bu kendi argümanları ile çelişmek olmaz mı?
Putin’in bu yıl başında ifade ettiği, “Suriye rejimi bizi dinleyip Kürtlerle birlik olsaydı bunlar başına gelmezdi” sözleri ortada dururken, yine “Batı yüz yıl önce Kürtleri kandırdı, ülkelerini dörde parçaladı, devlet kurmalarını engelledi” söylemleri halen de Rusya politik sahasında geçerliyken, bu açıklama neden şimdi sormak da gerekir.
Buna konjonktürel duruma göre bir açıklama veya taşları yerinden oynatma girişimi dense yeridir. Ancak, Rusya eğer Türkiye’yi NATO’dan koparacağına inanırsa değil Kürt ve Kürdistan’ı tüm Ortadoğu’yu Türkler işgal etse de ses çıkarmaz ve destekler.
Sonuç olarak ne Rus halkı ne de devleti Kürt haklının düşmanı değildir ama dostu da değil. Zaten devletlerden “dostluk” beklentisinin kendisi sorunludur. Çünkü politika biliminde temel derstir: Devletlerin dostları olmaz, ortak çıkarlarına göre ilişkileri olur…
Lavrov’un açıklamalarına ne kızalım ne de es geçelim. Uluslararası mücadelenin ana merkezi Kürdistan ve Kürtlerdir. Bunu bilelim. Ruslar Kürtlersiz Ortadoğu’da sağlam hiçbir yere ayak basamazlar.
Kürtlerin de yapması gereken, yapmamız gereken kendi argümanlarımızı geliştirmek, çoğaltmak, somut zeminde savaş biliminin kuralı olan: Savaşlar önce karargahlardaki hazırlıkta kazanılır düsturuna göre Kürdistan’ın dört parçasında da kendi özgün koşullarına göre her türlü mücadele yöntemine hazırlanmaktır. Bu mücadele ve hazırlık, birbirini gözetleyerek, büyüterek geliştirmektir. Diğer türlü “şu devlete dayanmak, şuna güvenilir, buna güvenilmez, şu dost, bu biraz daha iyi dost” beklentili olmak ve kendi zemininden kopuk mücadele etmek, baştan kayıp etmektir.
Evrensel var oluş ilkesi, her suyun akışı kendi kanalında olur, diğer bir deyişle herkes kendi sırtını kaşır. Tersi bir beklenti içinde olmak, sırtına kaşımak için el uzatan hançer de saplar, bunu bilmek gerekir. Kürdistan uluslararası sömürgedir sözüne göre mücadele etmeden Lavrov açıklamaları anlaşılmaz. Bu gerçeğe uygun olmayan her mücadele bizi günün sonunda duvar dibinde her şeyini kayıp etmiş ağlayanlara dönüştürür…










