Avrupa kütüphanelerinde sayıları milyonları aşan kaynak var. Ama Kürdler bu kaynakları kullanma noktasında hiçbir gayret göstermiyor. Şimdiye kadar yazılmış olan ‘Kürd Tarihi’ kitaplarıyla yetinerek, bu 3000 yıllık tarihlerini aydınlatan kaynakları ellerinin tersiyle itiyorlar. Nejat Abdulla dışında bu alanda kalem oynatan yok… Unutulmamalı ki, ‘Tarih’ sadece geçmişin değil ‘Geleceğin’ de tapusudur.
Eğer ‘tahrif’ edilen ve ‘makul’ çerçevede yazılmış olan geçmişi kabul edersen, ne ‘anın’ meşruiyetini sağlarsın ne de geleceğin konuşma hakkını kendinde bulursun. İngiltere ve Fransa’nın 1900 sonrası için belirlemiş olduğu siyasal sistem çerçevesinde ‘saklanılan’ büyük bir geçmiş, yine onların kütüphanelerinde gizli….Bu yazının temel amacı Kürdlerin başta Bizans olmak üzere en azından MÖ 500 yıldan başlayarak değişik yazım biçimleriyle Batı dünyasının kaynaklarında yer aldığını göstermek. ‘Karduch’ formuyla başlayıp ‘Kurd’ formuyla biten bu süreç 2500 yıllık bir birikimin izlerini taşır. Bu değişimi en az on farklı dilde ve her asra en az birkaç eser düşecek şekilde takip etmek mümkün. 1900’den beri başkalarının çevirdiği bu temel kaynaklardaki ‘Kürd’ izleri değiştirilmiştir. Sadece bizim takip ettiğimiz 500 dolayında temel kaynakta Kürd kelimesinden başlanılarak ‘Kürde’le alakalı onlarca husus ‘gözden’ geçirilerek ‘makul bir şekilde’ sunulduğu görülmüştür.
Şimdiki bilgilerimize göre, Bizans egemenliğinde 800 sonrası Latince ve Grekçe kaynaklarda ‘Kuordoi’ ve ‘Curti’ formlarıyla yer verilen Kürdler; zamansal sürece ve dillere göre değişen biçimlerle farklı şekillerde yazılmıştır. Kürd sözcüğünün karşılığı olan yazım biçimlerinin başka yazma eserlerde olabileceği olasılığını bir kenarda tutup matbu eserler baktığımızda, temel başlangıç harfleri olarak ‘C’, ‘G’ ve ‘K’ simgelerinin Kürd adının ilk kısmı için kullanıldığını görmekteyiz.
Latince, Grekçe, İtalyanca, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce, Macarca ve İngilizce, Flemenkçe, İsveççe kaynaklarda 800-1900 yılları arasında kullanılan sözcük biçimleri şunlardır: Curdi, Curti, Curdorum, Kurdorum, Kurd, Kurdish, Koord, Koordish, Kourd, Kourdish, Khiurd, Kiurd, Giurd, Khiurdes, Curdes, Kurden, Kurdische, Kurdischen, Cordirus, Curdum, Curdus, Curtze, Curditze, Kurdos, Chourdes, Cordions, Curdoos, Kurts, Corduis, Corden, Curds, Courdes, Cordini, Curdus, Keurds. Curten, Kurdo, Curdia, Acrad, Ecrad, Ocrad, Kurdiski, Kurdi, Kurti, Cordes, Kourds, Curdy, Kurde, Koerdi, Koerden, Kürd, Kürdi, Kurte, Curdie, Curdiens, Curud, Gordes, Gordiens.
Bu kadar farklılığın en az iki sebebi var. Birincisi, 1900 öncesine kadar dünyada formel eğitim sisteminin olmamasından kaynaklı olarak yazı dilinin sabit olmayışı, ikincisi de yazarların kendi dillerindeki harf sistemiyle Kürdçe sesleri karşılamada zorlanmaları. Bu zadece Batı kaynakları için tek Doğu kaynakları da Kürdçe sesleri kendi alfabelerine uydurarak vermeye çalışmışlardır. Kürtçe’nin çoğu ‘Ç’ , ‘G’ ve ‘P’ seslerini barındıran kelime Arapça metinlere yansıtılırken değişime uğramıştır. ‘Kürd’ sözcüğüyle baraber birçok Kürdî kelime de değiştirilmiştir. Öyle ki en basit şekilde 19.yy.da kaleme alınan bir Almanca metinde Kürdçe ‘Sisê’ sözcüğü ‘ssessi’ formuyla verilmiştir. Bizans kroniklerinde devrin Mervani, Rewadi, Şeddadî Kürd hükümdarları da çok değişik bir imlayla yazıldığı için çoğu zaman bu kelimelerin ne anlama geldiğini kavramak için uzun zaman araştırma yapmak gerekecektir.
Belirtmek gerekir ki, 800-1500 yılları arasında yazılan Latince-Grekçe Bizans kaynakları ile, Eski Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce yazılan kaynaklarda Kürdleri ifade etmek için hem biraz önce bahsettiğimiz ‘Curt/Kurd/Kürd’ formaları, hem de ‘Medes/Medler’ kullanılmıştır. Batı kaynaklarında ayrıca 1200’den başlayarak “Medler ve Kürdler aynıdır” cümleleri sarf edilmiştir. Özellikle Saladin/Saladinus vb. adlandırmalarla kayıtlara geçirilmiş olan “Devletü’l-Ekrâd” hükümdarı Selahaddin Eyyubi için 1100-1500 yıllarında “Medya coğrafyasından”, “Med Hükümdarı”, “Şimdi Kürd olarak adlandırılan Med kralı” gibi açıklamalar kullanılmıştır. Benzer açıklamalar Süryani ve Ermeni kaynaklarda da geçmektedir. Ayrıca ‘Serazen/Müslüman’, ‘Pers’ ve ‘Tucia’ sözcükleri de yine bir genelleme adı olarak Kürdleri de kapsayacak şekilde kayıtlara geçirilmiştir.
Arapça’da Kürdleri ifade etmek için tekil biçimde “كردي (Kurdî)” çoğul biçimde “أكراد (Ekrâd)” ve “كرديون (Kurdiyyûn)” kullanılmıştır. Farsça’da Kürt kelimesinin en yalın ve tekil hali “Kurd (کرد), (كُرد )” şeklindedir. Özellikle klasik edebiyatta ve tarihi kroniklerde Kürtler topluluğunu belirtmek için canlı varlıklara gelen ekle “Kurdân (کردان)” yazılmıştır. Farsçada günümüzde çoğul anlamı vermek için “Kurdhâ (کردها)” ifadesi tercih edilmektedir. Osmanlı kaynaklarında ise tekil için “Kürd (كرد), ( كورد , Koord)” çoğul için “Ekrâd (أكراد)” ; “Kürdân (كردان)” veya “Kürdler (كردلر)” kullanılmıştır. Bu üç dilde de “Kürdistan” sözcüğü ise “(كردستان)” veya “( كوردستان)” “(كُردستان )” biçimiyle gösterilmiştir. 7.yy.da yazılan Pehlevice bir metinde de “Kurd-duxt/Fille du kurde/Kürd kızı” ifadesi yer almıştır. (Philippe Gignoux, 2010)
Günümüzde Süryanicede en yaygın terim olarak “Kurdo” kullanılır. Çoğul ifade için de “Kurdaye” tercih edilir. Klasik metinlerde kullanılan “Kardu” ve “Karduyaye” de bulunmaktadır. Daha çok Cizre bölgesini ifade etmek için “Kardu” kullanılmıştır. Kardu ifadesi MS 500’den itibaren görülmektedir. Azizlerin hayatlarına dair kayıtların bulunduğu İslâm öncesi tarihsel Süryanice metinlerde Botan/Cizre bölgesini kapsayan coğrafya için “Beth Qardu/Kardu Evi-Yurdu” terimi kullanıldı. Ayrıca Nuh’un gemisinin indiği Cudi Dağı’nı ifade için de “Turo d’Kardu/Kardu Dağı” şeklinde kullanıldı. 11/12. yüzyılda Süryani tarihçi Mikhail ve Bar Hebraeus açık bir biçimde Kürd devletlerinden ve aşiretlerinden bahsetti. 1682 tarihli “Le Mercure Galant, 1682, 4” isimli kitapta; İncil tercümelerinden “Elçilerin İşleri/Actes des Apôtres/Apostelgeschichte” bölümünün ikinci babında geçen “Parthi/Parhlar” kelimesinin Süryanice/Syriac ve Keldanice/Caldeens tercümelerde “Kerad” olarak geçtiği belirtilmektedir. Metinde açıkça “Kerad” kelimesinin “Curdes/Kürdler” anlamına geldiği belirtilmektedir (ss:70). Lois Moreri’nin (1643-1680) 1692 tarihli “Le Grand Dictionaire Historique” kitabındaki “Curdes (ss:309-310)” maddesinde beş büyük Kürd aşiretinin Parthlar’dan olduğu belirtildikten sonra, bir önceki metinde vermiş olduğumuz bilgi tekrar edilerek “Kutsal yazıların Süryanice ve Keldanice tercümelerinde” ‘Parthi/Parthlar’ kelimesinin ‘Kerad’ olarak aktarıldığı, bunun da ‘Curdes/Kürdler’ olduğu aktarılmıştır. Johann Franz Budeus’un (1667-1729) 1709 basımlı “Allgemeins Historisches Lexicon” isimli Almanca eserinde aynı husus tekrar edilmiştir (Curdes maddesi ss:784). Bu ifadeler sonraki yüzlerce ansiklopedi ve sözlükte de devam etti. 19.yy.da hazırlanan Süryanice çift dilli sözlüklerin bir kısmında da tekrar edildi. Edward Balfour imzalı 1885 tarihli “The Cyclopaedia of India and of Eastern…”de “Kurd or Kerad (ss:169)” ifadesi geçmektedir.
Modern Yunancada Kürdleri ifade etmek için tekil olarak “Κούρδος (Koúrdos)” çoğul olarak da “Κούρδοι (Koúrdoi)” yazım biçimi tercih edilmektedir. Symeon Logothetes/Magister (900-970?) 948-63 yılları arasında kaleme aldığı “Chronicon (Χρονικόν)/Epitomē Historiōn (Yunanca: Ἐπιτομὴ Ἱστοριῶν) /“Tarihlerin Özeti/Tarihlerin Seçkisi” isimli tarih kitabında “Κούρδων (Kourdon)” biçimini Kürtleri ifade etmek için kullanmıştır. 900-1500 yılları arasındaki Latince kaynaklarında ise “Curdi, Cordi, Kordi, Cardi, Curdorum, Kurdorum, Chordi, Churdi, Curdus, Curdiros, Cordini” vb şekillerle ifade edilmiştir. Birinci Haçlı Sefer’ni (1096-99) anlatan en temel kaynaklardan biri olan 1100 tarihli “Gesta Francorum et Aliorum Hierosolimitanorum (Frankların ve Diğer Kudüslülerin Amelleri)” da ise “Curti” tercih edilmiştir. Keşiş Robert/Robertus Monachus (1055-1122) tarafından Latince olarak kaleme alınmış olan “Historia Hierosolymtana” başlıkla kitapta bir yazım biçimi olarak “Curten (Basım:1482, ss49)” bulunmaktadır.
Diaconus Leo (950-992) tarafından hazırlanan “Leonis Diaconus Historia” isimli kitabında “Curdurum/Kürdler (basım:1864, ss:703)” geçmektedir. Johann Augost Vullers’in (1803-1880) 1864 tarihli “Lexicon Persico-Latinum etymologicum” sözlüğünde “Curdurum” kelimesi Arabi alfabeyle “Kord/Kürd (Kürdan/Kürdler, ss:172)” olarak verilmiştir.
Tommaso Bozi’nun (1548-1610) Latince 1593 tarihli “De signis Ecclesiae dei. 2.” isimli eserinde “Erat Salhadinus nationa Curdus/Kürd milletinden Selahaddin (ss:1325)” ifadesi açıkça geçmektedir. 1588 tarihli Latince “Annales Svltanorvm Othomanidarvm/Osmanlı Yıllıkları Eki” isimli kitapta da, dönemin Osmanlı padişahı II. Selim ve III. Murat dönemi anlatılırken, saraya çağrılan “Kürd Abudullah Bey” anlatılırken “Curdus/Kürdler (ss:133)” kullanılmıştır. 1591 tarihli “Historiae Musulmanae Turcorum” kitapta da Taceddîn el-Kurdî için “Tazzedin Curdus, Edebalis (ss:)”, “Tazzedin Kiurt” ifadeleri kullanılmıştır.

Bizans’ın son dönem tarihçilerinden Laonicus Chalconddyle (1423?-1490?) yazdığı “Athênaiu Apodeixis Historiôn” isimli Grekçe eserinde Curdi ile Curti bağlantısını işlemiştir. (1729, ss:374).

Giovanni Baptista Ramusio’nun (1485-1557) “Della Navigationi” isimli kitabında (ss:43-5) Curdi/Kürdler.

Haythonus/Hayton (Hethum, 1240-1320?) tarafından 1307 yılında kaleme alınan “La Fleur des Histoires de la Terre d’Orient (Doğu Toprakları Tarihinin Çiçeği)” adlı eserinin Jean d’Ypres/Johannes Longus (1290?-1383) tarafından 14. yy.da yapılmış olan “Livre des Merveilles (Harikalar Kitabı)” adlı Latince tercümesinde yer alan “Cordi/Curdi (Kürdler)”in gravürler. Fransa Milli Kütüphanesi’nde (Bibliothèque nationale de France), (Ms. fr. 2810). Nüsha tarihi: 1410-12.












