Oktay Candemir: ‘İyiliksever’ Bir İşkenceci

Genel

Diyarbakır Cezaevinin tarihe bıraktığı iki büyük miras var. Birisi, ‘Ölürsem mezarıma halkına borçlu öldü yazın’ diyen Devrimci M.Hayri Durmuş, diğeri de mezarında ‘İyiliksever’ yazan işkenceci Esat Oktay Yıldıran. Biri direnmeyi miras bırakırken, diğerinin mirası zulmetmek oldu.

M.Hayri Durmuş ve Esat Oktay’ın yaşadıkları 41 yıllık savaşın hem sebebi hem sonucudur. Esat Oktay, sebeplerden biri, M. Hayri Durmuş ise sonuçlarından biridir. Hayri Durmuş, Esat Oktay’ın insanlık dışı işkencelerine karşı girdiği ölüm orucunda yaşamını yitirirken, işkencecisi Esat Oktay ise 1988’de İstanbul/ Halkalı ’da ‘Sana Laz Kemal’in selamı var’ diyen bir kişi tarafından otobüste öldürüldü.

Olay sırasında adı geçen Laz Kemal, yine Esat Oktay’ın cezaevinde işkence yaptığı Devrimci Kemal Pir’di. Sadece Esat Oktay Yıldıran değil, Dürüst Oktay, Raci Tetik, Zeki Kaman’da dönemin en bilindik işkencecileri olarak tarihe geçti.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Aliağıroğlu, “Esat Oktay, Sadece Diyarbakır’da değil, Mamak’ta ülkücülere de işkence yaptı” deyince, yeni bir tartışma başladı. MHP’li bir yönetici; “Mamak işkencecisi Esat Oktay değil, Dürüst Oktay’dır” diyerek Esat Oktay’ı aklamaya çalışıyor. Bir başkası ise, ‘Hiçbiri’… Mamak’ın işkencecisinin Raci Tetik olduğunu söylüyor.

Tartışma şunun üzerinden yürüyor: Hangisi daha acımasızdı, hangisi daha az işkenceciydi? Utanmasalar, bir yarışma düzenlenecek; ödül olarak kazanan işkencecinin heykeli dikecekler. Esat Oktay’ın adı geçtiğinde, “ama o dönemin şartları” diyenler çıkıyor. Dürüst Oktay için, “abartılıyor” diyenler var. Raci Tetik denince, “devlet refleksi” diyenler oluyor. Bu ülke, işkencecileri kendilerini savunma konusunda her zaman yaratıcı olmuştur. Bir zamanlar Beyoğlu Emniyet Müdürü olan Hortum Süleyman lakaplı İşkenceci Süleyman Ulusoy, Travestilere işkence yaptığı iddiaları için “Devleti zaafa mı uğratalım?” diyerek işkence ile devletin itibarını kurtardığını söylemişti. ‘Esat Oktay’ tartışması aslında bize şunu gösteriyor…

Bunca yıl sonra yeniden gündeme gelen işkencecilerin nasıl tartışıldığı… Tartışmanın biçimi amacını daha başından ele veriyor. Sorun kim daha çok işkence yaptı değil, işkencenin hâlâ savunulabiliyor olmasıdır. Sıradanlaştıran, meşrulaştıran bir tartışma bu: “Sadece Diyarbakır Cezaevi’nde işkence yapmadı; Mamak’ta ülkücülere de yaptı.” Deniliyor, mesela… Herkese işkence yapması onu daha mı masum kılıyormuş gibi konuşuyorlar. Daha iki yıl önce İzmir’de bir okula ismi verilen İşkenceci Esat Oktay Yıldıran’ın mezarına “İyiliksever” yazılıyor ama işkencede öldürülenin çoğunun mezarı bile yok. İşkencecinin adı arşivlerde “görev” olarak geçiyor. İşkencede ölenin adı ise, Cumartesi Annelerinin direncine müdahale eden polisin copunun gürültüsünde duyulmuyor.

Arjantin’deki askeri diktatörlükte insanlığa karşı suç işleyen, aralarında rütbelilerin de bulunduğu 48 eski askere ömür boyu hapis de dâhil uzun yıllar ceza verildi. Siz Türkiye’de hiç yargılanan bir işkenceci gördünüz mü? Çünkü Türkiye hukukunda işkencenin adı kötü muameledir ve bu da cezasızlık demektir. Dünya da işkencecilerin yargılanmadığı ve mezarına ‘İyiliksever’ yazılan tek ülke Türkiye’dir.

O yüzden diyorum ki, bu ülkede ne işkenceciler türesin, ne de Hayri Durmuşlar işkencelerde ölsün. Bunun yolu da işkenceyi meşrulaştırmak değil, işkenceciyi telin etmektir. Sorun Esat Oktay, Dürüst Oktay değil, Sorun, işkencecinin hâlâ çeşitli gerekçelerle mazur gösterilmesidir. Bu ülkede işkence bir suç olarak değil, hâlâ bir “görev ” olarak konuşuluyorsa; işkencede ölenlerin adı, fotoğrafları hala yasaksa…

Ortada geçmişle yüzleşememiş bir toplum değil, işkenceyle arasına mesafe koymamayı tercih eden bir devlet aklı vardır. Çünkü devlet aklının bir köşesinde her zaman şu yazar: “ Karıştırma, gün gelir, lazım olur”

İlginizi Çekebilir

Amerika: Türkiye’ye F-35 satışına dair tutumumuz değişmedi
Mecit Zapsu: Aydınlanmanın Bedeli…

Öne Çıkanlar