Rojava Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, Şam yönetimi ile varılan anlaşmanın detayları, esirlerin durumu ve Rojava’nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Komutanı Rohilat Efrin, Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen bir panele katıldı.
Panelin ardından Rûdaw’a konuşan İlham Ahmed, DSG ile Şam arasındaki anlaşma sürecinde bazı olumlu adımların atıldığını ancak esirlerin serbest bırakılması ve sığınmacıların geri dönüşü gibi temel maddelerde henüz ilerleme sağlanamadığını belirtti.
“Şam yönetimi Kürtlerin otonomi, dil hakları ve diğer taleplerini kabul etmezse, sizin ve Rojava’nın elinde başka ne tür bir alternatif var?” sorusunu yanıtlayan Rojavalı yetkili, “Bunlar temel haklardır, olmazsa olmaz. Müzakerelere devam edeceğiz, mücadelemizi sürdüreceğiz. Anayasa sürecinde büyük bir mücadele yürütülecek. Saldırı olmadığı sürece mücadele yöntemimiz esas olacaktır. Ancak bir saldırı olursa her millet kendini savunur. Soykırım karşısında tavrımız çok net olacaktır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Şam üzerinde etkili olduğunu dile getiren Ahmed, “Şu an Şam’da alınan kararlarda Türkiye’nin rolü ve eli var. Bu durum yaptıkları açıklamalarda da her zaman belli oluyordu. Her zaman DSG’nin kendisini tasfiye etmesi ve silah bırakması gerektiğini söylediler. Bu konuda Şam üzerinde büyük bir baskı kurduklarını biliyoruz” dedi.
İlham Ahmed’in Rûdaw muhabiri Zinar Şino’nun sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Rûdaw: Kürtlerin gözü bu anlaşma üzerinde. Yaklaşık bir aydır göreceli bir huzur var ama halk hala tedirgin. Bu anlaşmanın gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlham Ahmed: Anlaşmada bazı olumlu adımlar atıldı ve süreç ilerliyor ancak hala zorluk çıkaran meseleler var. Sürecin yürümesi için daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuluyor. Entegrasyon, askeri güçlerin ve iç güvenlik güçlerinin katılımı gibi yerel düzeydeki bazı maddeler uygulanmaya başladı.
Haseke Valisi’nin belirlenmesi de anlaşmanın maddelerinden biriydi. Bunun dışında eğitim ve ana dil konusu var. Bölgede uygulanan bazı maddeler olsa da Şam ile ilgili olan kısımlar henüz tam olarak başlamadı.
Kürtlerin Şam yönetiminde temsil edilmesi bu maddelerden biri ve henüz hayata geçmedi. İkinci konu Parlamento meselesidir, bu konu daha konuşulmadı.
Esirler konusu var; her iki tarafın da esirleri takas etmesi gerekiyor ancak bu henüz gerçekleşmedi. Ayrıca sığınmacılar henüz dönmedi. En temel meseleler esirlerin durumu ve sığınmacıların geri dönüşüydü, bu adımlar henüz atılmadı. Engeller var.
Rûdaw: Esir tutulan Kürtlerin sayısı çok mu?
İlham Ahmed: Yüzlerce kişi var.
Rûdaw: Sizin elinizde de onların esirleri var mı?
İlham Ahmed: Bizde de onlardan bazıları var.
Rûdaw: Kimin esir, kimin kayıp, kimin öldürüldüğü veya kimin şehit olduğu net mi?
İlham Ahmed: Hayır, net değil. Çünkü karmaşık bir süreçte tutuklamalar yaşandı. Bazı yerlerde şehitler oldu, bazı yerlerde yakalananlar oldu ve infaz edilme (tasfiye) şüpheleri var. Tüm bunlar yaşandığı için tam sayı belirlenemiyor. Tam bir rakam çıkaramıyoruz.
Rûdaw: Kobani’nin yaklaşık 48 köyünün halkı göç etti. Sizce halk ne zaman dönebilir ve göçmen meselesi ne zaman çözülür?
İlham Ahmed: Dün Halep’te bu konuda bir toplantı yapıldı. Kobani’den bu konuda görevli bazı arkadaşlarımız katıldı. Toplantıda bazı tartışmalar yürütüldü ancak son gelişmeleri henüz takip edemedik. Bugün bazı ilerlemelerin olması gerekiyordu.
Rûdaw: Kobani’deki durumun yakın zamanda düzelmesine dair umudunuz var mı? Halk hala gıda, su ve ilaç sıkıntısından bahsediyor. Birleşmiş Milletler yardım ulaştırdığını söylese de halk az olduğunu belirtiyor.
İlham Ahmed: Zorluklar çok fazla. Bölge üzerinde bir kuşatma var. Temel maddelerin girişi kısıtlı. Bir süreliğine Kobani’nin elektriği ve suyu kesilmişti, bu durum halkın yaşamını çok kötü etkiledi. Gıda girişi kısıtlı olduğunda ve sadece insani yardım çerçevesindeki miktar girdiğinde bu yeterli olmuyor ve durumu zorlaştırıyor.
Rûdaw: Sayın İlham Ahmed, sizce Cumhurbaşkanından Dışişleri Bakanına ve Savunma Bakanlığı yetkililerine kadar Şam yönetimi neden DSG’yi kabul etmiyor da diğer silahlı grupları kabul etti?
İlham Ahmed: Şu an Şam’da alınan kararlarda Türkiye’nin rolü ve eli var. Bu durum yaptıkları açıklamalarda da her zaman belli oluyordu. Her zaman DSG’nin kendisini tasfiye etmesi ve silah bırakması gerektiğini söylediler. Bu konuda Şam üzerinde büyük bir baskı kurduklarını biliyoruz.
Rûdaw: Türkiye ile ilişkileriniz yok mu?
İlham Ahmed: Var, onlarla da konuştuk. Onlar da bir çerçeve dahilinde entegrasyonun olması gerektiğini söylediler ancak onlara göre entegrasyon, DSG’nin tamamen Savunma Bakanlığı’na bağlanması ve DSG’nin ortadan kalkmasıydı.
Rûdaw: Sizce Kürtler Şam’a tek bir heyetle mi gitmeli? Yoksa bu anlaşmanın adımları biraz daha ilerledikten sonra mı ortak bir heyet oluşmalı?
İlham Ahmed: Kürt ittifakı için bir referans (lêveger) oluşturulması yönünde bir fikir ortaya çıktı. Biliyorsunuz bir konferans düzenlendi ve çok önemli kararlar alındı, orada bir heyet oluşturuldu. Kararların oradan çıkması ve onaylanması statüsünü daha iyi hale getirir. Şam’a gidiş kapsamında hem konferansta alınan kararlar tartışılmalı hem de anayasada yer alacak maddeler, ilkeler ve Kürtlerin hakları müzakere edilmelidir.
Rûdaw: Halk için çok önemli bir soru; çocukları son 14 yıldır Rojava’daki okul ve üniversitelerde Kürtçe eğitim gördü. Bu dil meselesi ne olacak? Cumhurbaşkanlığının Kürtçe dil hakkından bahseden bir kararnamesi var ama sonuçta bunun haftada sadece 2-3 saatlik seçmeli bir ders olduğu görülüyor. Kürtçe eğitim konusunu Şam yetkilileriyle görüştünüz mü?
İlham Ahmed: Evet, bunu görüştük. 29 Ocak’taki anlaşmada tüm öğrencilerin diplomalarının onaylanması konusunda anlaştık. 2011’den 2025-26’ya kadar olanların onaylanması gerekiyor. Diğer yandan, ana dilde eğitim için Milli Eğitim Bakanlığı ile bölgedeki eğitim kurulları arasında bir toplantı ve tartışma yapılması gerekiyor.
Eğitim Bakanı Haseke’ye gelmişti ve orada bir görüşme olmuştu. Bu konuda bir sonuç çıkması gerektiğine inanıyorum. Çıkarılan kararnamede ana dilde eğitimin “yabancı bir dil” gibi görülmesi doğru değil. Hem seçmeli olması hem de sadece 2 saat olması kabul edilemez. Kürtçe bir milletin dilidir.
Rûdaw: Kürtçe eğitimin anayasada yer alacağına inanıyor musunuz?
İlham Ahmed: Evet, olmalı. Bunun mücadelesini yürütüyoruz.
Rûdaw: Son iki soru; petrol, sınırlar ve havalimanları nasıl yönetilecek? Özellikle Kamışlo’da bir havalimanı var, sınır meselesi var, petrol ve yer altı kaynakları var. Bunlar ortak mı yönetilecek yoksa Şam’a mı devredilecek?
İlham Ahmed: Şu an genel olarak Haseke vilayeti için bir denge belirleniyor. O denge bölgenin özelliğini göz önünde bulundurmalı. Bu konuda bir tartışma yürütüldü. Kaynaklar türüne göre değerlendirilecek. Örneğin petrol merkezidir (federal), bazı şeyler yerel olur. Sınırlar merkezidir ancak bölge halkının o gücün içinde yer almasını söyledik. Havalimanında da yine bölge halkı çalışan olarak görev yapacak ama havalimanı yönetimi merkezi olacak.
Rûdaw: Son soru; eğer Şam yönetimi Kürtlerin otonomi, dil hakları ve diğer taleplerini kabul etmezse, sizin ve Rojava’nın elinde başka ne tür bir alternatif var?
İlham Ahmed: Bunlar temel haklardır, olmazsa olmaz. Müzakerelere devam edeceğiz, mücadelemizi sürdüreceğiz. Anayasa sürecinde büyük bir mücadele yürütülecek. Saldırı olmadığı sürece mücadele yöntemimiz esas olacaktır. Ancak bir saldırı olursa her millet kendini savunur. Soykırım karşısında tavrımız çok net olacaktır.
Rûdaw: Çok yoruldunuz, biz de sizi yorduk. Teşekkür ederim.
İlham Ahmed: Ben de teşekkür ederim.









